İŞTE GERÇEKLER !

25.4 Kilo Zayıflama / İnsanın ruhuyla bedeni arasında inşa edilen bir köprü...

 

Z.V.A

:

   

 

 

Sıra

Tarih

Süre

Kilo

Bel

Basen

Göğüs

-

Kasım 2011

(Başlangıç)

81.7 kg

107 cm

119 cm

103 cm

 

 

 

   .

.2013?

.

56.3 kg

  81 cm

90 cm

85 cm

   

..........

       

 

 

         

İlk-Son Kilo ve cm Farkları

25,4 kg

26 cm

29 cm

18 cm

Toplam Başarı Oranı (V.A. %' si)

30.17

25.30

24.37

17.48

 

 

GENEL DEĞERLENDİRME

                       Kilobekçiliği kavramı size göre nedir, nasıl yorumluyorsunuz?

                 

Kilobekçiliği insanın ruhuyla bedeni arasında inşa edilen bir köprüdür. Birbiriyle henüz tanışmamış ve yıllarca birbirinin varlığından bihaber yaşamış bir ruhla bir bedeni başgöz etme çabasıdır. Onları önce tanıştırıp birbirlerini sevdirmek ve tek vücut olmalarını sağlamaktır. Bu bütünleşmenin doğal bir sonucu olarak tamamlanmış bir insan çıkar ortaya. Kendine yakışan bedende, kendine yakışanı yaşamak ancak tamamlanmış bir insan için söz konusudur.

 

Kilobekçisi özünden uzak yaşamış bedenle, özü arasındaki devreyi kapatan ve o temas anına tanık olan çok özel bir insandır. Bu teması bilinçaltının en derin dehlizlerinde gerçekleştirir. Her kapıdan geçmeye, bilinçaltının kat kat derinliklerine girmeye yetkisi olan tek kişidir kilobekçisi. O yüzden onu çok seversiniz, saygı duyarsınız, ondan ölesiye korkarsınız, bazen nefret edersiniz, bazen sonsuza kadar orada kalsın istersiniz, bazen de hayatınızdan çıkıp gitmesini...

 

Kilobekçisinin elleri tertemizdir, sterildir, çünkü çok derinlerde çalışır. Elindeki tek bir bakterinin o derinlikte çok büyük bir enfeksiyona yol açacağını ve insanın bu enfeksiyondan kurtulamayacağını bilir. Kilobekçisi asla bilerek yanlış yapmaz, asla zarar vermez; her zaman destek olur, büyütür, geliştirir ve değiştirir. Onun dokunduğu yerde pozitif bir gelişim olmaması mümkün değildir. Fakat en önemlisi kilobekçisi gerçek bir insandır. Biz hiç fark etmesek de; nefes alan, nefes veren, kokoreç yiyen, takım tutan, küfür eden, espri yapan, gülen, ağlayan ve bizim gibi olup da bizden çok farklı olan bir insan. En az bizim kadar hata yapmaya hakkı olup, bu hakkını o sınırsız geçiş izini karşılığında teslim etmiş olan insandır. O gerçektir ve onu bu kadar sevmemizi ve güvenmemizi sağlayan şey de o gerçekliktir.

 

                 Kilobekçiniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Birbirinden habersiz obez bir ruh ve fit bir bedenle yaşamaya çalışırken tanıştım onunla. İçimde kocaman bir boşluk vardı, o kadar büyük bir eksikti ki, onsuz nefes almak benim için mümkün değildi. ?DERİN BİR NEFES aldım ve hayata tekrar NEFES VEREREK başladım...? demişti ilk gün.

 

Tabi ben o zaman nefes almanın ne demek olduğunu hiç bilmiyordum.

Adını halâ bilmiyorum, kendisine uydurma bir sahne adı seçmiş ama o bile içine sindirememiş olmalı ki kullanmazdı. İlk günlerde yaptığımız bir anlaşma gereği bedeni o yönetecekti, düşünceleri ben. Bu anlaşmanın ve buyurgan davranışlarının sonucunda ona ?sahip? demeye başladım. Bu isim ona çok yakıştı.


Sahip çok zeki bir adamdır; tanıdığım en gıcık, en buyurgan ve en sağlamcı insandır. Ve müthiş bir adamdır; onun olduğu yerde güneş hiç batmaz, bilgilerle, fikirlerle ve sürprizlerle dopdoludur. Hep söyleyecek bir şeyi vardır. Sezgileri çok güçlüdür. Fanusu arızalıdır ama asla kabul etmez, eleştirilmeyi pek sevmez, hiç de eleştirmez, can sıkıcı derecede sakindir, kontrolünü hiç kaybetmez, her zaman seviyelidir, duruşunu kalitesini hiç bozmaz, asla haksızlık yapmaz ve kendine haksızlık yapanı asla affetmez. Ve en sinir olduğum özelliği her zaman haklıdır.


Tanıştığımızda o kadar yabancıydım ki kendime, ne söylediğini anlamam aylar aldı. Her gün defalarca okurdum söylediklerini, yine de kalın kafam bir türlü almazdı. Hayatla inatlaşmayı öyle alışkanlık haline getirmiştim ki nefes alıp yaşamak hayal bile edebileceğim bir şey değildi.

İnsan olmanın en büyük gerçeğini öğrendim ondan; Bugünü Mükemmel Yaşamayı. Her şartta nefes almayı, nefesimi tutmadan yaşamayı, renklerimin peşinde durmaksızın koşarken tam yanımda bana eşlik eden gökkuşağını görebilmeyi.

 

36 yıldır aldığım yoldan çok daha fazlasını aldım onunla, hem de ışık hızında. Yanında oturup yaydığı ışıkla aydınlandım. Ta ki artık kendi ışığımı yayabileceğime inanana kadar. Şimdi sünger gibi çektiklerim, kapasitem yetmediği için çekemeyip de ceplerime doldurduklarımı alıp yanındaki sıcak minderden kalkma zamanı geldi. Bana öğrettikleri ve emeği bendeki değerini sonsuza kadar koruyacak. Onun hakkını ödemem mümkün değil.

 

    Programa başlamadan önce ki düşünceleriniz nasıldı?

 

Hiçbir düşüncem yoktu. Sadece doğru yer olduğuna dair çok keskin bir inancım vardı. Sürekli artan kilomla ilgili yıllar süren eylemsizliğime artık bahane üretemeyecektim. Çünkü bana en yakın, en insanca ve en gerçek yaklaşımı bulmuştum. Ne bir karar verme süreci yaşadım, ne de sorgulama. Balıklama atladım sistemin içine. Çok da iyi atladım, tertemiz girdim, kimsenin üzerine tek damla sıçratmadım ve kuru kalan tek bir noktam bile olmadı. Bahanelerimi bir kenara bıraktım, bugüne kadar yaşadıklarımın tek sorumlusu olduğumu kabul ettim ve ilk günden teslim oldum.

 

                Şu ana kadar olan yaklaşımlar ve kilobekçiliği kavramı ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

 

Tam 453 gündür içerdeyim. HK ile tanıştığımdan beri kendi etrafında tam 453 kez döndü dünya, ona sorsanız lafı bile edilmez mikroskobik bir zaman, HK?ya sorsanız kurtarılan yüzlerce üyeden sadece biri, bana sorsanız en muhteşem yolculuğu ömrümün, öncesini hatırlamadığım.

 

Elbette hepimiz çok çalıştık, emek verdik, kendi hayatımıza sahip çıktık ve kendimize yakışanı seçtik. Fakat bu sistem ve aldığımız bu hizmet kendi bileğimizin hakkıyla kazandığımız bir hak değildi. Burada bulunma ayrıcalığını yaşamak bize verilen bir hediyedir. Dolayısıyla biz başaran üyeler ömür boyu borçluyuz, bu hizmete ihtiyaç duyan, habersiz olan, olanakları eksik olan herkese karşı sorumluyuz. Önce sistemin mevcut durumunu korumak ve temiz tutmakla, sonra büyütmek ve geliştirmekle.

 

18.02.2013

 

Z.V.A

 

Hk Performans & OMDER Üyesi sevgili Z.V.A?ya bu değerli düşünceleri için teşekkür ediyor. Sonsuza denk ideal kiloda huzurlu ve mutlu olması için en içten temennilerimizi iletiyoruz.  

Not: Üye olma adayları gün içinde bilgi almak için başarmış üyelerimizi bir şekilde bulup arayabilmektedirler. Bu aramalar çok sık olunca başarmış üyelerimiz günlük işlerini yapamaz hale geldiği için isimleri Kısaltıyoruz. Bilgi almak için 212 245 20 33 ? 39 ve  532 476 30 22 ?yi arayınız.

 

                Üyenin Haziran 2012 tarihli ilk dönem ANKET cevapları  

                 

                Kilobekçiliği kavramı size göre nedir, nasıl yorumluyorsunuz?

 

İsmi pek sevimli gelmese de ?sağlıklı yaşam koçu?  gibi entel bir isim takıldığında da anlamı hiçbirimiz için asla değişmeyecek bir şey kilobekçiliği.

 

Kendi hayatımda çok da fazla deneyimleyemediğim çok doyurucu bir arkadaşlık modeli benim için. Her aşamasını ayrı ayrı değerlendirmek gerek. Örneğin başlangıcı çok heyecan verici olduğu kadar çok da sancılıydı. Daha önce hiç aynaya bakmamış bir insanın suratına kocaman bir ayna dayıyor. Önce gözler kamaşıyor, gördüğü şey karşısında canı acıyor insanın. Sonra bir süre inkâr ediyor ?hayır bu ben değilim?, savaşıyor, direniyor, kavga ediyor. En sonunda ise teslimiyet geliyor.

 

Sonrası çok keyifli bir yolculuk halini alıyor. Öyle ki bazen bu yolculuğun bir hedefe ulaşmak için yapıldığını unutup ömür boyu devam edeceğini düşünebiliyor insan. En tehlikeli yanı ise bağımlılık yapıyor olması, hele de benim gibi bağımlılığa yatkın insanlar için yeşil reçeteyle kullanılması şart.

 

HYMAN RICKOVER?ın şu meşhur sözünü çok beğenirim; ?Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur?. Çevreme baktığımda hiç kimsenin geleceği, hayalleri, fikirlerini konuşmadığını görüyorum. Sohbetlerin %90?ını kişilerin, %10?unu ise olayların oluşturduğu, ruhunu doyurmak yerine donatılmış sofralarda uzun uzun karınlarımızın doyurulduğu arkadaşlıklarım vardı. Bu açıdan bakınca burada arkadaşlık ve sohbet o kadar doyurucu ki diğer tüm arkadaşlıkları gölgede bırakıyor.

                 

                 Kilobekçiniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Benim kilobekçim standart boyutlarda (kendisi öyle tanımlıyor TSE belgesi varmış), ?Beyaz Gölge?yi hiç seyretmemiş bir basketbol delisi, ?voltranı oluşturmak? deyimini bilmeyen, Leman?ı ipad?den okuyan tipik bir Y Kuşağı.

 

Çeşit çeşit, boy boy fırçaları olan bir sanatçı. Fırça setinde neler mi var; ince uçlu yumuşak kıllı rötuş fırçasından tutun da sert kıllı geniş şantiye fırçasına, badana fırçasından süpürgeye kadar her duruma uygun geniş bir koleksiyon. Yerine göre en uygun fırçayı seçer ve ustalıkla kullanır, yetmezse o fırçanın sapını da kafanızda kırar. Ama asla kontrolünü kaybetmez, sigortası hiç atmaz, binlerce kez denedim, çok uğraştım olmadı. Çok sağlamdır, o kadar itiş kakışta yerinden 1mm bile kıpırdamaz. Fakat çok da sağlamcıdır, hiç risk almaz, monitörün arkasına öyle bir saklanır ki saçının telini bile göremezsiniz. Güvenli kurtarılmış bölgesinden ahkâm keser. Her zaman doğruyu söyler ama şaşırtmacalı sorulara atlamaz kenarından dolaşır.

 

Bazen gıcık olduğun adam olur, bazen küçük kardeşin, bazen abin, bazen öğretmenin, bazen oyun arkadaşın. Bazen onun da bir insan olduğuna inanmakta zorluk çekersin. Ben hala uzaylı olduğuna inanıyorum. Bazen hiçbir şey yapmasa da yeryüzünde onun gibi tek bir insan olduğunu bilmek bile şaşkına çevirir seni. Ama çoğu zaman hayatı oyun alanına çevirmesini, bu kadar ustaca yaşamasını hayranlıkla seyredersin, onu tanımaktan gurur duyarsın ve nasıl o beceriyor da ben beceremiyorum diye sinir olursun.

 

Onunla birlikte çok dik bir rampadan tırmandık. O kadar istikrarsız ve disiplinsizdim ki bütün yükü ona taşıttım. Birkaç defa elini bırakıp aşağı geri kaçtım. İki ileri bir geri derken zirvenin sağlam güvenli zeminine az kaldığını biliyorum. Ama yine biliyorum ki zirve yolun ilk yarısının bittiğini gösteriyor sadece. İkinci yarısı yokuş aşağı, daha kolay olmalı değil mi?

 

 

                Programa başlamadan önceki düşünceleriniz nasıldı?

 

Pek bir düşüncem yoktu, kitabı büyük bir tesadüf sonucu elime aldım. Biraz sayfaları karıştırdım ve aradığım şey olduğunu anladım. Kitabı okuduktan sonra sadece bir kitap olmadığını, bir yaşam biçimi olduğunu, şişmiş hantallaşmış bedenime ve ruhuma çare bulduğumu fark ettim. Balıklama atladım sistemin içine. Ama hiç kimse bana ne yapmam gerektiğini söylemedi. Uzun bir süre diyet listesi değil ama bir eylem planı bekledim. Mümkünse çoktan seçmeli eylem planları olsun diye bekliyordum.

 

O eylem planı hiç gelmedi tabii. Kimse bana ne yapmam gerektiğini söylemiyordu, oh tam istediğim gibi diye düşünüyor, sayfaya arada bir giriyor, mailbox gibi mesaj varsa cevap yazıyor tekrar çıkıyorum. Bazen hiç girmediğim günler oluyor. Kimse bana ?sen burada dizimin dibinde oturacaksın? demiyordu. Bu rahatlıktan sonra zehir gibi fırçalar gelmeye başladı. Sayfaya girmezsem cep telefonuma mesajlar geliyor. Tabi ben o zamanlar msn?i dosya alışveriş için kullanan tam bir internet dinozoruydum. Bu iletişimi oraya kaydırmayı akıl edene kadar ömür boyu yemediğim kadar çok fırça yedim. Ha bir de çizelge olayı var ki hala benim için en büyük sorundur. Bu sistemde yapabileceğiniz en büyük kabahat çizelgeyi doldurmamak. Ne yedin? Eh kolay soru tamam. Egzersiz? Mırın kırın. Bugün nasıl hissediyorsun? Haydaa ne bileyim ne hissediyorum. Yaşayıp gidiyoruz işte. Ne zor bir iştir çizelge doldurmak.

 

Bence yeni başlayanlara bir kullanma kılavuzu hazırlamalısınız. Ya da eski üyelerinize hazırlatmalısınız. Ben biraz deneyeceğim en azından yeni arkadaşlar benim gibi dumura uğramasın.

 

Sevgili arkadaşım,

Misafir olarak bulunduğun o bedeni çok yakında terk edip öz bedenine kavuşacaksın, boşuna direnme, direnerek vakit kaybetme, teslim ol. Bu kapıdan içeri girdiysen eğer öz bedenine kavuşmaman olanaksız; çünkü buranın kurallarına göre doğal olan insanın öz bedeninde yaşamasıdır. Ama ruh bedeninle temas etme konusuna gelince o iş sana kalmış. Kilobekçin bile senin adına bunu yapamaz. Bu teması sağlayacak sana özgü bir şeyler bulmak zorundasın. Kimisi için kucağında uyuyan bebeğini seyretmek, kimisi için ibadet eder gibi aşkla ve şevkle işini yapmak, kimisi için sevdiğin insanın gözlerinde kaybolmak, kimisi için ise ilahi aşkı bulmaktır bu. Sen de salatalığa yoğurda takılmadan acilen kendininkini bulmalısın.

 

Dışsal değişimin ile içsel değişimi hizalaman çok önemli. Bunlar birbirine paralel gitmezse hedefe uyumlu kalmakta zorlanabilirsin. Hatta bence hedefi, inmek istediğin kg değeri değil gelişerek değişim açısından ulaşmak istediğiniz nokta olarak belirle ki hedefin hiçbir zaman anlamını yitirmesin. Hele ki güzel olmak, şık olmak, deliler gibi alışveriş yapmak senin için bir keyif değilse hedef kg rakamı seni sadece haftada 1 gün heyecanlandırır o da ölçüm günü. Bundan sonrasını da zirveyi görmüş üstatlar doldursun.

                 

                Şu ana kadar olan yaklaşımlar ve kilobekçiliği kavramı ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

 

Sisteme Kasım 2011?de dâhil olmuşum, daha 1 yıl bile olmamış ama geldiğim noktaya baktığımda nefesim kesiliyor. Buna rağmen ?bu kadar da mütevazi olma? diye fırça yiyorum. HK ve Omder?de -ki ben bunları birbirinden ayrı tutuyorum çünkü birisi dernek diğeri is e ticari bir kuruluş- biz üyelerin bireysel olarak gösterdiğimiz değişim ve gelişimden daha agresif bir şekilde büyümeli, güçlenmeli ve değişmeli diye düşünüyorum. Hayal ettiğiniz gibi bir halk hareketi olmalı, kabuğunu kırmalı, daha çok insana ulaşmalı. Bence en başta siz mütevazi olmayı bırakmalısınız. Biz de ailenin üyeleri olarak bu büyümeyi gururla takip etmeli ve üstümüze düşen görevleri yapmalıyız. Çünkü bu sistem şu anki haliyle parayla hizmet satılan ticari bir kuruluş değil. Çok özverili ve sıradışı bir ilgi sunuyor, hepimizin evi gibi, ailesi gibi. İnsanın hayatında bu kadar sabırla ve özveriyle her saniye yanında olan, her düştüğünde kaldırmak için hazır olan ve en önemlisi de artık kendi başına kalkabilecek kadar güçlü kılan bir birliktelik sadece aile içinde olur. İnsanlar aile bireylerinin hep daha iyi olmasını isterler, onların gelişimleriyle gurur duyarlar. Ben de Omder ve HK için aynı şeyleri hissediyorum.

Sevgilerimle,


Z.V.A

 

Not: Üye olma adayları gün içinde bilgi almak için başarmış üyelerimizi bir şekilde bulup arayabilmektedirler. Bu aramalar çok sık olunca başarmış üyelerimiz günlük işlerini yapamaz hale geldiği için isimleri Kısaltıyoruz. Bilgi almak için TIKLAYINIZ.

 
Sağlıklı zayıflamak, gelişerek kalıcı kilo verebilmek için en iyi çözüm HK Performans Kurumsal Hizmetleri'dir. Özüne dönüş yapmak isteyenlere Dünya'da benzersiz tek kalıcı zayıflama yöntemi olan bu sistemi detaylıca incelemelerini tavsiye ediyoruz.

HK Performans Eğitim Danışmanlık Ltd. Şti.

ETİKET: Sağlıklı zayıflama yöntemi, kalıcı zayıflama yöntemi, sağlıklı ve kalıcı zayıflama yöntemi, sağlıklı ve hızlı zayıflama, sağlıklı ve hızlı zayıflama yöntemi, gelişerek zayıflama, garanti zayıflama, sağlıklı kilo verme, sağlıklı ve kalıcı kilo verme, en etkili zayıflama yöntemi, en etkili kilo verme yöntemi, zayıflatan yöntem, hızlı zayıflatan yöntem, kilo verdiren yöntem, hızlı kilo verdiren yöntem, çabuk kilo verdiren yöntem, çabuk kilo verme yöntemi

« Geri