MAKALELER

En Etkili Zayıflama Yöntemi - Zayıflama Atölyesi Eğitim Konuları

Örf Adet , Alışkanlıklar ve Dayatmalar Bizim Miktar Algımızı Nasıl Değiştirdi?

Çocukluğumdan hatırladığım bir sahne  var. Sofradayız, babam diyor ki "Vücudumuz araba gibidir, araba benzinsiz gitmez, bizim de benzin almamız lazım." Bu sırada da reçel veya tahin-pekmez var sofrada yemeye devam ediyor.  Birkaç gün sonra teyzem geldi. Ben kahvaltıda reçele biraz daha ekmek batırıyorum, teyzem beni uyarıyor, çok yeme kilo alacaksın diye (zaten toplu bir çocuğum) bende söylüyorum "Benzin almazsa araba gidemez, benzin alıyorum" teyzem gülüyor.

Evlendikten sonra eşimin annesi yemekleri yapıyordu. Hala yapıyor. Evdeki yeme düzeni çok farklıydı. Hayat yemek yemek üzere kurulmuş gibiydi. Sabah iyi bir kahvaltı, öğlen yemek, akşam yemek, yemekten bir saat sonra çay, yanında mutlaka tatlı (şerbetli tercih sebebidir, yoksa puding, pasta....hatta gofret) saat  21.30 civarlarında iki porsiyon dolusu meyve, bazen kuruyemiş, saat 22.00 civarlarında varsa sütlaç gibi sütlü tatlı...Çok yoğun yeme programı. Akşam yemeklerinde çorba, sebze yemeği, pilav-makarna, salata olmazsa olmaz. Ben çorba almıyayım diyorum. Eşim "olmaz yemen lazım" diyor. Pilav yemeyeyim diyorum. "Ye ye olmaz yemen lazım"diyor. Benim de hoşuma gidiyor. Eşim benimle ilgileniyor, eşler genelde hanımlarının zayıf olması konusunda baskı yapar, yeme diye, benim eşim farklı diye düşünüyorum.  Yaz tatilinde yazlıkta görümcem ve eşi de bizimle birlikte yiyor, içiyor, tatlı yoksa görümcem kalkıp yapıyor, kâse ise sayılı, iki akşam hepimize yetecek, bitecek yenisi yapılacak, "yemem diyemiyorsun" çünkü bitecek yenisi yapılacak, yenmediğinde o kase ne olacak. "Olmaz, yemen lazım" Elbette bütün bunların sonunda yanlış olduğunu bile bile pastaneden gelirken pasta getiren haline dönüşüyorum.

Doğumdan sonra sütüm olmadı ya da stresten, bilgisizlikten telaşlandık, aç kalacak ölecek korkusuyla bir koca baton helvayı iki günde tükettiğimi biliyorum. Ama yine de başaramadım. 5 gün sonra doktora götürdük, kilo almadığını söyledi. Mama verdi, mücadele etmeye yiyerek devam edeyim dedim ama maalesef başarabildiğim tek şey kilo almak oldu.

Misafirliğe gidiyoruz, tabağın tamamını bitirmek zorundasın, yoksa beğenmediğini düşünür. Çok beğendiğini göstermek için tarifini alırsın. Gider gitmez yapacakmış gibi. Misafir gelir, tabağına ilaveten ortaya börekten, çörekten yine getirirsin, beğendiyse alsın diye. "Allah aşkına ye" dersin. Misafir de "o kadar masraf yapmış, emek vermiş şimdi yemesem ayıp olur, gücenir" diye yemek zorunda kalır. Arkasından hazmetsin diye yaşlı iseler sodayı sevmezler, asitli sarı içeceklerden ikram etmek şarttır. Onu da bir güzel tüketirler. Sonra da tansiyon aletini getirirsin, kimin tansiyonu yükselmiş diye sırayla ölçersin... En çok konuşulan konu da "sen kilo almışsın, sen vermişsin"dir. Bir de "Bu yemeği nasıl pişiriyorsun" Misafirlikte börek, çörek değil de yemek yapalım diye düşünmüştüm, uygulamaya geçiremedim ama, yine çorba, yemek, pilav olacak, sofrada zeytinyağlı olmalı, çayın yanında börek-kek olacak, bu işten vazgeçtim.

Kızım 4-5 aylıkken çorbalara geçtiğinde, şunu düşünürdüm, çorba  yedirirken: "Doyduğu zaman kaşığı itiyor, demek ki doyma merkezi ona doydum diyor, ısrar etmemeliyim. Bazen hiç yemek istemiyordu. O zaman Kötü Anne, Çocuğunu yediremeyen anne olmak ağır bir bedel olduğu için elini, kolunu tutarak ona çorbaları yedirmeye çalışıyordum. Bir yandan da söyleniyorum. Üniversitedeki hocam Prof.Dr. ....***   beni çocuğumu yedirmeye zorlarken görse, rezil olurdum, "ben size böyle mi öğrettim" diye azarlardı. Doyduktan sonra asla yemez, ne yapar eder tükürür, ağzını burnunu eğer, yemezdi. Bir yandan da hoşuma giderdi. Doyduktan sonra ısrar da etsem yemiyor diye. Kızım 12 yaşında çorba yemekten nefret ediyor. Sadece mercimek çorbası seviyor. Ama toplu bir çocuk oldu.  Eşim, ben, babaannesi yemek yedirmek için iki buçuk yaşına kadar çeşitli yöntemler deniyorduk, o da direniyordu. "Uçak geldi, garaja araba geldi, ben yiyeceğim şimdi senin yemeğini, yazlıkta bahçelerde peşinden gezerek yedirmeye çalış" hep bizi zorlardı yeme konusunda. Hatta yemiyor diye bir yaşından 2,5 yaşına kadar uykusunda biberonun deliğini büyüterek mama yediriyordum. Pilav, makarna yemeyi sevmişti, kuzenini çağırıyordum yazlıkta, garsonmuşum gibi onlarla oyun oynuyordum ki yesin. Şimdi ise fazla pilav makarna  yemesin diye eve arada sırada yapmaya çalışıyoruz. Çocuğun alışkanlıklarını bozmuşuz anlıyorum ki...Zorla...Zorlayarak... İkinci sınıfa kadar sofrada kaşıkla beslemeye çalışarak , birkaç lokma alıp doyduğunu söylemişse asla inanmayarak...Tabağını bitirmesini sağlamaya çalışarak, yemiyorsa üzüntü yaparak...Ne kadar yanlışmış...Şimdi sorguluyorum, düşündükçe hatalarımı anlıyorum.

Kayınvalidem anlatıyor." Eskiden öğlende misafir gelince çay ve baton sele (yağlı galeta) ikram ederdik, böyle börek çörek sonraları çıktı "diye.  Herkes ne kadar marifetli olduğunu, misafirlerine ne kadar değer  verdiğini  bunları hazırlayarak gösteriyor. Bazen sofradaki yiyeceklerin çeşit sayısı artıyor ki bu da gösteriş oluyor. Daha marifetli, daha zengin, daha fazla değer veren olduğunu kanıtlıyor. En az 5 çeşit, en çok diye bir şey yok, 9 çeşit, 10 çeşit. Hepsinden bir parça yemeye kalksan zaten birkaç günlük yiyeceğin yemeğin enerji vereceği kadar enerji veriyor. Sonra da eve gidip aile üyelerine yemek hazırlamak canın istemiyor, çünkü sen toksun, onların tok olduğunu zannediyorsun.

Akşam yemeğinden sonra çay içerken yanında mutlaka tatlı bir şeyler oluyor. Eşimin çocukluğundan beri alışkanlığı. Bir tatlı yapılmazsa gofret alınır. Kızımız da alıştı. Bazı günler, bugün tatlı yemeyelim diyorum. Kızım "tatlı krizim tuttu" diyor. "Kızım, tatlı bağımlılık yapıyor demek ki, bugün yeme bakalım ne olacak diyorum, yapamıyor, gizli gizli çikolata yiyor ki, dolapların arkasında bir-iki tane çikolata kağıdı buluyorum"

Eşim geçen gün şöyle diyor: "Bu evde tatlı olmamasından nefret ediyoruuuuuuuuuuuuuum" Tatlı diye bir ihtiyaç yokmuş diye yıllardır söylüyorum. Ama diyor ki kış gelince benim vücudum tatlı istiyor.

Görümcem ve eşi normal kiloda, hatta görümcem zayıf, kilo alamıyor, sebeplerini araştırıyor. Onlar da akşamları mutlaka tatlı yer. Ama başka faktörlerden dolayı (çok hareketli olmak, sürekli temizlik yapmak, sık sık yürümek, mağaza gezileri yapmak, tuzu, yağı azaltmak) kilolu değiller.

Geçen yıllarda hafta sonları öğlenleri geçiştirelim diye tuzlu, tatlı bisküi yiyorduk, ama şimdi bu yanlış alışkanlıktan, kilo yapıyor diye vazgeçtik. Bir bisküvi kutumuz vardır, her zaman kızımız ve kendimiz için doldururduk, şimdi çoğunlukla boş, bir-iki şey bulunuyor. Aniden misafir gelirse, kayınvalidem ikram etsin diye...

Yani, örf-adet, alışkanlıklar ve dayatmalar miktar algımızı artırmaktan başka bir işe yaramadı. Çok acıkıyoruz, doymuyoruz, yiyoruz, yiyoruz, ruhen ve bedenen hasta oluyoruz. Diyetisyenler, doktorlar ...Onlar da çözüm olmuyor, veriyoruz- alıyoruz, biz bunu hep yapıyoruz.

 

Üye Ödev yorumu için kendisine teşekkür ediyorum

HK performans Üyesi

 

Not: 

 

Gelişerek değişim; tüm dayatmalara ve şartlanmalara karşı öze dönmenizi sağlayacak sağlıklı ve kalıcı zayıflama yöntemidir.

Hk Performans sağlıklı zayıflama yöntemleri geleceğiniz için ışık olacaktır. En etkili zayıflama yöntemi hiç kuşkusuz Web Tabanlı butik Online Zayıflama Atölyesi Eğitimleridir.

HK Performans Eğitim Danışmanlık

« Geri