İŞTE GERÇEKLER !

23.8 Kilo Zayıflama GERÇEK BAŞARI HİKAYESİ

Profesör ?3 ayda 3 kilo verebilirsen madalya takarım? dedi, 

Ben 23 kilo verince Prof. şaşırdı.

 

 


              Bu resim başlangıç fotoğrafıdır.

Benim için kilobekçiliği ?o çocuk dünyamdaki?, hayalimin yıllar sonra bugünlerde fazlasıyla gerçekleşmiş olması demek?

 

KÜÇÜK TIRTILIN KELEBEĞE YOLCULUĞU

 

?bedenim hızla büyüyüp genişlerken dünyam olabildiğince küçülmüş dört duvar arası olmuştu. Ve tekrar önce dualarıma, sonra kitaplara sığınmıştım ki (bu dualarıma bir cevap olsa gerek ) bir gün evde masanın üzerinde ??VÜCUDUN ŞİFRESİ ?? kitabını buldum?

 

??benim kendi şartlarım yüzünden bu süreçte çok zorlandığım nefesimin kesildiği zamanlar da çok oldu? ama burada gördüğüm destek ÖYLESİNE GÜÇLÜYDÜ Kİ hiç düştüğümü hissetmedim?

 

Ve BAĞIMLILIKLARIM?  

 

 

 

Üyelik süreci İlk-Son Kilo ve cm Farkları

 

 

Sıra

Tarih

Süre

Kilo

Bel

Basen

Göğüs

-

2012

(Başlangıç) 

      83.6 kg

112 cm

122 cm

100 cm

 

 

   -

01.09.2012

  Son  gün   

 59.8 kg

 90 cm

101 cm

90 cm

 

 

 

İlk-Son Kilo ve cm Farkları İlk kg.

23,8 kg

Bel 22 cm

Basen 21 cm

Göğüs 10 cm

Toplam Başarı Oranı (V.A. %' si)

28.47

19.64

17.21

10.00

 

 

GENEL DEĞERLENDİRME

 

HER ŞEY; ?İÇTEN BİR GÜLÜMSEME DE SAKLIYMIŞ? MEĞER  :)

 

Not: Burada okuyacağınız değişim Hikayesi; Gerçek bir ?yeniden doğuş? hikayesidir. Farklı zamanlarda anlık duyguları yansıtan ve tüm süreci detaylıca anlamanıza yardımcı olacak 5 farklı  değerlendirme yazısı, tüm içtenliği ile BÜYÜK DEĞİŞİMLERİ yaşamayı  isteyenlere yol göstermesi ve model olması için alt alta yayınlanmıştır. Burada yazılan tüm makaleler aynı  üyeye aittir.

 

Kilo alma hikayemi ana hatlarıyla da olsa çok anlattım.

Tekrara gerek yok. Gelelim vermeye :)

 

Ben; birden hızla aldığım kilolar, berbat bir sağlık durumu ve beraberindeki çökmüş bir psikolojiyle, gerekli can sıkıcı şeyler konuşulup konu kiloya gelince, o zamanki Doktorumun (diyabet alanında çok bilinen bir profesör olduğunu belirteyim. çünkü gerçekten saygı duyduğum biridir, her ne kadar Kilo verememem ile ilgili  söylediklerine kızsam da :) ) Bana söylediği ?bir daha ki gelişinde (3 ay sonra) 3 kilo vermeye çalış,? ben gözlerini kocaman açıp şaşkınlıkla;

 

3 ayda sadece 3 kilo mu dediğimde ise, bana; ?sen 3 kilo ver, ben sana madalya takacağım? dedi.

 

Tabi çok kızmıştım o zaman bu söze J ilk duyunca çok kötü geliyor, sizde sanmayın benimle dalga geçmek için, ya da biraz olsun hırslandırmak için böyle söyledi;

 

Sağlık durumum ve psikolojik durumum öyle kötü, öyle kötüydü ki, gerçek buydu, 3 kilo bile veremezdim. Ve veremedim de:(  O muayenehaneden; ?elimde yine alanında ünlü, benim randevu almam mümkün olmayan bir psikiyatri profesörüne özel bir rica yazısı (benimle ilgilenmesi için ) ve zayıflamam için reçete ile satılan bir ilacın reçetesiyle çıktım :(?


Geçen birkaç yılda sağlıkla ilgili daha bir sürü olumsuzluk yaşadım. Bunları geçiyorum şimdilik.

 

Not: üye dosyasından alıntı;  Sağlık Araştırma Soruları;

 

Cevap: ?19 yıldır tip 1 diyabet (şeker) hastasıyım. İnsülin kullanıyorum. Hatta şimdi insülin pompası kullanıyorum. şekere bağlı birçok komlikasyonda mevcut. (gözlerde kanamalar ve lazer tedavileri hatta katarakt ameliyatı geçirdim. hafif sinir hasarları, böbrek hasarları tedavi ve kontroller devam ediyor, kullandığım ilaçlar var) yaklaşık 4 yıldır da tiroid problemleri yaşıyorum. önce hormonlar çok yüksekti, yavaşlatmak için ilaç kullandık ve normale dönünce kestik. Bir buçuk yıl sonra tekrarladı bu sefer küçük nödül de vardı. Gerekli tetkikler yapıldı 18 ay tekrar ilaç kullandım. Şuan normal ve ilacı kestik. takip ve tedavi devam ediyor. ve ne zaman tutacağı belli olmayan migrenim var.?

**

Cevap: ?duygularla değil de şekerle ilgili (yüksekken ve düşükken) acıkma duygusu yaşıyorum. Delirircesine değil de, yemezsem ölüyorum duygusu ve malesef engel olmam mümkün olmadı hiç?

**

?soru: 1. Diyet-rejim kavramları size ne anlam ifade ediyor:

Cevap: : diyet = yasaklar ve emirler
açıkçası bu kelimeler geçer geçmez, bende yemek yeme isteği uyanıyor. Günümüzde daha süslü isimleri var ''bu diyet değil bir yaşam şekli'',  böyle ifadeler bende hep olumsuz duygular uyandırır. İçimden hep sorarım;  'iyi de farkınız ne, aynı uzun listeleri elime tutuşturuyorsan ?''
Şeker hastası olduğumda diyet listeleri ile tanıştım. 1993 yılıydı. Beş on yıl, o listeler tüm hastalarda hiç değişmedi?  Artık ezberlemiştim. Sonuç alınmadığı çok açık görülünce, son yıllarda biraz daha farklı gibi görünen isimleri değişen içeriklerle yeni listeler hazırlanmaya başladı.  Tüm bunların bende etkisi; ?hayatını o listelere göre düzenlemeye çalışıp eninde sonunda başarısız olmak.?

?

**

Cevap: Kansızlık her zaman var. Zaman zaman ilaç kullanıyorum. saç dökülmesi de hep var.
ama benim durumumda biri için normal karşılıyorum.

**

Cevap: Tüm hayatım boyunca kendimi kilolu olarak biliyorum. sadece lise ve üniversite yıllarımda normale yakın değerlerim vardı.şuan ki kilom yaklaşık 4 yıldır bu kadar fazla.

 

Cevap:  Çocukluktan bu yana çok kilolu idim sonra şeker hastası oldum zaten.

 

?

yazının devamı;


Gelelim bugüne, yüzüm gülüyor :) biz bu sağlık sorunları ve şartlarda olan benimle, kaç kilo verdik ;)

 

Ben burada ne şaşkınlıklar, ne heyecanlar yaşadım, bazılarını paylaştım, çoğunu kendime sakladım :)

 
Benim gibi yoğun insülin sistemi kullanan, şekeri saatten saate değişen biri, İhtiyacım kadar dayatma olmayan öğünlerle YAŞAMAYI BAŞARABİLİYOR, ama gerçekten yaşamayı. Çünkü; sabah 9-10 gibi yarı ölü gibi zorla uyanan ben,  (o da mecbursam değilsem uyanma vaktim acıktığım andı:(. ) şimdi biraz daha fazla yürüyebilmek için 6,30 da UYANIYOR :) sağır kaplumbağa gibi yaşıyorum resmen.

 

Çünkü; tüm tıp bilimine göre ben, 6 öğün yemezsem (bazal metabolizmam 1400 kalori imiş, daha az yersem, kendime zarar verirmişim:)

 

Ve çok ciddi sağlık sorunları yaşarmışım? 1 saatten fazla spor yaparsam, yine ciddi riskler yaşarmışım, (gecen yine bir uzman ?SAKIN 1 saatten fazla ip atlamayın? gibi uyarılar verdi nette, şeker hastaları için) ailem yaptıklarımın çok azını bilmelerine rağmen, bana intihar ediyormuşum gözlerle bakıyor ara sıra, baskılar o derece şiddetli, :( tüm bu şartlar altında kilo veriyorum, spordan saymasam da yürüyüş yapabiliyorum, kendime hala BAŞARISIZ demek haksızlık, bana haksızlık, sonra size haksızlık.

 

Bence başarıların en büyüğünü yaşıyorum. tüm bu sesler altında, hem de bunları her an duyarak, görerek onca yaşanmış kötü tecrübelere rağmen kilo veriyorum.

 

Ve sağlığım iyiye gidiyor. Ve süreçte benim hissettiğim; şu anda daha hiçbir şey yapmadık? Sadece spordan önce ısınıyoruz :) yani daha yaşayacağım çok güzellik var;)

 

ve henüz çok güçlü olmasa da, başaracağım duygusunun sıcaklığı var derinden gelen.

 

N.Ç.

Not: Üyeler gün içinde çok sık bilgi amaçlı aranabildiği ve iş yapamaz duruma geldikleri için üye  isimleri kısaltmış bulunuyoruz. Bilgi için: 212 245 20 33 arayınız.

 

  • Kilobekçiniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Ne mi düşünüyorum?; ?Bu insanın ne mecburiyeti var bana bunca şeyi sabırla açıklamaya çalışıyor? diye her gün düşünüyorumJ ve evet hiçbir mecburiyeti zorunluluğu yok. Her gün benim yolumu aydınlatan feneri bıkmadan usanmadan (belki de usanmıştır bilmiyorum sormak lazımJ ) elinde tutuyor. Böylece ben hiç karanlıkta kalmadım, kendisi yoksa feneri yani sözlerini bırakıp gitti yine karanlıkta kalmadım. Bundan sonra da karanlıkta kalacağımı sanmıyorum. Çünkü ben bile bazen kendimden tereddüt ederken, o tam bir güvenle bir fenerde benim elime bırakıp gitti?

 

Burada adına kilobekçisi deniyor ama; benim o an neye ihtiyacım varsa bilgisi ve yüreğindeki sevgiyle ona dönüşmeyi başaran bir SÜPER Kahraman o benim için. Bazen bir öğretmen, bazen bir dost, bazen bir danışman, bazen bir psikolog, bazen bir antrenör? Bazen de bir diyetisyen dememi bekleyenler varsa hemen söyleyeyim ona hiç ihtiyacım olmadı :)

 

Bunların dışında bu konuyla ilgili tüm yazılanlara, tüm duygulara, tüm gönlümle katılıyorum, ?Arkanızı yasladığınız koca bir çınar? ?tek taraflı sabır sözü vermiş insanlar? gibi ifadeler var ki, bu üyeler kalem gücüne beni de hayran bıraktı. Kim bilir daha yayınlanma imkânı bulamayan ne kadar yazı var. Yazılıp yayınlanan tüm sözleri kat kat fazlasıyla hak ediyorlar zaten tüm kilobekçileri. Açıkçası tüm bu yazılar buz dağının sadece görünen yüzü, ÇÜNKÜ BENİM KİLOBEKÇİMİ TAM OLARAK ANLATABİLECEK BİR İFADE YOK. Eminim diğer üyeler de kendi kilobekçileri için benzer şeyleri düşündüğünden burada yazdıklarımız, yaşadıklarımızı anlatmak için sadece ÇABALAMAKTAN öteye geçemez bana göre.

 

''Büyük insanlar olmadan büyük işler başarılamaz' sözünden yola çıkarak bu YÜREĞİ KOCAMAN BÜYÜK İNSANA KİLOBEKCİME-GELİŞEREK DEĞİŞİM UZMANIMA, her şey için sayısız kez KOCAMAN TEŞEKKÜRLER. Özellikle de ben gülümsemeyi başaramadığımda kendi gülümsemesinden bana da verdiği için :)

 

N.Ç.

Not: Üyeler gün içinde çok sık bilgi amaçlı aranabildiği ve iş yapamaz duruma geldikleri için üye  isimleri kısaltmış bulunuyoruz. Detaylı bilgi almak için BİZİ ARAYINIZ.

 

 

KİLOBEKÇİLİĞİ KAVRAMI:

 

         Kilo ve bekçi hemen hiç kimsenin sevmediği ve sevmeyeceği iki kavram. Nasıl bu iki kavram bir araya geldi de, tüm hayatıma yeniden yaşam ve canlılık veren yeni bir kavram oldu hâlâ anlamış değilim :)

 

Kilobekçiliği önceleri bana da çok sevimsiz, soğuk, sert, hep kuralları hatırlatan bir kavram olarak gelmişti. Sanırım içindeki bekçi kelimesi böyle algılamama sebep oldu. Hatta daha sevimli bir kavram bulamazlar mıydı sanki diye içten içe bir sitemim de oldu:) Onlar bulamadıysa ben düşünür bulur ve öyle hitap ederdim mecbur değildim ya onlar kilobekçisi dedi diye bende öyle demeye. Epey bir süre düşündüm ve konu kilo olunca hiçbir sevimli kavrama gerek yok. Çünkü kilonun kendisi hiç de sevimli değil ve ancak bekçilik bunca kilonun hakkından gelir :) Zaten Halil Bey?in de dediği gibi konuyla ilgili tüm göze kulağa hoş gelen kavramlar kullanılmış ve bu kavramlar insanların ümitlerini çalmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı. İşte tüm bunlardan sonra kilobekçiliği beni kilolardan koruyan bir kavram olarak hayatımda en başköşede yerini aldı.

 

Ben çocukken görünmez bir arkadaşım olsun istemiştim. Kafam karıştığında onunla konuşup birlikte bir çözüm bulmama yardım eden, güzel bir şey olduğunda onunla paylaşabileceğim, onunda benim sevincimle sevinebilecek bir görünmez arkadaş? Neden görünmez; çünkü konuşmalarımızı etrafımdaki büyüklerimin duymasını istemezdim. Çünkü onlara göre çocuk düşünceleri, bilgileri, hayalleri saçma olabiliyordu. (gariptir ki ben büyüdüm ama bu büyüklerden etrafta hala görebiliyorum:) ) Görünmez olsun çünkü ben bir şey söylediğimde duysun ben onu arayıp bulmak zorunda kalmayım isterdim. Ama hep benimle zaman geçirsin de istemezdim, çünkü çocuk merakı malum çok fazlaydı, ben bir şeyler öğrenirken, o da gitsin bir yerlere farklı şeyler öğrensin sonra öğrendiklerimizi paylaşalım ve bilgimiz katlanarak artsın isterdim. Sanırım çocukluğumdaki kadar hâlâ meraklıyım :). Biz bunları paylaşırken de öğrendiğimiz bilgilerdeki ilginç şeylere aynı derece de şaşıralım, komik olanlara etraftaki büyüklere aldırmadan aynı derece gülelim isterdim. Birbirimizi istediğimiz zaman görebildiğimiz ama birbirimizin sesini yani sözlerini her zaman duyduğumuz (bu gerçek anlamda sesli konuşma değildi o zamanki çocuk aklımda bile) görünmez bir arkadaş.


İşte benim için kilobekçiliği o çocuk dünyamdaki bu hayalin yıllar sonra bugünlerde fazlasıyla gerçekleşmiş olması demek.

  • Programa başlamadan önce ki düşünceleriniz nasıldı?

En başta söylemek istediğim; sisteme ve kendime inanarak programa başvurmuştum. Öyle son çare, bunu da bir deneyeyim ne kaybederim gibi veya benzeri düşüncelerim hiç olmadı! Ben zayıflamak istiyorsam gideceğim TEK YER, çalacağım TEK KAPI vardı. Sadece şartların oluşması için epey beklemek zorunda kalmıştım. Tüm bunlara rağmen programa başlarken çok heyecanlı ve endişeliydim. Birçok başarı hikâyesini okumuştum. Evet ortak noktalarımız vardı ama kendime yakın bulduğum bir hikâye görememiştim. Zira birçok sağlık sorunum vardı benim ve zayıflamam çok da mümkün görünmüyordu. Üstelik BAZEN söylenenin tersini yapma, biraz yorulunca pes etme, bana zararını çok iyi bildiğim bir şeyde bile inatçılık yapma gibi kötü huylarım da vardı. Evet, inanıyordum burası bilinen tüm yerlerden farklı eğitim öncelikli bir yerdi ama sisteme dâhil olana kadar her şey kapalı kutu gibiydi ve bana referans olacak bu süreci yaşamış kimseyi de tanımıyordum.

 

 O yüzden bir kilobekçisi bana ne kadar sabredebilir bilmiyordum :)  ya da bana neden sabretsin veya neden sabırla; herhangi bir durum anlatmaya çalışsındı ki? Sonuçta bir mecburiyeti yoktu kimsenin. En fazla beni 3 günde atarlardı sistemden ama denemeden bilemezdim tabi. (hemen belirtmeliyim 3 değil çok daha uzuuuuuun günler atmadıkları gibi başarı hikâyeleri yazdırdılar:) )

  • Şu ana kadar olan yaklaşımlar ve kilobekçiliği kavramı ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Bu soruda; tüm bilinen zayıfla-MA yöntemleri ve kilobekçiliği sistemi arasında bir karşılaştırma yapmam isteniyorsa böyle bir şeyi başarmam(!) maalesef mümkün değil. Çünkü bunun bir karşılaştırması-kıyaslaması kesinlikle yok.

Ya da en basit ifadeyle, diğer tüm yöntemlerde zayıfla-MAZSIN, belki kilolar bir süreliğine gidebilir ama onlar giderken çekilen sıkıntılarla şişen ruhunun payı da üstüne eklenip mutlaka geri dönerler.

Kilobekçiliği ise; benim için bir okul gibiydi. O kadar çok konu konuştuk, paylaştık, bilgi alış verişinde bulunduk ki, bunlar çoğu zaman kilo veya zayıflama ile ilgisi bile yokmuş gibi görünüyordu ama aslında hepsi bana ruhuma ve bedenime ağırlık yapan şeylerdi. Biz sevgili kilobekçimle bunları çözümlerken, kilolar zaten FAZLALIK olduğunu çoktan hissedip ortalıktan kaybolmaya başlamıştı bile :)  

N.Ç.

 

Not: Üyeler gün içinde çok sık bilgi amaçlı rahatsız edildiği ve iş yapamaz duruma geldikleri için üye  isimleri kısaltmış bulunuyoruz. Detaylı bilgi almak için BİZİ ARAYINIZ.

 

 

benim kendi şartlarım yüzünden bu süreçte çok zorlandığım nefesimin kesildiği zamanlar da çok oldu. Ama burada gördüğüm destek ÖYLESİNE GÜÇLÜYDÜ Kİ hiç düştüğümü hissetmedim.

 

,HER ŞEY İÇTEN BİR GÜLÜMSEME DE SAKLIYMIŞ MEĞER  :)

 

Günlerdir düşünüyorum, ?kendi hikâyemi anlatmaya nerden, nasıl başlasam? diye; çünkü bir başlayabilirsem devamı gelir ancak. Burada öğrendiğim bunca güzel şeyden sonra eğer konu kilo ise yine çocukluğumdan başlamalıyım sanırım. Çocuk heyecanıyla çok hoşuma giden ama kilom yüzünden üzerime olmayan bir kıyafet için saatlerce ağladığım anıdan başlamak uygun olacak. Neden bu anıdan başladığımı açıklamaya çalışacağım elbette. Evet uzun bir hikâye olacak. Olsun sizde kilobekçilerimizin hep dediği gibi ?arkanıza yaslanın ve bu hikâyenin tadını çıkarın :)

 

Evet, çocukluğumdan beri az ya da çok hep bir kilo fazlalığım oldu (ya da hastalıkla gereğinden fazla zayıf olduğum çok kısa zamanlar). Yani daha çocukken o çocuk isteğiyle heveslendiğim kıyafetleri giyemeyince, o günden sonra kıyafetlerle aram hiç iyi olmadı. Kıyafetleri ve kiloları umursamıyor olmayı, yani MASKELERİ takmayı daha o yaşlarda fark etmeden öğrenmişim:(  O kadar uzun sürmüş ki bu durum; onca yıl ve uzun bir Gelişerek ?Değişim programından sonra daha çok yeni yeni giydiğim bir kıyafeti gerçekten beğeniyor ve güzel görebiliyorum. Ve ben daha çocuk yaşlarda farkında olmadan o maskeleri kullandıkça, ?hayallerim göremeyeceğim kadar karanlıklaştı?, sonra da hastalandım zaten ve ben içe kapanık, kimseye tek derdini  anlatmaz biri oldum çıktım.  İnsanlarla iletişimim zayıf olunca, kitaplar hep can dostum oldu. Çok şey öğrenebiliyordum, kitap okurken maske takmana, rol yapmana gerek yoktu, iyi, ya da kötü seni eleştirmez yargılamazlardı. Onlarla hayat yoluma devam etmiş hayallerimi yeniden biraz olsun parlatmış az-çok başarılar kazanmıştım.

Sonra büyüdük güya:( Artan hayal kırıklıkları, artık ciddi boyutlara ulaşan sağlık sorunları, umutsuzluklar, yeniden daha derin bir karanlığa gömülme, içimde kopan fırtınalar, depremler, depresyonlar, ilaçlar sonucu tüm bunların yarattığı boşluğu, karanlığı doldurma hevesiyle artan yeme duygusu. Sonra da baktım bu boşluk dolmuyor.  Çok da farkında olmadan; ?bari kendimi kocaman şişirip yok edeyim? duygusuyla kökleşen YEME BAĞIMLILIĞI.

Bu duygular ve artık ciddi anlamda kötüleşen sağlık durumumla, bedenim hızla büyüyüp genişlerken dünyam olabildiğince küçülmüş dört duvar arası olmuştu. Ve tekrar önce dualarıma sonra kitaplara sığınmıştım ki (bu dualarıma bir cevap olsa gerek ) bir gün evde masanın üzerinde ??VÜCUDUN ŞİFRESİ ?? kitabını buldum. Kitabı abim yeni almıştı ve o an kendisi işteydi. Ben hemen okumaya başladım. Akşamları o, gündüzleri ben okuyordum. Tabi akşamları da ben; hem kitaptan okuduklarımı düşünüyor, hem de kitaptan aldığım internet adresinden diğer hikâyeleri ve makaleleri okuyordum. İlk başta yazılan her şey fazla iddialı ve ters gelmişti. Sonuçta; bunları okuduğum zamanlarda bile, bana BU GÜNE DEK iyileşmek ya da zayıflamak isteyip istemediğimi bile sormamış doktorlar ve diyetisyenler kontrolünde idim zorunlu olarak. Ve yıllardır tıp biliminin KESİN bilgileriyle büyümüştüm. Evet, son yıllardaki doktor ve diyetisyenlerimden ?BİREY OLARAK DEĞER GÖRDÜĞÜM ? zamanlar da olmuştu ama bunlar özel muayenehane ortamında bile; en fazla bir saat sürer, aylar sonraki kontrole kadar da kendi başıma kalırdım. Ve ben heyecanımı yaşamaya dair isteğimi öylesine kaybetmiştim ki, bunların hiç biri bana fayda vermiyordu artık  :( 

Böyle bir durumdayken ?Vücudun Şifresi? kitabını ve diğer yazıları okudukça, içimde bir heyecan ve umut yeniden CANLANMAYA başlamıştı. Hemen iletişim kurmaya çabalamış olmama rağmen, benim şartlarım yüzünden sizlerle tanışmamız kitabı okuduktan ancak 2-3 yıl sonra gerçekleşti. Takdir ve hayırlısı böyleymiş demek ki.  Bu işin bir eğitim olduğunu çok iyi anlamış olduğumdan tüm heyecanımla sisteme inanıp güvenmeme rağmen, kendimle ilgili bir sürü endişeyle kapınızı çalmıştım. Elimde böyle bilgiler varken, diğer zayıflama yöntemlerini denememiştim pek, bana zorunlu verilen diyet listeleriyle yeterince kavgalıydım zaten ve ailemde yakın çevremde diğer yöntemlerin sonuçlarını çok yakından görmüştüm maalesef.

Ben zayıflamak istiyorum dememiştim pek, hafiflemek ve hareketlerimde hızlanmak, daha sağlıklı olmak istiyorum demiştim hep. Çünkü istediğim buydu gerçekten. ??ve aklımda hep şu yemek yemeyi bir öğrenmeliyim artık ??düşüncesi vardı. Çünkü yeme konusunda yaptıklarım ve bana söylenenler beni bu kadar mutsuz ediyorsa, bu normal değildi, bir yanlışlık vardı ve ben bunu mutlaka öğrenmeliydim artık. Hem bedensel anlamdaki kilom artık taşımakta zorlandığı, içinden çıkacak bir yol bulamadığım ruhumdaki ağırlıklar kadar rahatsız etmiyordu beni. Tüm bu nedenlerle TAMAMEN DOĞRU YERDE OLDUĞUM düşüncemle başladı sürecim ve asıl olanlar ondan sonra oldu. İyi ki de oldu, çok da güzel oldu :)

Dediğim gibi; tamamen inanıp güvenerek gelmiştim ama biraz sağlıkla ilgili endişem ve çok daha fazla meraaaaaakkkk :) vardı.  

Ne olacaktı şimdi, nasıl bir kilobekçim olacaktı, bana ne diyebilir, ne yapabilirdi de bunca aşılmaz, geçilmez denilen yolları aşabilirdik?  Benim sürekli değişen Tıp1 şeker durumumla birlikte değişen gel-git hallerime ne kadar dayanabilirdi? Asıl önemlisi neden dayansın, hiç tanımadığım beni hiç tanımayan biri benim için neden bu kadar çaba göstersin ki anlamıyordum. Bunlarım cevabını ancak KOCAMAN YÜREĞİ OLAN BÜYÜK İNSAN kilobekçimi tanıdıkça buldum. Sistemde bana kimse şunu yapma bunu yapma demeyecekti belki ama kesin? şunu yap bunu yap ? diyeceklerdi, bir sürü kural söyleyeceklerdi başka ne olabilirdi ki? Bu delicesine merakla bir yandan anketleri dolduruyor bir yandan bir daha hiç yemek yiyemeyecekmiş gibi tüm sınırları zorlarcasına yiyordum, bu nasıl bağımlılık olmuşsa artık :(  Hatta benden habersiz başlayan programın İlk günü deli gibi yemiştim, çizelgeye yazamadım bile o kadar yani. Ama sonra; ?o kadar uğraşıp denememe rağmen bir daha hiç o kadar yiyemedim?. ?zihinsel format ? dediğiniz de sanırım bu olsa gerek.

Zayıflama bu kitabın etiketi belki de görünen dış kabı sadece, içini açınca evet yüzde yüzden daha yüksek bir ihtimale zayıflıyoruz elbette ama; burada karşılaştığım şey kendi hayatımı yeniden yazmak oldu, üstelik sadece program süresince olan kısmı değil bundan sonraki TÜM hayatımdaki yönümü. O yüzden bu kitabı açarken zihnimizden zayıflama ile ilgili şimdiye kadar tüm bildiklerimizi silip öyle gelmek gerekir. Böylece benim ve sisteme yeni dâhil olan birçok kimse gibi bir yapılacak?yapılamayacak veya yenecekler-yenmeyecekler listesi beklemekten en baştan kurtulur. Her şeyin keyfini?tadını çok daha fazla çıkarabilirdim sanırım.

Her söylenene yorgunun demişim ilk zamanlar. Evet gerçekten yorgundum! Hücrelerime kadar:( Ruhum bedenime, bedenim de giderek şişerek ruhuma ağırlık yapıyordu artık. Sadece çok istediğim sevdiğim şeyleri yapacak enerji bulabiliyordum, sadece onlar için yataktan çıkacak gücü kendimde bulabiliyordum. Sonra bunların benim için ??besin dışı enerji kaynakları ??olduğunu öğrendim ve kilobekçimle sayısını ve miktarını oldukça artırdık. Daha sonra kilobekçim bana yürüye yürüye dinlenmeyi öğretti.:)  Dizlerde kar varken başlamıştım yürümeye? ama ben öyle bir GÜNEŞ YUDUMLAMIŞTIM ki,  yaptığımız her şey sıcacık ve çok keyifliydi artık, kavgalarımız bile? :)

Bu sistemin içinde unutamadığım, zihnimden hiç çıkmayacak öyle çok an var ki, hangisini anlatayım, hangisini özetleyim karar vermek güç.

İlk defa gerçek anlamda aç kaldığımda çocuk gibi çok sevinmiştim mesela. Nasıl bir duygu olduğunu bile hatırlayamadığım ve ya unutturulduğum bu duyguya yeniden kavuştuğum için sevinmiştim. Hücrelerimin taşıdığı gereksiz yükten kurtulduğu için sevinmiştim.  Ve o an bir daha yaşam enerjimi yiyeceklere çaldırmayacağıma kendime söz verdim. İhtiyacım olmayan yiyeceklerin benden çaldığı enerjiyi geri alıp hareket etmek için kullandım.

 

Söylenen hemen her bilgiyi denedim. İnanmadığımdan değil, bu bilgilerin bende nasıl sonuç vereceğini delicesine merak ettiğimden... Tartıyı denedim, KALORİLİ DÜŞÜNCELERİ denedim, olumsuz duygular gerçekten çok ağır geliyor. Bende en ağır gelen karamsarlık oldu (3-5 kg arası ). Tüketmeden artan kilolar? bu gerçeği öğrendiğimde çocuklar gibi şendim? artık ?acaba ben uyurken biri bana bir şey mi yediriyor, bu tartı neden bu kadar artıyor? demiyordum meselaJ

 

Bedenim büyürken, dünyam dört duvar arasıydı, sadece zorunlu olduğum şeyleri yapardım. Sonra buradaki sürecim hakkında çok da bilgisi olmayan arkadaşlarım bendeki değişiklikler nedeniyle ?aramıza ve hayata hoş geldin?? diyerek karşıladı beni.  Çünkü artık hayatın içindeydim hem de tam ortasında  :) 

 

Zayıflaması pek de mümkün görünmeyen ben, ?benim kendi şartlarım yüzünden bu süreçte çok zorlandığım nefesimin kesildiği zamanlar da çok oldu? ama burada gördüğüm destek ÖYLESİNE GÜÇLÜYDÜ Kİ hiç düştüğümü hissetmedim. En başta benim için bir kahraman olan kilobekçim, sonra tüm OMDER ailesiyle etrafım o kadar sıkı sarılmıştı ki, bana düşen sadece adım atıp yola devam etmek oldu. Çoğu zaman kendim için bir adım attığımda, üç adımda bunca emeğin bir zerresi bile boşa gitmesin diye attım.

 

Şimdi bana ne kadar zayıfladın diye sorarsanız; hafiflediğim her gramı, vücudumdaki tüm hücre sayısıyla çarpıp üstüne yenilenmiş hücrelerimi ekleyerek bir rakam çıkarmak gerekiyor ortaya ama benim matematiğim hiç bu kadar iyi olmadı maalesef:) Yine ruhumdan verdiğim kilolara kurtulduğum ağırlıklara bir ölçü vermem imkânsız. Küçücük bir çocuğa annesi ya da babası ?beni ne kadar seviyorsun ? diye sorduğunda o çocuk kollarını kocaman açıp ?dünyalar kadar? der ya, benim ölçüm belki çocuk saflığıyla bu cevap olabilir ancak. Bedenimin ağırlığı ve beni şişiren zehirli düşüncelerimin ağırlığı altında ezilen, acı çeken zincirlenmiş gibi hissettiğim ruhum, bu zincirlerden kilobekçimin sıkı yumruklarıyla bir bir kurtuldu artık. Ve özgürlüğünü, kırılan kanatları geri kazandı artık. Aslında uçmak, güzellikler arasında gezinmek, ruhumun kendi doğasında varmış ama bana bunu gösteren yine kilobekçim oldu. Diyorum ya işte o eşsiz bir KAHRAMAN :)  Öyle ki bu ruhum her gün başka başka gökkuşağı gibi renklerde kanatlarla uçuyor çoğu zaman :) işte bu duygular yani bu sistem bana bir gün ?Bir Tırtılın Kelebeğe Yolculuğu ?? hikâyesini bile yazdırdı. :)

 

Burada gördüğüm desteği ve kilobekçimi, her anlatmak istediğimde; ?kelimeler yetersiz kalacaklarını çok iyi bildiklerinden? hep firar ediyorlar? Ne kadar anlatmaya çalışırsam çalışayım hep eksik kalacakmış hissi uyandırıyor bende tüm sözcükler?. İnsan böyle bir özveriyi-emeği-samimiyeti, gönlünü ortaya koymayı hayatında başka ne zaman nerde görür bilemiyorum gerçekten. Belki ailesinden anne-babasından görür ama onların, hayatımıza düşüncelerimize bu kadar girmesine izin vermiyoruz çoğunlukla? ki zaten bazı şeyler yerli yerine oturmadan aile içinde bile fayda amaçlarken, zarar verdiğimiz de çok oluyor. Belki; Bi ihtimalJ sevgi dolu, bilgili, hoşgörülü, sabırlı bir eş bunu başarabilir!! ama bir eşim de olmadığından bunu da bilmiyorum. Yani benim bugünkü şartlarımdaki düşüncemle hayatımda başka hiçbir yerde karşılaşamayacağım çok özel bir yolculuktu bu. Ve her şey çok keyifli, heyecanlı ve eğlenceliydi. Şimdi tüm bunlara karşı benim elimden ??HERŞEY İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜR EDERİM?? demekten başka bir şey gelmiyor maalesef, tek üzüntüm bu kaldı. :)

 

Evet, benim için her şey; içten gelen, bütün hücrelerimi saran, ruhumu ısıtan bir gülümseme de saklıymış meğer. Varlığını sıcaklığını hep hissettiğim ama yaşadıklarımdan yüzünden kendi başıma ortaya çıkarmayı bir türlü başaramadığım bir gülümseme sadece. İşte bu büyük sırrı :)  ortaya çıkaran tabi ki yine kilobekçim oldu. Öyle ki onca zaman ben iyi-kötü ne söylersem söyleyeyim her sabah böyle bir gülümsemeyle karşıladı beni. Yetmedi ben gülümsemeyi başaramadığımda kendi gülümsemesinden ödünç verdi bana, ta ki kendi gülümsememi bulana kadar.

 

Ve şimdi ben; daha tüm bunları düşünürken, ne olup bittiğini bile anlamadan BAŞARDIK, ZAFER BİZİM sözleri geldi. Bana da, ?bunca zaman Kilobekçimin yolumu aydınlattığı ışıktan benim elime de tutuşturmasıyla? geriye sadece bu başarıyı korumak ve tadını çıkarmak kalıyor demek ki.

 

Bizim yolumuzu aydınlatan bu ışığınızın, yaptığınız her çalışma, sizin kucak açmanızla OMDER ailesine katılan her gönülle güçlenerek, çok daha fazla insana ulaşması dileklerimle.

 

KOCAMAN SEVGİLER, SAYGILAR

N.Ç.

 

 

KÜÇÜK TIRTILIN KELEBEĞE YOLCULUĞU


Bir küçük, iri tırtıl vardı, hep uçmak isterdi ama yürüyemezdi bile, sürünürdü. Tek bir rengi vardı. Halbuki o rengarenk olmak isterdi. böyle çirkin, zor kıpırdayan bir tırtıldan bunlar olur muydu ki?  Hayır olmazdı, olamazdı:(

 

Herkes çok bilgili kimseler bile; ?olamaz bu halin güzel böyle mutlu olmaya çalış daha kötüleri de olabilir? demişlerdi. Küçük tırtıl bunlara inanmak istemiyordu, o içinde rengarenk, uçabilen, her kanat çırpışında şarkılar söyleten bir varlık olduğuna inanıyordu. Bunu hissediyordu :) 

 

Bu küçük tırtıl etraftaki söylenenlerden o kadar yorulmuştu ki, her şeyden kaçmak uzaklaşmak istedi. Etrafına; sımsıkı, en sağlam iplerden bir koza ördü ve kendini hapsetti.

 

Öyle sıkı ve sağlam örmüştü ki bu kozayı, çıkması imkansız gibi görünüyordu. Dışarıdan gelen sesleri duyabiliyordu. Ama bu kozanın etrafında bekleyen kimse kalmamıştı. Bir anne babası çok ısrar etmişti kalmak için, onları da ne yapıp edip, kendi hayatlarının akışına bırakmayı başarmıştı. Yinede onlar, ara sıra gelip kontrol ediyorlardı.

 

Evet artık kozanın içindeydi, çoktan pişman olmuştu belki de ve kendine kızdıkça bir kat daha örüp kozasını kalınlaştıyordu. Dışarıdayken söylenenlerden kurtulmuştu evet ama asıl kendi içinde, kendine söylediği sözlerden, endişelerden nasıl kurtulacaktı? onlardan kaçabileceği bir yer yoktu. Koza içindeki günleri başlamıştı artık. Ya buradan çıkmanın bir yolunu bulacaktı, ya da burada yok olup gidecekti...

 

Küçük tırtıl o kozanın içinde çok sıkışmıştı, ama nasıl çıkacağını hala bilmiyordu. Tüm bildiklerini yeniden düşünmeye başladı evet belki buradan çıkmanın bir yolunu bulabilecek bilgisi vardı ama; o kadar tedirgin ve endişeli ve o kadar yıpranmıştı ki, bir türlü çıkış yolunu göremiyordu.

 

Bu ördüğüm kalın kozadan çıkabilmem için artık birinin bana yol göstermesi şart olmuştu, geçmişte denediğim tüm her türlü yöntemi unutarak ve artık bu yolda rehberlik edecek bir ışık aradım? ama o kadar çok aradım o kadar çok dua ettim ki;

 

İşte o zaman içinde sessiz yardım çığlıkları yükselmeye başladı. Ve evet bunu bir duyan oldu :) Bir Kahraman Kelebek başucuna geldi. Ve kozasında ki küçük tırtıla bildiklerini hatırlattı, bilmediklerini öğretti.

 

Küçük tırtıl onu görmüyordu ama söylediklerini duyuyordu. Kahraman Kelebek ona; aslında, ?onunda kendine has renkleri, özellikleri olan bir kelebek olduğunu ama bunu görmesi, yaşaması için o kozanın da olması gerektiğini? hatırlattı. Dışarıda benzer şeyleri yaşamış, kendi renkleri olan başka kelebeklerle konuşturdu.

 

Küçük tırtılında bir gün kendi renklerini göstereceğini söyledi ama bunun için önce o kozadan çıkması gerekiyordu. Ona nasıl çıkması gerektiğini söyleyebilirdi ama o kozadan kendi çabalarıyla çıkmalıydı. Çünkü dışarıdan biri onu o kozadan çıkarırsa, sonra kendi başına uçamazdı. Böyle günler geçtikçe, küçük iri tırtıl kozanın içinde küçülmeye, değişmeye başladı. Dönüşüm geçiriyor ama güçleniyordu. Aynı zamanda kozası da incelmeye başlamıştı. Kendisini çok zorlayan o kozayı bile tüm bu güzel şeyleri yaşamasına neden olduğu için sevmeye başlamıştı.

 

Küçük tırtıl henüz açılmamış olan kanatlarını hissedebiliyordu ve üzerindeki renkleri desenleri de. Kozası da öyle incelmişti ki, güneş ışığı içine sızıyordu artık. Geriye sadece biraz daha güçlenip o incecik kalmış kozayı yırtıp dışarı çıkmak ve tüm renkleriyle gökyüzünde süzülmek kalmıştı. Belki de ona eşlik edecek, başka kelebek veya kelebekler de olacaktı. Bilmiyordu henüz.

 

Birde insanlar kelebekleri çok sevmesine rağmen onların nasıl bir dönüşüm geçirdiklerini pek önemsemeyip, ömürleri çok kısa diye onlara üzülürlerdi.

 

Halbuki insanların ömrü de, göz açıp kapayınca kadar değil miydi ?

 

N.Ç.

 

3. mektup.

 

PROF. Dr.  derki;

 

?sen 3 kilo ver, ben sana madalya takacağım dedi. ?

 

Ben OMDER ile tam  23 kilo verdim...

 

BAĞIMLILIKLARIM

 

Hani derler ya ?kendimi bildim bileli?  işte o zamandan beri ilaçlarla yabancı değildim, hep hastalanan biri olduğumdan. Ama ??passiflora?? ile tanışmam Marmara depreminden sonra oldu. Ondan daha önce de doktorlar bu tarz ilaçlar verdiğini hatırlamıyorum. Verdiyse de kesin içmişimdir. Ne olduğuna bakmadan? İşte depremden sonra gece uyuyamıyordum, çünkü çoğunluğun aksine ben uyanık yakalanmıştım ve o gürültüyü duymuş, ışık parlamasını ve ardından gelen zifiri karanlığı görmüştüm, sonra her karanlık olduğunda aynı şeyler olacakmış gibi hisseder uyuyamazdım. Tüm bunlar belli bir süre gayet normaldi ama kolay çözümler sunulmuştu, iç birkaç ölçek passiflora bir şeyin kalmaz, bol bol uyursun. sonra bu duyguların gayet normal olduğunu zamanla kendiliğinden geçtiğini veya azaldığını fark edince bıraktım, içmedim bir daha. 

 

Bundan sonra Hastane ortamı beni çok gergin sinirli yaptığı için herhangi bir doktor beni görünce reçetenin en üstüne önce bir ??SAKİNLEŞTİRİCİ? yazar sonra asıl ilaçlara geçerdi. ama artık büyümüştüm, hangi ilacın ne anlama geldiğini öğrenmiştim. Eve gelince sakinleştiriciyi atar veya ayıp olmasın diye 1-2 tane içer sonra atardım.

 

Ama bunlar da bir şey değilmiş; asıl ağırlar daha gerideymiş. Bundan 7 sene önce üniversiteyi yeni bitirdiğim yıl, sağlık durumumda sorunlar üst üste geldi, tabi hayat sorunları da geri kalır mı? onlar da geldi... Ve öyle bir durumdaydım ki; bu duygu ve düşüncelerle hiçbir tedavinin fayda sağlamayacağını bildiğimden, kendi ayaklarımda psikiyatri yolunu tuttum. Daha birkaç cümle konuşmamızdan sonra reçetem hazırdı bile...

 

Çok iyi hatırlıyorum, böyle yaşamaktansa ölmek istiyorum demiştim ve elime ilaçları tutuşturmuşlardı? Ölmek isteyen birinin eline silah verilmiş gibi hissetmiştim, üstüne de çok daha iyi olacağım söylenmişti. Öyle ya; benden çok daha kötü durumda olanlar vardı, sanki bunu söyleyince düşünceleri karmakarışık bir insan iyileşiyordu. Ve iyi olacaktım. Söz dinleyip ilaçlarımı düzenli kullandım. Tabi bir işe yaramadı ve ne oldu bilin bakalım!!  Sonraki kontrollerde ilaçların dozları arttı ve artık yeşil reçetem ve onun raporu vardı elimde ??xanax ?? kullanmak için. Ve tabi ki sağlık durumum da giderek kötüleşiyordu. Hiçbir tedavi doğru dürüst sonuç vermiyordu. Çünkü ben iyileşmek için hiç çaba göstermiyordum. Bir gün fark ettim ki, hiçbir hayalim, hayata dair ufak tefek dahi hiçbir isteğim kalmamıştı. Genç bir insanın hiç mi bir isteği, bir beklentisi olmaz? Günlerce sordum kendime, hatta zorladım bile kendimi bir şey istemek için. Ama yoktu!

O zaman çok derin ve acı verici bir karanlıkta olduğumu hissettim. Tek istediğim ölmek ve bu dünyadan kurtulmak, beni seven herkes de benden kurtulup daha rahat ederler diye düşünüyordum. Bunu da anneme, babama dahi söylemekten kaçınmıyordum. Tabi ben bunları söyledikçe doktor ve ilaç sayısı artıyordu. Onların benim için çabasını gördükçe söylenenleri yapıyordum. Çoğu antidepresanlar olmak üzere tüm ilaçlarımı düzenli kullanıyordum. (ki artık çeşitli doz ve etkilerde 8-10 çeşit antidepresan elimin altında bulunuyordu) ama herhangi bir sonuç beklemiyordum. Çünkü istemiyordum, inanmıyordu.

Zaman kavramı görecelidir. Ama bu durum bana göre çok uzun süre böyle devam etti. Çünkü öyle hislerle zaman asla geçmez. Günün dörtte üçünü uyuyarak geçiriyordum artık. İlaçlar öyle güzeldi ki, içtiğimde ayaklarım yere basmazdı, dört tarafım dert keder olsa benim umurumda olmazdı. Abartılı ifadeyle; ?kıyamet kopacak olsa bana bir şey olmaz? gibiydi. Dünyayı kurtaracak gücüm, cesaretim de varmış gibi hissederdim. Halbuki gerçekte kendimi bile kurtaramıyordum. Kısaca kendimi süper hissederdim ama bir kenardan da bilirdim, bu duygular yapaydı. Olsun ne zararı vardı, her şey bu kadar kötüyken, bu kadar güzel hissetmekten kim vazgeçerdi ki. Ama en kötü an bu kadar süper hissederken ilaçların etki süresi geçip yeni ilaç saati yaklaştığında, her şey olduğundan daha kötü görünmeye başlardı. Her defasında bir öncekinden daha kötü daha derin bir karanlıkta hissederdim kendimi. Tüm bunlardan kurtulduktan sonra o anların gerçekte intihara çok yakın anlar olduğunu düşünürüm hep. Öyle karanlık, öyle acı verici bir andır ki, hiçbir şey düşünemezsiniz, tek istediğiniz o karanlık ve acıdan kurtulmaktır ve bunun için her şeyi yapabilirsiniz, intihar edebilirsiniz!!! En sevdiklerinize bile zarar verebilirsiniz. Ve korkuyla ilaçlarınıza devam edersiniz. Ne kadar tehlikeli olduğunu bilsem de bazen dozlarından fazla aldığım da olurdu. Süper duygular daha uzun sürsün, karanlık geri gelmesin diye...
Sonuçta bu en süper ve en kabus duygular arasında gidip gelmekten yoruldum. Artık hangi duygum gerçek, hangisi yapay ayırt edemiyor ve kendim olmaktan çıktığımı hissediyordum. Mutluluğu ilaçlarda arayan biri ben olamazdım. hayır bu ben değildim. Zaten doktorlarında, ben bu ilaçları nasıl içiyorum, kontrollere düzenli gidiyor muyum takip edemezlerdi ya? 

Kendimi ilaçlara bağımlı zavallı biri gibi hissettiğim de; bunlardan kurtulmaya kesin karar verdim. Hemen arayışlarım başladı, önce insanların böyle durumlardan veya iyileşmesi imkansız denilen hastalıklardan nasıl kurtulduğunu anlatan yazıları, kitapları okudum. Onlar yaptıysa, ben kesinlikle yaparım deyip, kendime güç ve moral verdim. Arkadaş çevremi çoğaltıp, dört duvar arasından çıktım, gerekli gereksiz ve maddi yükü olmayan tüm halk eğitim kurslarının takipçisiydim artık. Ve tabi ki tüm bunlardan kurtulmak için gece gündüz dua ettim. Tüm bunları yaparken ilaçlar çekmecemde duruyordu, neden çünkü çok zorlanırsan hemen sarılacaktım. Doktorların ısrarıyla çok hafif dozlarda kullanmaya da devam ediyordum ama asıllar çekmecedeydi. Tüm o duygular geri gelirse diye çok korkuyordum. Çünkü ama bunun da yanlış olduğunu gördüm. Ben kendim o ilaçlardan daha güçlüydüm, evet kötü bir durum geri gelebilir, beni etkileyebilirdi ama nasılsa hiçbir şey sonsuza dek sürmüyordu.

 

Neler geçmemişti ki; İlk zamanlar zor ve uzun sürede geçerdi ama tüm bunlardan daha kısa sürede daha kolay kurtulmanın yollarını da öğrenirdim bu sürede.

 

Kendime göre öğrendim de, şartlar da giderek düzeldi, çalışmaya başladım, ben bir öğretmenim. Çocukların dünyası ve masumluğu yaşadıklarımı düşünecek fırsat bile bırakmadı çoğu zaman. Ve şimdi zaman zaman geri dönüp baktığımda, bunlar niye böyle oldu demedim hiç...

 

Çünkü; eğer ben karanlığı görmeseydim, yaşamasaydım, bu kadar çabalamazdım ve hayatımdaki her şeyin bu kadar değerini bilmez, şükretmek belki de bu kadar gönlümün derinliklerinden gelmezdi.

 

N.Ç.

 

Hk Performans : Gelişerek Değişim sistemi üyemize teşekkür eder. Sağlıklı ve huzurlu bir hayat diler.

Not: Üye olma adayları gün içinde bilgi almak için başarmış üyelerimizi bir şekilde bulup arayabilmektedirler. Bu aramalar çok sık olunca başarmış üyelerimiz günlük işlerini yapamaz hale geldiği için isimleri kısaltıyoruz. Profesyonel yardım için lütfen üye danışmanınızı arayınız. HK performans

Detaylı bilgi almak için BİZİ ARAYINIZ.

 

« Geri