İŞTE GERÇEKLER !

83 Kilodan 56 Kiloya, Toplam 27 Kilo Zayıflama Başarısı(Resimli)

 

"Duygusal ve sosyal anlamda en güzel günlere... Sevgilerle...
Halil KARGULU" imzalı bir kitapla başladı benim yolculuğum...

 

'Vücudun Şifresi' kitabını hızlı bir şekilde okudum. Bu kitap benim için alışılmışın dışındaydı. Kitabın içeriği uzun bir süre hep aklımda kaldı. Web sitesinden de takip ettim. Ama bir türlü adım atmaya cesaret edemiyordum.


Aradan yıllar geçti, koşullar değişti, mekanlar değişti, değişmeyen tek şey ise içinde bulunduğum bedenle sürekli
www.vucudunsifresi.com adlı web sitesini takip ediyor olmamdı. Bu zaman içinde arada sırada kitaptaki egzersizleri yapmaya çalışıyordum. Hiçbir zaman düzenli spor yapma gibi bir alışkanlığım olmadı. Oğlumun doğumundan sonra kilom 90'lı rakamlara kadar ulaşmıştı.



Bu süre zarfında kendi yöntemlerimle kilo verdiğim zamanlar da oldu, hatta neredeyse ölümden döndüğüm zamanlar da.  Sonuç ise; her seferinde başladığım noktaya üstüne  fazla kilolar koyarak geri dönmek oldu.  Bu gel-gitler içinde haliyle mutsuz, hırçın, agresif bir şekilde sınırları çizilmiş,
kendi  ruhunu taşıyamayan biri haline dönüştüm.

Bu şekilde yaşadığım hayatta bir şeylerin ters gittiğini hissediyor ve biliyordum ama bu gidişatı değiştirecek ne gücüm vardı ne de değiştirmek için herhangi bir çabam. Sözcükler, eylemler, kafamın içinde başıboş dolanıp duruyordu.

Yemeklere olan düşkünlüğüm iyice artmıştı. Eksik hissettiğim her duygunun, eylemin yerine yemek yemeyi koydum. Stresli her durum için, 5-6 lokma ilave ediyordum.

Kendimi beğenmiyor ve sevmiyordum. Birilerinin beni beğenmesi, umurumda bile değildi. Görüntümün yanında, asıl sıkıntı RUHUMDAYDI. Kendi ellerimle, düşüncelerimle ruhumu tozlandırmış, paslanmaya bırakmıştım. Bir şeyler değişmeliydi, ciddi bir temizliğe ihtiyacım vardı. Kendi karanlığımla aydınlığım arası gidip geliyordum. Sürekli yiyen, yedikçe doymayan bir bedene sahip olmuştum. 5 - 10 yıl değil, 38 yıldır, neredeyse bir insan ömrü kadar uzun... Artık kararımı vermiştim. www.vucudunsifresi.com adlı web sistemine KiloBekciliği/Gelişerek Değişim üyeliğine aktif olarak girecektim. Bu dönemde meşhur bir diyet programıyla 94 kilodan, 84'e  düştüm.  Halil Bey'in Vücudun Şifresi kitabını tekrar okudum ve kendi  çabamla ideal  kiloma  inemeyeceğim  iyice  kafama  dank  etti.

Başvurudan 1 ay önce 10 kilo daha verdim. Gerekli formlar dolduruldu, sağlık tahlilleri yapıldı ve üyeliğim resmen başladı. Kilobekçiliği hakkında, başaran yorumlarından biraz bilgi sahibiydim. İçimde bir yerlerde sisteme, az da olsa inancım vardı. Kitabı okuduktan sonra anladım ki; Halil Bey'in bir bildiği olduğu kesindi. En çok hoşuma giden ise; «Düzeni tamamen karşısına almayı, göze almasıydı».

Başaranlar köşesini çok fazla okuyordum. Acaba kurgu mu diye düşündüğüm oluyordu. Tedirgin, çok bilmiş oklarımı fırlatmaya her an hazırdım.

 

"Sen kimsin?" diye sorduğumda,

aynadaki "senim" diyordu.

Kilobekçimle tanışmamda heyecan ve şaşkınlık içindeydim. Kilobekçimin donanımına hayran kaldım. Yazdıklarıma anında cevap veriyor, zor sorularıma bile «bana mısın» demiyordu.  Süreçlerle ilgili bilgi verildi. Kısa ve öz olarak çemberi, çiğneme sanatını, yudum yudum hissederek su içmeyi, bakış açılarımız, zehir miktardadır, süreç bilinci, kalorili düşünceler ve gelişerek değişimin gidişatı ile ilgili bilgiler verdi. Sürekli rahat olmamla ilgili temkinlerde bulundu. Kendimi ona bırakıp yolculuğun tadını çıkarmam gerektiğini söylüyordu. Bense kuyruğumu hala dik tutuyordum ama yavaştan Kilobekçime güvenmeye başlamıştım. Kâbus; haftanın cuma günleri, adı da tartıydı. Fakat benim besleyip büyüttüğüm, o kadar çok engelim vardı ki... İletişime çabuk geçen bir ruh değildim. Kendi çizgisinden zor kurtulan mükemmeliyetçi bir yapıya sahiptim. Aylarca sürecek bir arınma programına başladığımın çok sonra farkına varacaktım. Nefes egzersizleri başladı ve ben ilk defa gerçekten nefes aldım. Yavaş yavaş hareketlenmeye başladık. Önceleri zor geldi. Ama gün geçtikçe ayak uydurmaya hatta sevmeye başladım. Öyle ki bir dönem keyif alacak bir şekilde hareketlerimi arttırdım. Bedenim öyle hantaldı ki sürekli daha çok çabalamam gerekiyordu. Benim için en kolayı da besinlerde gerçek doyumu, çiğneme sanatını, zehir miktardadır algısını benimsemek oldu.

Fiziksel ihtiyacın dışındaki besinlerin yerine, fiziksel hareketliliği, 'gerçekten ihtiyacım var mı'yı koymaya başladım. Kilobekçimden o kadar çok şey öğreniyordum ki, Fiziksel Açlığın tarifini bile ilk kez ondan duydum. O güne kadar gerçekte hiç acıkmadığımı fark ettim.

Zaman ilerliyordu. Günlük hayatım yavaş yavaş değişmeye başlamıştı. Ama kalorili düşünceler asla yakamı bırakmıyordu. Bu yüzden, Kilobekçimle her gün saatlerce kalorili düşünceleri kovmaya çalışıyorduk.

Bazen, kilobekçimi merak ediyor, kendisine büyük bir hayranlık duyuyordum. "Sen kimsin?" diye sorduğumda, "aynadaki senim" diyordu.

Garip geliyordu ama bir süre sonra "sen, bensin" demeye başladım.

Nasıl bir insandı ki; bu kadar olumlu düşüncelere sahipti...

Sabahları aynanın karşısına geçiyor, gülümsüyor, zor da olsa bugün yine çok güzelsin diyordum. Evin içinde hareketliliğim artmış, bir hayli de kilo vermeye başlamıştım. Stres ve olumsuz düşünceler, Kilobekçimin yazıları ve bakış açısıyla değişmeye başlamıştı.

Sıkıntının şiddeti, azalmaya başlamıştı. Bazen ciddi sıkıntılar yaşıyordum ama eskisine göre daha hafif atlatıyordum. Kilobekçime olan inancım iyice artmıştı. Her gün kendisiyle, bendeki hiç bilmediğim yönlerimi keşfediyordum. Kilobekçim, samimiyetimi, umudumu, hayallerimi, çevremdeki güzellikleri her defasında bana hatırlatıyordu. Her ne arıyorsak çok uzağımızda değildi. Her gün saatlerce, kendim için zaman ayırır olmuştum. Defalarca gittiğim yerleri yeniden keşfediyordum. Doğaya ve doğala olan düşkünlüğüm Kilobekçim sayesinde her geçen gün artıyordu.

Kimseyle paylaşamadığım ruhumun sığ köşelerini, kendisine rahatlıkla anlatıyordum. İyi bir dinleyiciydi.

Ben kimdim? Başlangıçta koyulan hedeflerim vardı. Ama sadece tartı değeri ve sayılar olarak kalmıştım.  Zaman geçtikçe sayıların önemi azaldı. 56 kiloda ince ölü bir ruh olarak yaşamımı sürdürecektim.

Benim dünyam bu kadar küçük olamazdı.

Kilobekçimle her gün psikolojik anlamda arınmaya devam ediyorduk. Ciddi bir rahatlama ve hedefini her yönden görebilme durumum iyice belirginleşiyordu.

Zihinsel, fiziksel ve sinirsel olarak Kilobekçim tüm olanaklarıyla yanımdaydı.

Değişiyordum, farkındaydım.

Her gün yeni uğraşlar buluyordum. Sahilin, güneşin, suyun ve havanın tadına ilk kez bu kadar yakından bakıyordum. Kilobekçim sayesinde yalnızlık korkutmuyor, tam aksine keyif veriyordu.

Oğlum mu büyüyor? Ben mi küçülüyordum? Yoksa beraber mi büyüyorduk? Aslında ben küçülüyordum. Küçüldükçe özüme dönmeye başlıyordum, çocuk ruhumu Kilobekçimle beraber tazeliyorduk. Kilobekçim "hala doğmadın" dese de, ben derin bir uykudan uyanıyor gibiydim...


Kilobekçisi; dudaklarında  yarım kalan şiiri tamamlayandır.

Sahilde bulduğun, parlak taş,

Yorulduğun anda gölgesinde dinlendiğin çınardır.

Sabah ve akşam seninle güneşi ilk karşılayandır.

Eylemlerindir, fırsatlarındır.

Boy aynandaki sen'dir.

Gülümseyişindeki otuz iki diştir.

Ruhunun şifacısı,

Omzuna dokunan eldir.

Çalan müziğin melodisidir.

Her daim evindeki konuğundur.

Sen uyurken, senin için uyumayandır.

Vazgeçtiğin anda 'yeniden başla' diye ruhunu uyandırandır.

Kanatlarını tamir eden ustandır.

Toprağa yakınken gökyüzünü de gösterendir.

Kilobekçisi;  An'ı Yaşayalım'dır. Keyif aldığın, içindeki çocuk ruhundur. Cesaretin, adım attığı ivmedir. Otuz sekiz yılını, sekiz aya sığdırandır.

Her gün yeniden başladığın, andır. Kanıtların, geri kalan hayatın sigortasıdır.

'Bunu Ben Başarabilirim'dir.

Kendi gerçekliğini hissettirendir.

Kendi hikayenin yönetmenidir.

Kendine yolculuğunun başaranıdır.

Senin içindeki cana en yakındır.

Umudundur, geleceğindir.

                           

Düzenin dayatmalarına çoktan ipi göğüslemiş yeni evimizdeyiz. Hepimizin hikâyesi farklı olsa da aslında hepimiz aynı denizlerdeyiz. Ya rüzgârı bulup yola devam edeceğiz ya da kimse çığlığımızı duymadan boğulup, kaybolup gideceğiz. Biz şanslıyız; çünkü kendi rüzgârımızı seçtik. Ayrı ayrı renklerden dokunan gökkuşağı gibiyiz. Yeni evimizde gönül bağlarımız her daim güçlenecek ve bir gün kilokardeşlerimizi gerçek kardeşlerimizden ayıramaz hale geleceğiz.

Sisteme girdiğimde Kafka'nın 'Dönüşüm' romanından "Gregory Samsa tedirgin düşlerden uyandığında  kendini devcileyin bir böceğe dönüşmüş buldu" diye başlayan bir hikâyem vardı. Ama şimdi o hikâye,  HK PERFORMANS ve Kilobekcim sayesinde kendi devrimini yapmak için ilerleyen bir ruha dönüştü.

Başta her şeyim kilobekçime, beyninin tamamını kullandığına inandığım Halil Kargulu'ya, HK Performans'ta çalışan diğer kilobekçilerine teşekkür ediyor ve üzerimdeki emeğini ancak kendi devrimimi yaparak  ödeyebileceğim "HK" ailesini tüm kalbimle kucaklıyorum.

                                 

B. Şahin

 

Bu anlamlı ve içten yorumu içten üyemize teşekkürlerimizi sunuyor bu başarının kilo problemi olan herkese örnek olmasını diliyoruz.

Her şeyde olduğu gibi zayıflama sektöründe de tüm sorunların kaynağı yetersiz iletişimdir. BİZ BUNU ORTADAN KALDIRDIK. Sizlerle aynı yolda yürümekten aldığımız keyif tuttuğunuz elin sıcaklığından belli değil mi...

BU SİSTEMDE BAŞARISIZLIĞA, BU SİSTEMDE UMUTSUZLUĞA, BU SİSTEMDE DUYGUSUZLUĞA YER YOK!

Duygularınız bizim için önemli! Ruhunuza hitap eden bir sistem tüm bedeninizi derinden etkileyecek ve sizi Gelişerek Değiştirecektir.

HK Performans Sadece Bir Zayıflama Sistemi Değil; Hayatı Şekillendirmeye Adanmış Bir Yoldur.

Bu yola çıkma cesaretini gösterenler ideal kiloda sağlıklı ve mutlu bir geleceğin anahtarına sahip olacaktır.

ASLA BAŞARAMAM DEMEYECEKSİN! DENEYECEKSİN VE YANILDIĞINI GÖRECEKSİN.

BİZİMLE YOLA ÇIKMAK İSTER MİSİN?

 

HK Performans

hk.com.tr


 Etiket: 'Vücudun Şifresi', Halil Kargulu, HK Performans, Zayıflama Sistemi





Bizi 
Facebook Adresimizden takip edebilirsiniz: www.facebook.com/HK.Performans

 

« Geri