İŞTE GERÇEKLER !

45 Günde 14.4 Kilo Zayıflama Başarısı!

 

O aynaya bakan, aynadan size bakan gözlerinde yaşam ışığı olmayan insan kim? Neden size mahsun bakıyor? Nasıl bir yardım çağrısı bu? Çaresiz görünüyor. Hem de çok çaresiz...

 

Bakıyor ama mutsuz... Kendine bakan o vücudu gördükçe bu günlere gelmek için ne yaptım ben bile diyemiyor. Hiçbir şey hatırlamıyor. Sadece gördüğü kocaman bir vücut... Sonra kendini suçluyor. Ben yedim, çok yedim diyor... Yemeseydim olmazdı çünkü ona öğretilen bu... Yedin oldu. Çok yedin oldu. Sen yapamazsın. Sen zayıflayamazsın... Artık bunlar onun bilinçaltının en güzel köşesine kurulmuş, yerleşmiş. Hatalı olduğunu biliyor aynaya bakan o kişi... Neler var o bakışta ama kendi bile farkında değil. O sadece kendini biliyor ve frenleyemediği yeme isteğini...

 

Aynada başka bir şeyler görmek istiyor ama kendini göremiyor orada... Kendi diye bir şey kalmamış ki. Sadece kilolu biri var onu görüyor, yine suçluyor kendini... Almışlar elinden göremiyor. Çaresiz kalıyor, gidiyor. Nereye mi? Tekrar yemeğe tabii... Kendini tekrar orada buluyor. Artık çözümü yok ki onu mutlu eden yiyeceklere gidiyor... Alıyor zehiri içine... Fark etmez onların zehir olması... Zaten ne bekliyor ki? Koca bir hiç! Hayattan beklentisi mi var? Yine orada aynanın karşısında bir daha bakıyor. Kendini göremiyor ki... Orada sadece hüzünlü gözler ve bir vücut... Ağlıyor, ağlıyor neden ağladığını bile bilmeden ağlıyor. O döktüğü gözyaşlarının kıymetini bilmeden ağlıyor... Bilmiyor ki öyle baktığı için bir süre sonra o aynalara da küsecek...

 

Çıkıyor dışarı... Bu en kötüsü... Kalbine tek tek saplanıyor oklar. Kimi bakışla kimi sözle... En yakın sandıkları bile acımadan saplıyor zehirli okları kalbine hem de en acıyan yerine... Kalbini giyimle örtmeye çalışıyor. Alıyor, alıyor ama daha kötü acıyor içi, aldığı o bedenlerle ölçülerle... Ağlıyor kalbi, çok ağlıyor... Kaçıyor sığınağına koşuyor mutfağa ve yine orda geçici hazların yanında... Artık o zehirler acıtmıyor canını... Çıkışı yok ya ne olursa olsun... Çok derinlere gömdüğü insanı bilmiyor hissetmiyor bile. Dua ediyor. Diyor ki; bana bir mucize ver, beni mutlu edecek bir mucize ver sağlıklı olayım mutlu olayım ve hiç söyleyemediği kelimeler dökülüyor dudaklarından

 

Sağlıkla zayıflayayım ve mutlu olayım...





Öylesine istiyor ki kendi bile şaşırıyor haline... Uzun zamandır sadece yemiş içmiş ve çevresi için koşturmuş olan bu insan ilk defa kendi için bir şey istiyor. Güveni bitmiş, bitirilmiş. Kollarında güç kalmamış. Kalbinde sadece umutsuzlukları taşıyor... Çaresiz güçsüz... Beğenilmiyor ve üstüne üstlük eleştiriliyor. Bir tuğla daha konuyor kalbine... İyice ağır, tonlarca yükü var ezilmiş artık....

 

Ve bir gün o günün hayatını değiştirecek gün olduğunu bilmeden başlıyor güne... Alıyor eline iPad'i, geziyor nereye gittiğini bilmeden... Bir adam var orada bir sürü şey söylüyor. Ben bunları çok duydum diyemiyor. Gülüp geçemiyor, takılıp kalıyor nedense... İçinden bahsediyor. Kendisi olmaktan, içinin ağırlığından... Bize bırakın diyor. Bunlar ne böyle? Bunlar kim, nereye dokunmaya çalışıyor? Ben oraları öyle derinlere gömdüm ki kendim bile yerini unuttum diyor... Çok duyduğu şeylerdendir diye öylesine baktığı sayfada kayboluyor bir anda... Neler söylüyor öyle? Enerjisi dikkatini çekiyor sonra söyledikleri... Başaranların öyküleri diye bir yere giriyor orada ve artık bitiyor, kopuyor her şey... Ağlıyor, ağlıyor okudukça dinledikçe ağlıyor. Burası ne böyle diyor daha derinlere gidesi geliyor.. Kim bu HALİL KARGULU diyor? Nedir burası, nasıl bir yer? Bilmiyor daha hiçbir şeyi... Ettiği duaların kabul olacağı yerin kapısında olduğunu henüz bilmiyor.

 

Adamın hayatını okuyor. Bir amaç uğruna yaptığı fedakarlığı daha o zamanlar anlamadan sadece takdirle ve şaşkınlıkla okuyor. Kamp diyorlar... Gülüyor benim hayatımda kamp nasıl olur ki diyor ama farkında olmadan adımını attı artık oraya...

 

Birden bir kelime başaranların ağzından okuduğu o kelime... ''Kilobekçisi'' O kelime bile sıra dışı... Biz herkesin bildiği ama içimize dokunmayan etkilemeyen bir kelime tercih etmedik diyorlar... O kelimenin içini dolduran o insanları araştırıyor biraz. Uzun soluklu eğitimlerle ve bazen yaşanmışlıklarını da yanlarına alarak oraya geldiklerini, psikolojik sınırlarının üst seviyede olduğunu öğreniyor. Kendinin de bunu deneyimleyeceğini henüz bilmiyor.

 

KİLOBEKÇİSİNE, bana dayanıyorsun ya helal olsun sana dediği günler gelecek.

 

Adım atıyor o dünyaya ve o gün içi bir tuhaf... Ne olduğunu bilmiyor ama bir şey çekiyor onu... Elinin o telefona gitmesi uzun sürüyor, her gün okuyor onları çünkü sindiriyor. Onun bilmediği şeyler... Dünyasında yalnızken güvensizlik aşılanmış. Bir gün Halil Kargulu diye biri çıkıp geliyor ve her şeyin değişeceğini söylüyor...

 

Arıyor bir akşam üzeri... Dibinde olduğu ruh haliyle... Bir sıcak merhaba... O saatte bıkkın değil mutsuz değil... Adını koyamadığı bir şey hissediyor seste. Kısa olacağını sandığı konuşma uzuyor, uzuyor... Şaşkın çok şaşkın... Dinliyor, konuşuyor, dinliyor...

Konuşma bittiğinde öylesine oturuyor uzun uzun... İçine serpilen minik tohumları hissediyor... Günler geçiyor, en umutsuz ve mutsuz günlerinin birinde telefon çalıyor. Yine sıcak bir merhaba ve nasıl olduğunu soruyor. Neler oluyor kimse beni merak etmezdi ki diyor içinden... Ben yardım istiyorum dökülüyor dudaklarımdan... Onun için buradayım diyor o ses. Başlayalım artık diyor. Prosedür kısımları bir hafta kadar sürüyor ama o telefondaki ses onu hiç yalnız bırakmıyor o süreçte. Günü söylüyor işte o gün başlayacağız diyor. O gün geliyor ve o kişi artık o gün hayatını değiştirecek bir dünyaya adım atıyor ve artık ben olmayı seçiyor...

 

Ben olacağımı bilmeden açıyorum sayfamı... Benim bana ait diyorum ve karşımda Merhaba diyen, beni sıcacık karşılayan biri... Başlıyor her şey...

Arkana yaslan yolculuğumuz başlıyor diyor bana bırak her şeyi diyor sonra saniyeler kadar çabuk geçen ama içine benim tüm yaşamımı sığdırdığım yolculuğumuz başlıyor...





Onu tanımlayamıyorum. Bana ne iş yapıyor deseler sadece o hayat, umut, bilgi, tecrübe ve o bana gönderilen mucizenin kaptanı derim...

 

Bana altın bir anahtar sundu ve adı TURBOMEND olan bu anahtarla birlikte her kapıyı açmayı vaat etti. Ben size KİLOBEKÇİMİ anlatamam ki... Gerçekten anlatamam... Benim içimde var olduğunu bile bilmediğim her şeyi tek tek ortaya çıkardı. Üstü kapanmış her şey birer birer tozları alınıp görünecek yerlere yerleşti. Nasıl anlatayım ki seni ben? Sen her gün, her saat benimle ben oldun. Benim üzüntümü yaşayıp üzüldün. Mutluluğumla güldü yüzün. Enerjime enerji kattın. Kimin hayatında onu her saniye karşılıksız düşünen biri var? Hüznümü aldın götürdün. Beni hep hissettin. Hemen yanı başımda hissettirdin kendini... Bana her gün yeni bir şeyler kattın...


Cesaretlendirdin ... Yapabilirsin dedin hep... Günler geçti ve geçiyor ama içimden kalkan yük benim bütün hayatımın yükü... Bu kadar kısa zamanda yaptıkların inanılmaz. Bana beni öğrettin, kendimi tanımaya başladım. Her güne sevinçle ve heyecanla uyanmayı öğrettin. Bugün hayat bana ne sunacak neleri yakalayacağım hayatta diyebiliyorum artık. KİLOBEKÇİM biraz sonra benimle olacak ve neler öğreneceğim neleri keşfedeceğiz birlikte diyorum. Adım atmayan ayaklarıma yürümeyi ve hatta koşmayı öğrettin ya bu yaşımda... Enerji depom Turbo'mu yudumlayıp adımlarımın zevkine varmayı öğrendim.

 

YENİDEN DOĞUŞ demişti Halil Kargulu yazısında... O süreci yaşamanın mutluluğundayım şimdi....


Mutlaka kapısını çalan herkesle tek tek ilgileniyordur... Artık inanıyorum buna. Ben bilmesem de o biliyordur beni ve sürecimi. İnanılmaz bir şey... Böyle bir sistem nasıl düşünülür ve hayata geçirilir... Önce ruha dokunan sonra yeniden yaratan... Ee bir sürü şey söyledim ama nerede o aynadaki insan? O ne oldu? Beni yeniden yaratan, içimdeki ağırlıkları tek tek kaldıran sevgili KİLOBEKÇİMİN ve Turbo'mun bana hediyesi, farkına varmadan vermeye başladığım kilolar oldu. Hiç anlamadan bir baktım ki çevremden hayret ve beğeni sözleri gelmeye başlamış...


Şu an o süreçte olduğumdan çok ifade edemiyorum. Sadece mutluyum artık kendimle ve aynalarla barıştım... Aynada içimi bile görebiliyorum artık. Burada, bu ailede öncelik benim ve benim iç dünyamın aydınlığı... Kilo veriliyor ama bunu çok konuşmuyoruz bile... Kendimizi şartlandırmıyoruz kiloya... Öncelik mutlu, huzurlu, hayata kendi olarak bakabilen ben...

 

Muhtemelen bu yazıları görmeyecek ama yine de ben bu sistemi düşünüp hayata geçirdiği için kendim olarak söyleyeyim, beni kaybolmuş iç dünyamdan çıkarıp bugüne gelmemi sağladığı için, yaşamıma SENİ kazandırdığı için Halil Kargulu'ya teşekkür ederim...

 

Var olmak başka şey var olduğunun farkında olup bunu göstermek başka... Başta sen olmak üzere bu ailede bir yerimin olmasını sağlayan herkesin yolu çok ama çok açık olsun... Daha beraber çok yolumuz var. Ben daha yolun başında hissediyorum kendimi... Benimle olmandan, beni hissetmenden, her şeyimi paylaşmandan ve bana hep güzeli göstermenden öyle mutluyum ki... Artık her hücremde gücümü hissetmeye başladım. Hayata ben de varım diyebilmek ne güzel....

 

Dipte olduğunu düşünen herkese sözüm olsun... Çok şeyler birikti oraya giderken bile... Şimdi yukarı çıkma zamanı... O biriktirdiklerimizi artıya çevirme zamanı... Yaşanmışlıkları gülümseyerek anmak için şimdi harekete geçme zamanı, mutlu olmak herkesin hakkıysa eğer ayağa kalkıp ben de istiyorum demek zamanı... Bir adımla başladı her şey, sonra bir bakıyorsunuz koşmuşsunuz...


A.K.U


Not : HK Performans üyesine değerli yorumları için teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz.


Açıklama :

HK Performans 2006 yılından bu yana KALICI, SAĞLIKLI ve EN HIZLI ZAYIFLAMA yöntemleri üzerine son derece tecrübeli ve donanımlı rehberler ile hizmet veren bir eğitim ve danışmanlık kurumudur.

OBEZİTENİN nedenlerini ve kesin çözümlerini çok iyi bilen, sizden aldığı geniş veriler ile BUTİK yani kişiye özel olarak geliştirilen eğitim ve uygulamalarla sizi, GELİŞEREK ZAYIFLATIR. Tam TESLİMİYET ve HK'ya GÜVEN ile sisteme gelen kimse yarı yolda bırakılmamıştır. Gerçeği gören herkesin bir gün içeri gireceği yer tam olarak burasıdır! Bu denli zengin içerikli bir ZAYIFLAMA sistemi ile geçerliliği kanıtlanmamış yöntemler bir tutulamaz.

HK Performans, sizlerin imkanına göre danışmanınızın size sadece bir tuş kadar yakın olduğu YENİ NESİL ONLINE KİLOBEKÇİLİĞİ ve Üstün Performans Uzmanı HALİL KARGULU'nun da eşliğinde yemyeşil güzellikler, doğa içinde arınacağınız ZAYIFLAMA KAMPI olarak hizmet vermektedir. Her iki zayıflama sistemi de son derece başarılı olup, hedef odaklıdır.

Siz de hayalinizdeki elbiseyi giymek, potansiyelinizin zirvesini keşfetmek için bu kapıdan içeri girmeye çalışın. OBEZİTENİN KADER OLMADIĞINI size de kanıtlayalım!



HK PERFORMANS EĞİTMENLERİ


Etiket :  zayıflama,zayıflama kampı,turbomend,kilobekcisi,yatılı zayıflama kampı,online zayıflama,kilo vermek,hızlı zayıflamak,hızlı kilo vermek,geliserek degisim,hk performans,vücudun sifresi,halil kargulu

 

« Geri