İŞTE GERÇEKLER !

17.7 Kilo Zayıflama - Bu bir Değişim değil, DİRİLİŞ Hikayesidir.

BU BİR DEĞİŞİM DEĞİL DİRİLİŞ HİKÂYESİ

Yaş 30 Boy 163  İlk Kilo 77.1  Son kilo 53.4 

Sıra

Tarih

Süre

Kilo

Bel

Basen

Göğüs

-

?2012

(Başlangıç)

71.1 kg

86 cm

102 cm

98 cm

 

56

05.09.2012

?gün

53.4 kg

59 cm

81 cm

78 cm

59

 

Son 1 gün

-

-

-

-

 

         

İlk-Son Kilo ve cm Farkları

17,7 kg

27 cm

21 cm

20 cm

Toplam Başarı Oranı (V.A. %' si)

24.89

31.40

20.59

20.41

 

GENEL DEĞERLENDİRME

 

Umarım bu başlıkla yeteri kadar dikkatinizi çekmişimdir. Tam da istediğim bunu okuyan herkesin dikkat kesilip şöyle bir bakması ve sonuna kadar sabırla benim diriliş hikâyemi okuması... Belki böylelikle başka bedenlerin de dirilişine, başka ruhların da gerçek hayatla buluşmasına bir nebze katkı sağlarım. Ey kari lütfen sabırla oku.

Başlangıçta kilo vermek ve bedenimdeki ağırlıklardan kurtulmak maksatlı olarak başvurdum sisteme. Aslında bu ağırlıklardan kurtulduğumda her şey güzelleşecek ve çoktan ölmüş olan ruhum sanki bir anda canlanacaktı. Yani her şeyin sebebi bedenimi sıkıca sarmalayan bu yağ kütlesiydi, evet evet kesin oydu. Aslında ben öyle sanıyordum.

Benim ölüm uykum yani ruhumu, bedenimi, kendimi öldürmeye başlamam lise ve üniversite yıllarımda oldu. Her şey derslerden ibaretti benim için. İlle de her şeyde birinci olacak, her kesin gözdesi olacaktım. Okşanan gururumla bilmeyerek ruhumu görmezden gelmeye başlayacaktım. Evet, insanların bir idealleri olması çok güzel bir şey. Ama bu ideal uğruna kendinden vazgeçmesi, çevrede gelişen güzelliklere kulak kapatıp görmezden gelmesi olacak iş mi? Evet oluyor. Bir de bakmışsın ki hayat çok hızlı bir şekilde ilerlemiş ve yaşın gereği olup, yapacakların seni çoktan geride bırakmış, çekip gitmiş... Ne zaman bahar olmuş, ne zaman kış üşütmüş? Çoktan beri üşümekte olan ruhunuzu anlamıyorsunuz. Bir de bakmışsınız ki evlenmiş ve iş hayatına başlamışsınız. Derslerdeki başarılarıyla okşanmaya alışan gurur bu defa eşinin gözünde en iyisi olmak ve çalışma hayatında başarılı bir kariyer sağlamak için sizin yakanızı bırakmamakta, peşinizde gezinmekte. Bu arada ruhuma ne oluyor, nerelerde ruhum, beynim...

Rabia adeta bir robot şekline bürünmüş. Sabah yatağından kalkıyor yatağı ve evi şöyle bir topluyor, kapının önünde servisine binip okuluna koşuyor. Belki bu dönem sevgili öğrencilerim hala ölmeyen ve can çekişen ruhumu bir nebze olsun canlı tutuyor ama bu da korkarım ki onu ölüm döşeğinden çıkarmaya yetmiyordu. Okulun kapısının önünde inip o cıvıl cıvıl, saf, temiz yürekler kapıda beni karşılıyor "öğretmenim günaydın, günaydın "diye haykırıyor ama ben sadece bunu bir selamlama olarak algılıyor, tenezzül edip de kafamı bir kaldırmıyorum ki gün gerçekten aydın mı karanlık mı diye. Aydınlık ya da karanlık günü hiç önemsemeyen gururum bir telaşla derslere giriyor ki Ankara'da derece yapsın, okşanmaya devam etsin diye. Tabi onun için sorun yok, can çekişen ölen bir ruh, onun hiç umurunda bile değil. Sonra okulda öğretmen arkadaşlarımla yaptığım kahvaltılarda bile ders, iş konuşuluyor. Onlar da o kadar kaybetmişler ki ruhlarını seni düşünüp ikaz eden olmuyor. Ardından öğle yemekleri, ki aşçıların torpille çok çok koyduğu servisler. Yemelisin Rabia, sakın hasta olmayasın, yoksa hasta olursun, devamsızlıkla öğrencilerin geri kalır, yarıştan koparsın. Çok yemekle, sağlığın eş değer tutulduğu kocaman yalanlar. Tabi bu koşturma hali içinde gün bitmiş ve bir sınıf içerisinde ne kadar hareket edebilmişse bedenim o kadar hareket etmiş ve tekrar kapının önünde servise binip evinin önünde inmiş. Zaman böylece akıp geçmiş hiç yürümemiş bu beden, aylarca belki bir dönem boyunca... Servis şoförü bazen kapının önünde değil de biraz uzakta indirse ve mahcup mahcup bunu dile getirse "tamam" deyip söylene söylene yürümüş. Ölü bir ruhtan bahsediyorum size; ölü bir ruh ve her daim okşanmış bir gurur ve nefis. Eve gelir gelmez hazır ne varsa yiyip, eline bilgisayarını alıp; çalışma kâğıtları, sorular ve sınavlar hazırlayarak kanepede sızan bir beden... İnsan bu telaştan iç sesini kaybediyor, aynalara bakmıyor, Rabbiyle konuşmaz oluyor. Tek derdi var onun, başarı ve başarı sonucu gelen inanılmaz övgüler ve okşana okşana durup dinlenemeden hâkimiyeti eline almış bir gurur, bir nefis. Kaç yıl sürdü bilmiyorum ruhumu öldürme sürecim. Ruhumu kaybetmiştim... Ruhumun yanı sıra birçok şeyi de öldürmüştüm ya onlara burada değinmek bile istemiyorum.

Eşimin sert bir engellemesiyle işimden ayrıldım."Ya ben, ya işin" dedi. Üzüle üzüle, istemeye istemeye bıraktım her şeyimi... Günlerce ağladım, günlerce saatlere bakıp şimdi dersteler şimdi çıktılar deyip hayal kurdum. Tabi evde kaldığım bu sürede düşünme, kendimi dinleme fırsatım oldu... Bu telaştan ne kadar da kendimi kaybetmiştim... Aynaya baktığımda ruhum gibi bedenimin de iflas ettiğini, öldüğünü gördüm. Hani trafik kazasında ilk müdahalede kalp masajı yaparlar ya, kendine getirmek için hastaları; çok defa aynı şoka benzer bir şokla salladım kendimi... Olmuyordu, yapamıyordum... Bir şeyler yanlış gidiyordu... Baktım ki olmuyor tamamen kendimi bıraktım. Yatak ve televizyon en iyi arkadaşım oldu. Neredeyse tüm günüm yatakta ve televizyon karşısında geçiyordu. O sürekli okşanan gururumun artık sesi sedası çıkmadan bir köşede kıvrılmış ortaya çıkmak için uygun bir zaman kolluyordu. Bitkisel hayatta gibiydim. Her şey anlamsızdı. 70 kilo olmuş, giydiğim hiç bir şeyi kendime yakıştıramaz ve aynalara bakamaz olmuştum. İşte bu gururumun bittiği andı... Bu defa gururum başladı, dış görünüşümle övünme telaşı içine girmek için arayışlara... Diyetisyenle başladı arayışım. Evet, geçici olarak sorunu çözmüş 63 kilo olmuştum. Ama nedense mutlu değildim. Sürekli gözüm yemeklerdeydi. Hayatım boyunca ölçüyle, saatle yemek yeme düşüncesi, beni delirtmeye yetmişti. Bu delilikle bir kaç ayda geri eski kiloma dönmüştüm.

İşte bu anda başladı benim diriliş hikâyem. Ablam sürekli telefonda bahsediyordu Omder'den, kilo bekçiliğinden. İlla "bir dene ya, ne kaybedersin" deyip sıkıştırıp duruyordu. Ablam, beni belki de benden çok düşünür, hep koruyup kolladığı küçük kardeşi için en iyisini isterdi. Farkına varmıştı ölüyor olmamın. Hiç unutmuyorum. "Rabia bak Kenan sıkıntı çıkarırsa ben seni gönderirim." diyordu. Hatta bunun için sistemden faydalanmış bir arkadaşıyla tanıştırdı ve gerçek dirilişim nihayet başladı.

Kilobekçimle tanıştım bu süreçte. Hani hep okşanan gururumun istediği lafları söylemiyordu o. Bir gün hiç unutmuyorum "Ya Hakan Bey bana biraz gaz ver, diğer üyelerinle beni karşılaştır da ben biraz kamçılanayım" dedim. O, "Rabia Hanım biz gazla çalışmıyoruz, herkes ayrı bir değer, herkesin süreci kendine özel" deyip duymak istediğim, gururumu okşayan laflara hiç girmedi. O da anlamıştı sanırım her şeyin sebebinin okşanmak isteyen gururum olduğunu. Sürekli makaleler gönderiyor, olumlamalar paylaşıyor, zihnimi hücre hücre diriltiyordu. Dedim ya ruhumu diriltmekti tek istediği... 5 ay gibi bir süreçte hiç ama hiç "Rabia Hanım çok kaçırmışsın, çok yemişsin" demedi. Yemekler ve kilo vermem ikinci, üçüncü plandaydı sanki... Eski yaşantılarımın kötü anıları beni kucakladığında hemen müdahale edip bilinçaltımın bana yaptığı zarardan bahsetti. Elimde olanla yetinmemim, anın güzelliklerinin peşinden koşmamın bana neler katığını anlattı. Bir nefesteki şifadan, güzel bir düşüncedeki mucizeden, güzel düşünmenin ve şükretmenin ruha verdiği dirilişten bahsetti hep. Uyumakla ne kadar çok şey kaybettiğimden, televizyon izlerken de bilinçaltıma farkına varmadan gönderilen mesajlardan, suyu yudum yudum içip olumlu düşünerek bir yudum suyun bile tüm hastalıklara şifa olduğundan ve burada anlatamayacağım ve hayatıma kazandırdığı birçok güzellikten bahsetti. Bir müddet sonra hiç sormadan sorgulamadan itaat ettim onun sözlerine, o diyorsa bir bildiği vardır diyerek duyar duymaz heyecanlandım ve hayata geçirmek için atağa geçtim. Ölü gibi yaşıyorken,  ölü toprağı serpilmiş ruhum canlandı. Ruhumu bedenim kucakladı... Bedenim ve ruhum birlikte olup hâkimiyetine son verdiler gururumun ve rahatına düşkün nefsimin.

Ve çoğu hikâyede olduğu gibi işte mutlu son. Bedenen ağırlıklarımdan kurtuldum 71 kilodan en son 54?e (şimdi bilmiyorum ve ilgilenmiyorum) indim. Ama inanın kilo vermem bedenen yaşadığım değişimin, ruhsal olarak yaşadığım değişimin yanında hiçbir şey. Keşke size ruhumdaki değişimin ve yeniden dirilişin de sayısal verilerini verebilme şansım olsaydı. Maalesef ki bunu ölçecek bir tartı henüz keşfedilmedi. Ama şimdi daha bir başka bakıyorum hayata. Daha çok görüyorum güzellikleri, daha başka içime çekiyorum oksijeni ve daha başka seviyorum herkesi, her şeyi. Bence bu değerleri kazanmak kilo olarak değişmekten daha da güzel, kilo zaten kendiliğinden gidiyor. Artık baskülle, kaloriyle işim kalmadı. Bütün hesapları diyetisyenlere bırakıyorum, bir ömür boyu... Ben özgür ruhumun peşindeyim, onun derdindeyim.

İşte bu benim yeniden diriliş, yeniden fark ediş hikâyem... Sonu mutlu ve geleceği çok umutlu bir hikâye...

Teşekkürler Halil Bey, teşekkürler Kilobekçim.

R.Y.

Not: Üyeler gün içinde çok sık bilgi amaçlı rahatsız edildiği ve iş yapamaz duruma geldikleri için üye  isimleri kısaltmış bulunuyoruz. Bilgi için BİZE ULAŞIN.

 

Üyenin Dr. Eşi tarafından süreç değerlendirilmesi.

BU KADARINI NE YALAN SÖYLEYEYİM BEKLEMİYORDUM

Eşim sürekli beni eleştirirdi "sen doktorsun ama beni iyi bir diyetisyene göndermiyorsun" diye. Bana göre onun her hali güzeldi, ama kadınlar işte kilo takıntısı var diye düşünüp hep geçiştirirdim. Artık ısrarlarına dayanamayıp arkadaşımın eşi olan bir diyetisyene gönderdim. Kilo verdi vermesine ama sürekli gözü yiyeceklerdeydi. Gezerken sürekli lokantaları göz ucuyla süzerdi. Diyet yaparken hep bitkin olur, sürekli yatardı.

Eşim çok inatçı çok iddiacı bir kızdır. Bir işe başlamışsa onu asla yarım bırakmaz, diyetisyene de sürekli gitti. Dediklerini harfiyen yaptı. Kilo verdi. Ama uçukları çıkınca diyetisyen ara verdi. Eşim diyeti bıraktı. Taşınma, yeni şehir, akrabalar derken geri eski kilosuna döndü. Ve gene bana baskı yapmaya başladı. ilk o zaman duydum kilo bekçiliğini. Farklı şehirde olmamıza rağmen "İnternet üzerinden kilo veriliyormuş falan " dedi. İnsanın internet üzerinden biriyle görüşerek kilo vermesi aklıma mantığıma mümkün bir şey gelmedi. Onun için tekrar "diyetisyene ya da doktora gidelim, asla olmaz" dedim. Kilo bekçiliği için "olmaz olamaz" dedim. Ama karşımda gene inatçı kafasına koydum mu yapan Eşim vardı. Çaresiz istemeye istemeye kabul ettim.

Kabul ettim ve ne kadar işe yaradığını gördüm. Zamanla Rabia'daki değişimi görünce mutlu oldum. Değişim çok yönlüydü. Hem kilo veriyor hem de ruhen değişiyordu. O inatçı, sürekli uyuyan, mutsuz Kız gitmiş başka biri gelmişti. Yüzü sürekli gülüyordu, mutluydu, dedim ya eski gitmiş her açıdan mükemmel bir eş gelmişti. Eskiden de mükemmeldi ama şimdi daha farklıydı her şey....

İnsandaki en önemli değişim de ruhi, ruhsal  olanıdır. Çünkü içsel olarak insan değişince, güzelleşince bu her şeyine yansır diye düşünüyorum. Ruh güzel olunca yüzde güzel olur beden de...

Nasıl yaptınız bilmiyorum ama değişim çok hoşuma gidiyor. Önceleri  hafta sonları  gezmeye bile götüremezdim. Şimdi koşarak gidiyor, itiraz etmiyor, "ne işimiz var" demiyor. Bazı takıntıları vardı, onlardan bile kurtuldu... Öğretmenliği bırakmasını çalışmamasını istiyordum, onun yorulmasını istemediğimi söylemiş zorla da olsa onu mesleğinden uzaklaştırmıştım ama çok üzülüyordu... şimdi gönüllü olarak yapıyor mesleğini, o yetiyor sanırım. Önceleri çok söylenen eşim şimdi hiç söylenmiyor. Bu konu hakkında, durumu kabullenmeyi ve şartlardan zevk almayı öğrendi...

Bizim çocuğumuz yok... Zaman zaman tüp bebek tedavisi görüyoruz. Eskiden tedavi sonrası çok üzülürdük. kendimize gelmemiz uzun zaman alırdı. Şimdi ise "ÇOK DA TINNN" diyebiliyoruz... Sanırım R?'da ki değişim bana da yansıdı.

Bana bakarken daha güzel baktığını hissediyorum. Daha sevecen daha mutlu, daha huzurlu... Sanki içinde önceleri bir fırtına varmış da şimdi dinmiş sakinlemiş gibi... Yani mutlu olmak çok daha kolay şimdilerde...

Dedim ya; nasıl yaptınız bilmiyorum ama bence insanların sizlere ihtiyacı var. Bana yeni ve bambaşka bir eş verdiğiniz için teşekkürler...

Yeniden evlenmiş gibiyimmmm... Teşekkürler Halil Kargulu ve eşimin kilobekçisi (Eşimin kilobekçisi, önceleri size gıcık oluyor, eşimi kıskanıyordum. Ama işinizi güzel yapıyormuşsunuz)

                                                    
 Op.DR.  K.Y.   Üroloji uzmanı

Not: Üyelerimiz gün içinde bilgi almak için çok sık rahatsız edildikleri için isimlerini kısaltıyoruz. Bilgi almak için TIKLAYINIZ.

 

HK Performans ; Kalıcı ve Sağlıklı Zayıflama ve Gerçek Algı ve Alışkanlık değişimleri isteyen herkesi, değişimin alternatifsiz tek adresi olan GELİŞEREK DEĞİŞİM programlarına davet etmektedir.

HK Performans Eğitim Danışmanlık Ltd. Şti.

Not 2 :   Üyenin ilk değerlendirme Anketleri ve başarı mektubu için TIKLAYINIZ

 ETİKET:HK Performans ile zayıflayanlar, online kilobekçiliği ile zayıflayanlar, zayıflayanların başarıları, zayıflama öyküleri, zayıflama hikayeleri, zayıflayanların öyküleri, zayıflayanların hikayeleri, zayıflama başarı hikayeleri 2013, gerçek zayıflama başarı hikayeleri HK Performans, kalıcı zayıflama başarıları, resimli zayıflama başarıları, hızlı kilo verme başarıları, hızlı zayıflama garantisi, zayıflama raporları, zayıflayanların yorumları

 

« Geri