İŞTE GERÇEKLER !

45 Kilo Zayıflama 97 kilodan 52 kiloya, yani tam 38 yıl geriye dönmek!

45 Kilo zayıflama GELİŞEREK DEĞİŞİM!

 97 kilodan 52 kiloya, yani tam 38 yıl geriye dönmek!

...

"AMELİYAT BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİ, YARALAR İYİLEŞTİRİLDİ,
REHABİLİTASYON TAMAMLANDI, ŞİMDİ TABURCU OLMA ZAMANI...

 

 

İlk-Son Kilo ve cm Farkları

44,8 kg

46 cm Bel

Basen 30 cm

Göğüs 30 cm

Toplam Başarı Oranı (V.A. %' si)

45.77

40.35

25.64

25.64

 

 

GENEL DEĞERLENDİRME

  

 

Hedef Kilo

53 kg

Hedef Kiloya Ulaşması İçin 0,8 kg Almalı Gerekiyor.

    Not: Bu resimde gördüğünüz iğneleri, son 6 aydır hiç ihtiyacım olmadığı ve dr. da tamamen kurtulduğumu söylemesi üzerine hatıra olarak KB'me gönderdim!

          

        

Temmuz 2012... Yaşamım için bunları hayal etmemiştim ben. Bulunduğum durumdan nefret ediyordum. Ümitsizlik, çaresizlik, başarısızlık duygularıyla acıyordum kendime ve biraz daha gaz veriyordum motosikletime. Arınmak için... 'Rüzgâr alsın götürsün' istiyordum tüm zihnimdekileri, ya da ben gideyim tümden... Yok olayım... Bitsin...

Başım gidonun üzerinde ağlıyordum, şafak sökmek üzere, artık yeniden insana dönüşme vakti. Yine olmamıştı! Dönüş yolunda zihnimdekileri yok edebilmek için bağıra bağıra şarkı söylüyordum. Motorun sesi, rüzgarın sesi, benim sesim ve vızıldayan asfalt... Ne anlatıyordu? Sanki geri dönüş utancının çığlığı... Yıllardır aradığım duvarı bulamamanın hayal kırıklığı ile yine dönüyordum işte. Hayatımı; hangi noktada kaybettiğimi düşünüyordum.

Çocukluğumda taciz, şiddet, yalnızlık... Sonrasında manevi şiddet, farklı şiddetler, aldatılma vs vs vs vardı.  Var da var. Zihinsel engelli bir çocuk... Her şey vardı. Gözlerimi utançla, korkuyla, kendime duyduğum öfkeyle, suçlulukla sımsıkı kapatıyordum. Yaşamı ıskalamıştım ama ölümüm bana ait olabilirdi.

Zeki bir çocuktum. 4,5 yaşında ilkokula, 16 yaşımda üniversiteye başladım. Okumayı ne zaman ve nasıl öğrendiğimi anımsamadığım gibi, hayatı da ne zaman ve nasıl öğrendiğimi anımsamıyorum. Hep bir yükle büyüdüm, büyüdüm, büyüdüm. 3 üniversite 3000 kitap ama bütün bunlara rağmen hiçbiri yardımcı olamıyordu bana, hayatın içinde öyle bir sıkışmıştım ki; iğne deliği kadar bile bir çıkış bulamıyordum.

'Sadece bir çıkış, bir yol arıyorum. Tanrım, çok şey mi istiyorum? Neredesin? Duy artık beni. Yaşamım bu kadar zor olmak zorunda mı? Neden benim bu kadar mücadele etmem gerekiyor? Seni arıyorum. Nerdesin?' Gözlerimi açıyordum maalesef halâ yoldaydım.

Saat sabaha karşı 04:25'i gösterdiği sırada motosikletimden inip 97?98 kilolarda 100 sınırına dayanmış ama cüssesiyle ters orantılı olarak ürkek, sinmiş ve hırpalanmış uçamayan bir kuş gibi bir kenarda büzüşmüş ve her ihtimale karşın içgüdüsel olarak tırnaklarını da çıkarmış, çaresizlik, boşluk, hiçlik duygularıyla bilgisayarımın başındaydım.

Aradığım sadece huzurdu ama nedendir bilinmez arama motoruna 'hızlı zayıflama' yazıyordum.

Google amca ilk sıradan bir siteyi adeta gözüme soktu. Şaşırdım, çünkü artık zayıflama yazınca çıkan sonuçları ve içeriklerini ezberlemiştim. Ama bunu hiç görmemiştim.

"Nereden çıktın sen şimdi! niye kafamı karıştırıyorsun?'' diyordum, kızıyordum... Ben onlarca diyetisyen, akapunktur uzmanı, endokrinoloji doktoru, ayurveda, hipnoz, psikiyatrist, Aykut Oğut gibi kişisel gelişimciler, thelifeco detoks, herbalife gibi ürünler, liposuction ve sonunda da mide balonu koydurtarak ve hepsinde de bir öncekinden daha başarısız olarak unumu elemiş, eleğimi de duvara asmıştım çoktan.


TESADÜFLER, EVRENİN OLMAMIZI PLANLADIĞI KİŞİYE DÖNÜŞMEMİZ İÇİN BİZE SUNDUĞU BİR OLANAKMIŞ. ONLARA GEREKEN ÖZENİ GÖSTERDİĞİMİZDE İSE BİZLERİ BEKLEYEN MUCİZELERE TANIK OLURMUŞUZ.

29 Ağustos'ta ürkek, hırpalanmış, üşümüş artık uçamayan bir kuş olarak içerdeydim. Ama kim biliyordu bütün bunları, hiç kimse...

Kol kırılır yen içinde kalır. Kan kusarız, kızılcık şerbeti içtik deriz.

O kadar korkmuştum ki; elini uzatanı gagalamaya çalışıyordum. Bu ruh hali ile çok zor 2 ay geçirdim. Düştüm, düştüm, düştüm, kalkamıyordum, sürünüyordum. Olmayacak diyordum, ben yapamayacağım. Herkes nasıl da yol almış, harika... Benden bi bok olmaz...

Yaşamımın bir anlamı kalmamış zaten, eee Marks ne demişti ' ... Özne için varoluşu belirleyen, kısıtlayan, sakatlayan iktidarın bedensel ve zihinsel denetiminden tam olarak çıkılabildiği tek eylem kendini yok etme eylemidir...'

Benim öznem de kendini yok etmek istiyordu artık. Yok olmak... Hiç yaşamamış gibi... Onca şey benim başıma hiç gelmemiş gibi... Bütün yüklerim küfemde, küfem de hep sırtımda. İçimde dolmak bilmeyen bir boşluk vardı. Ve ben yaşadıklarıma tahammülü 'o boşluğu doldurmak için daha çoğunu mideye almak şeklinde' bulmuştum.

Ama yedikçe şişmanlıyor, şişmanladıkça daha çok yemem gerekiyordu, bir türlü dolmuyordu o boşluk. Sanki bir sığınaktı sürekli genişleyen bedenim.

2 ay sonra, Ekim'de benim için milat olan bir HK yönlendirmesiyle patron girdi hayatıma. (KB=patron) Acımasız bir kilobekçisi, gerçekler onun klavyesinden benim ekranıma en sert biçimiyle aralıksız akıp geliyordu. Duvara tosluyordum, sarsılıyordum. Ne yapacağımı bilemez halde çıldırıyordum, ağlıyordum. Her gün sistemi terk etmeye karar veriyor ama akşam olmadan yine sayfama geri dönüyordum. Kızıyordum ama benim için sadece ve sadece benim için olduğunu anlamaya başlamıştım.

Anlıyordum ki; benim kilobekçim yani patron bir ANTAGONİSTTİ.

Antagonist; hayatta düşünerek bulamayacağımız doğruları, elde edemediğimiz tecrübeleri bize gösteren karşıt kişi.

Antagonist acımasızdır. Ama bir o kadar da müttefik ve dosttur. Onun tek bir amacı vardır: senin zafer kazanman!!!!

'Kendine güvenmediğin zamanlarda, bana güvenme rahatlığı ile yaşa. Her nefesinde yanında olacağım sadece hisset' diyordu.

Ve böylece 45 kilo verme sürecim başlıyordu.....

'Beyin mide gibi çalışır; ona bir şey verirsen, onları değerlendirerek meşgul olur. Ama boş bırakırsan kendi kendini öğütmeye başar. Hasta olan düşüncelerin, bedenin değil. Onun için değişmek için buradasın, zayıflamak için değil.' diyordu, anlamıyordum.

'Senin zayıflama gibi bir sorunun yok, olmayan bir sorun ile savaşıyorsun' diyordu ama yine anlamıyordum ve maalesef kilolarla mücadeleyi de başaramıyordum.

24 saati de tamamlayamıyordum. Artık benden bıktıklarını düşünmeye başlamıştım. Neden uğraşsınlar ki, ne zorunlulukları var; bırakmak gitmek istiyordum...

'ACELE KARAR VERME bunu bence sadece sen düşünüyorsun, burada kimse hayalleri olan birinden bıkmaz.' diyordu ama hayaller bile benim değildi ki, onundu. Bocalıyordum işte, dağılmıştım. Toplayamıyordum kendimi. Ne hedef var, ne de amaç! Sistemde görünen online psikolog butonu takılıyordu aklıma. Beynimi yontar, düzeltir, belki yapar bir şeyler ümidiyle soruyordum, 'Nasıl devreye giriyor bu online psikolog?'

'Şu an devrede' diyordu ve devam ediyordu,

'Ben senin her şeyinim.'

Ya kendimize yakışanı yaşamıyorsak ve bunu biliyorsak ama elimizden başka bir şey gelmiyorsa...  Ya da cesaretim yoksa... Nasıl sindirilir ki o zaman bu yaşam? Nasıl değişecek o zaman? Yazıyordum, yolluyordum. Hiç düşünmüyordum. Sayfalarca yazıyordum, sanki benim hayatımın sorumlusu oymuş gibi. O ise ısrarla tek bir şey söylüyordu.

'DEĞİŞECEKKKKKKKKKK,  BAŞKA ALTERNATİFİ YOK.'

Gülüyordum. Değişmek!!! Bu yaştan, bunca şeyden sonra... Ben değişsem ne olacak ki, bu sadece acı verir, ya dışımdaki koşullar? Onları kim değiştirecek! Dengelerim bozuk, korkularım yakamı bırakmıyor. Kendi ayağımla geldiğim, içine girdiğim sistemde şimdi bu ne? Ne yapıyorum ben böyle?

'Nefes al ve dünün korkuları bugünün enerjisi olsun.'

Nefes al. Alıyordum zaten, keşke almasam ama alıyordum işte, lanet olsun ki ödleğin biriydim ben. Gitmeyi bile başaramıyordum. Oysa ki bu sonsuz evrende insan ömrünün kısa ya da uzun olmasının ne anlamı olabilirdi ki?  40 ? 50 ya da 80 yıl ne fark eder?

Şişman olmak zayıf olmak kimin umurunda? Ne olacak, kimin için? Her şey kendimi kandırmaca...

'Küçücük sorunlar kocaman bir canavara dönüşebilir ve bu böyle olmayacak. Çünkü gelişerek değişiyoruz ve tehlikeler bize vız gelir.

Kendimizi geliştirerek her türlü tehlikeye hazır hale gelebiliriz, tıpkı fırtınada uyuyabilen adam gibi...'

Bu kadar büyük şeylerin altından kalkamayacağımı düşünüyordum yine kaçmak istiyordum, her şeyden kaçtığım gibi sistemden de kaçmak istiyordum. Başarısızlığıma tanıklık etmek istemiyordum.

'Kimse sana demedi mi? Bu kapıdan içeri girmek senin inisiyatifin ama çıkmak bizim inisiyatifimiz diye. Tüm geleceğini karartacaksın ve ben gidiyorum diyeceksin, ben de gülümseyeceğim... Oldu... ' 'artık yeter kendinden ve her şeyden kaçtığın, uyan ve hayallerin için çalış...'

Süreç tüm şiddetiyle devam ederken, ben de savaşa devam ediyordum. Ama patron bıkmadan, usanmadan, büyük fedakarlıklarla mücadeleye devam ediyordu. Bıkmıyordu! Gitmiyordu! Hayatımda hiç kimse benim için böylesine bir emek harcamamıştı.

Bir gün anladım ki ancak bu savaşta yenilirsem, patron kalelerimi yıkarsa kendimi fethedebilirdim. Kaybettiğimde kazanabilirdim.

 
'Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu.

Sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.'

Ve bu koşulsuz güvenle gelen teslimiyet hayatımın değişmeye başladığı an.....

Teslimiyet; çok bilmekten, daima haklı olmaktan vazgeçmekti.

Direnmekten, mazeretlerden, geçmişten vazgeçmekti. Kontrol etmekten, suçlamaktan, şikâyetten vazgeçmekti. Düşünmekten, sorgulamaktan vazgeçmekti. Kendin olmak için, kendinden, yarattığın illüzyondan vazgeçmekti.


İşte bu yola çıktığımın üzerinden tam 426 gün geçmiş. Yeni bir doğum ve palazlanma için geçen zaman... Hayatım boyunca edindiğim dostluklardan da öte dostların arasında buldum kendimi. Bazen 'rüya mı, gerçek mi' diye düşündüğüm bile oldu. Bu sürede o kadar çok şey öğrendim ki. Ama daha bebek olduğumu, yeni doğduğumu, yürüyebilmek, konuşabilmek ve koşmak için de aynı şekilde çaba sarf etmem gerektiğini de çok iyi biliyorum. Belki de Patronun dediği gibi bunlar ısınmaydı, piste çıkma zamanı daha yeni başlamakta...

Kelimeler çoğu zaman yetersiz bu duyguları anlatmaya ama yine de deneyeceğim.

Öncelikle şunu söyleyeyim ki; bunları anlamam kolay olmadı, kelime olarak anlamlarını bilsem de, yaşamsal olarak hiç bir şey bilmiyordum. 426 gün boyunca her gün ama her gün bunları anlatabilmek için uğraşan bir sistemdir kilobekçiliği.

Üyenin Son Hali- 97 kilodan 50 kiloyaBen bu yolculukta battaniyemin altından çıkıp yeniden BEN DE VARIM diyebildim.

Battaniyemin altından çıktım ama uzun bir süre salonda katlı olarak bekledi, korktum! Geriye döner miyim diye... Sonra onu da attım.

O kadar sert uyaranlar aldım ki; arabamla ve motosikletimle hız yapmayı bıraktım! Biraz bekledim, sonra motosikletimi sattım. Artık enerji kaynağım koşmak oldu. Kendime ve kızlarıma zarar vermeden düşünmeyi ve kaybederken kazanmanın ne demek olduğunu öğrendim.

Tükenmişliğimi yaratan aptalca düşünceleri, olumsuz duyguları, ikame inançları, utançları, yargıları, korkuları, kaygıları (çoğunu) adım adım terk ettim.

 
Köleliklerimi önce fark ettirdi bana, sonra zor da olsa kabul edip ardından da özgürleşme serüvenine dahil oldum. Kendi hikâyemin kahramanı oldum.

Bu yolculukta sıradışı bir kişinin rehberliğini deneyimledim ve bir gün onun fanusunun yaydığı ışıkla önümü görmeye başlayınca da kayıtsız şartsız teslimiyetle ona bağlandım.

Gün geldi hiç kimseden duymadığım sertlikte gerçekleri duydum, ağladım; çok ağladım! Ama her seferinde 'ben senin yanındayım, hisset' diyen sesiyle uzanan eline tutunarak ama yeni bir farkındalıkla daha yola devam ettim.

Gün geldi kendimle ilgili, başlangıçta asla inanmadığım güzel şeyler duydum ama hissetmeye devam ettim ve o güzellikleri gördüm, yaşadım. Ve sonunda da bu gerçekliğin müptelası oldum, peşinden ayrılamaz oldum.

Kendime inanmayı bırakıp, edindiğim bağımlılıklara esir düşmüş bir aklım vardı, uyandırıldım, uyanmak için çabaladım.

ŞÜKÜR'Ü öğretmek için çok uğraştı. Anahtar buradaydı. En azından anlamaya başladım.

Hatalı olduğumda geri adım atmayı, bunun gurur olmadığını öğrendim.

Olaylara farklı taraflardan da bakılabileceğini öğretti bana ve ben tercihlerimin sonucunu yaşadığımı acı bir farkındalıkla kavradım.

Değil aynalara bakmak; sokaktaki vitrin camlarına bile göz ucuyla bakmaz, seyredilişimi seyretmek istemezdim. Aynalarla artık barıştım.

Kaderim için "niye ben" demek yerine yaşadıklarımın beni daha da güçlendirebileceğini anlamam için çok uğraştı! Yaşanan her şeyin ama her şeyin 'yaşanıyorsa doğal olduğunu' öğrendim.

Beni hırpalayanların bunu bana 100 kere belki de 200 kere yapmış olmalarına rağmen, benim bunları kendime 40 yıldır her gün tekrar tekrar yaptığımı fark etmemi sağladı.

Dışarıdan gelenleri değiştirme şansımız yoktu belki ama, ya kendimize yaptıklarımız!

Öğrendiğim en önemli şey buydu. Kendimi affettim! Bu hayat benim sınavımsa, bu sınavda bana nasıl davranıldığı da onların sınavıydı. Onları da affettim!

Çarpmak için bir duvar ararken, duvarlara tırmanıp o engelleri geçebilecek kapasitede olduğumu ve bunun keyfini yaşattırdı bana ve artık yüksek sesle 'YAŞAMAK ÖYLE GÜZEL Kİ; ADI: GELECEK' diyebildim.

 
Ø 
Hedefler ve amaç öncelikli yaşama merhaba dedim.
 

 
Ø 
Hayatımın sorumluluğunu devrettiğim yerden geri aldım.


Ø  Beni hak etmeyenlerin arkasından el salladım ;)


Ø  Kendime yakışanı yaşamak kavramıyla tanıştım. Yaşadıklarımızdan izin verdiğimiz ölçüde biz de sorumluyduk. DUR diyebildim.


Ø  Ne yediğimi değil, neden yediğimi fark etmemi sağladı. Hislerimi kontrol edip problemli davranışları değiştirmeyi çabalamayı öğrendim.


Ø  Bu arada bir de baktım ki ZAYIFLAMIŞTIM :)


Ø  YAŞANIYORSA DOĞAL OLDUĞUNU KABULLENMEYİ ve bunun ne demek olduğunu öğretti bana. Zihnin özgürlüğünün ne demek olduğunu...

En ama en önemlisi de;

Ø  NEFES ALDIM. Artık çantamda, ani gelen nedeni bilinemeyen nefessiz kalma krizlerimde yapılması gereken iğne ve şırıngayla gezmeme gerek olmadığını söyledi doktorum.
Son 6 aydır da bu krizi yaşamadım.

Ø  Farklı bir nefesle tüm çirkinlikleri unuttum. Gözlerimi kapadığımda, çirkinlikleri göz kapaklarımın ardında bıraktığımda, içeride o var olduğu söylenen güzellikleri keşfettim.

Gerçek özgürlük bir şeylere bağlı değildir. Benim güvenli kafesimden ayrılıp sorumluluğumu üstlenene kadar bir çıkış yoluydu, aynı metrekarede farklı dünyalara geçiş. Çırpınıp yaşam enerjisini boşa harcamadan sadece gözümü kapatıp hissederek.

Tüm hayvanlar bir programa dahil olarak doğar ama insan öyle değildir; insan özgürdür ve tercihlerinin sonucudur. İster hayvanlardan aşağı seviyeye düşersin ister melekler mertebesine erişirsin. Bulunduğum yeri hissettirdi. Ne kadar şok edici olsa da doğrularından hiç taviz vermedi. Hissettim ve aynı metrekare içinde seviyemi değiştirebileceğimi gördüm.


ARTIK NEFES ALABİLİYORUM. DERİN DERİN CİĞERLERİMİ DOLDURABİLİYORUM. Ve yeniden verip yeniden alıyorum.


426 koca gün... 426 günlük kesintisiz bir mücadele, emek ve fedakârlık...

Gelişerek falan değişmedim ben, kilo kaybetmek ya da ruhumdan tonlarca ağırlık kaybetmek falan da değildi benim yolculuğum, geçirdiğim evrim DNA'larımın baştan programlanması şeklindeydi.

 
Çok sarsıcı ama harika bir yolculuktu. Hakkını nasıl öderim patron? Karşıma bu sistemi, sevgili Halil Kargulu beyi ve sevgili patronu çıkaran ilahi güce nasıl şükretmem...

Hayatımda hiç kimse benim için böylesine bir emek harcamamıştı ve hiç kimse bana böylesine büyük bir armağan vermemişti. 'Tertemiz boş bir sayfa ve kocaman bir silgi.' Elimdeki beyaz sayfayı doldurmak artık benim elimde ve hata yaptığımda "yeniden" diyebilecek silgim de benimle birlikte.

Ona bir can borcum var, bu öyle "kilo verdim, güzelim, harikayım" borcu değil! Yaşamımın geri kalanını borçluyum ona. Artık 'yaşamak istiyorum' diyebilmek bile armağanların en büyüğü.

'Zamanı gelmiş bir eylemi tamamladın. Eylemin içinde kendi özünü yaşayan özel birisin.

Beynen bedenini yönetme sanatını başarıyla uyguladın. ALGI, ALIŞKANLIK ve BAĞIMLILIK bakımından bundan sonra hiç bir şey ARTIK ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK.' diyordu patron...

Ne zehir miktar, ne de telafi! Hiç birine gerek kalmamıştı. Gerçek ihtiyacın telafisi de, zehir miktarı da söz konusu değil. Artık, bedenim gereksinimi kadar tüketmeyi öğrendi ve hatta besin dışı enerji kaynaklarını gerçekten keşfettim. Hatta onları kullanmayı öğrendim.

Ve beklenen son geldi. Bugün son gün...

Öncesinde defalarca kaçmaya kalktığım bu kapıdan çıkmak nasıl zor bunu kelimelerle anlatamam.
Sahip olduğum tek gerçek dosttan ayrılmak.

Bir zamanlar 'bu kapıdan girmek senin inisiyatifinde ama çıkmak benim...' diyen patronun ne demek istediğini şimdi anlıyordum. Şimdi "artık kanatların çıktı, kullanmazsan dumura uğrayacaklar. Şimdi uçma zamanı... en yüksek tepeye çık ve bırak kendini, merak etme gerisi kontrol altında... kendine güven, sana yakışan da bu..." diyordu.

Kal dese gözümü kırpmadan kalırım ama teslim olmak zor gibi görünse de asıl zor kısım teslim olduğun kişidedir. Biz çaresizizdir, başka bir seçeneğimiz yok gibidir ve teslim oluruz. Ama teslim alan tüm sorumluluğu alır. Ve zamanı geldiğinde de o sorumluluğu geri vermesi gerekmektedir.

İşte ensesinden tutularak kartal yuvasına götürülüp ameliyata alınan, her gün yaraları yeniden sarılan o hırpalanmış kuşun iyileştiğine karar verilmiş, uçma zamanı gelmişti. Bana düşen de o güvenli alandan çıkıp, fanusun her zaman benimle olduğunu hissederek, şu anda ağlasam da sadece kendim olup, elimden gelenin en iyisini yapmak.

Tohum ağaca dönebilmek, yaşama bir şeyler katabilmek ve meyve verebilmek için öncelikle güvenli kabuğundan çıkıp filizlenmek zorundadır.

Ve söz veriyorum bundan sonraki geçmişimi ben yaratacağım, seçimlerimin hayatımın geri kalanı olduğunu hiç unutmadan FARK YARATACAĞIM.....

Tüm hayatımızı düşüncelerimizle yaratıyorsak bundan sonra mükemmele ulaşacağım.

HERŞEY İÇİN SEVGİLİ PATRONA ve HALİL BEYE SONSUZ TEŞEKKÜRLER....

Önemli Not: Marks yanlış biliyormuş, meğerse yaşamak için ne çok neden varmış!!!

 

29.10.2013

B.D.

 Not: Üye olma adayları gün içinde bilgi almak için başarmış üyelerimizi bir şekilde bulup arayabilmektedirler. Bu aramalar çok sık olunca başarmış üyelerimiz günlük işlerini yapamaz hale geldiği için isimleri Kısaltıyoruz. Bilgi almak için 212 245 20 33 ? 39 ve  532 476 30 22 'yi arayınız.


 

Hızlı zayıflamak, sağlıklı ve kalıcı kilo vermek için başka hiçbir alternatifi olmayan bu sistemi mutlaka inceleyiniz. Gelişerek değişim süreci, geleceğiniz için bir yatırımdır. Sizler de kurtarmayı bekliyor, sağlıklı, kalıcı ve hızlı zayıflamak istiyorsanız HK Performans Gelişerek Değişim Eğitimleri'ne katılınız.

Etiket: hızlı zayıflama, hızlı kilo verme, sağlıklı zayıflama, sağlıklı kilo verme, kalıcı zayıflama yöntemi, hızlı ve kalıcı zayıflama yöntemi, en hızlı zayıflama yöntemi, hızlı zayıflama başarıları, hızlı kilo verdiren yöntem

 

« Geri