Makaleler

Halil kargulu ile gazete için Hazırlanmış SORU-CEVAP sohbet notları

Halil Kargulu ile Soru- Cevap sohbet notları,

 

Soru : Size göre obezite nasıl tanımlanmalı?


Halil Kargulu Cevap


ZİHİNSEL KÖLELİK SİSTEMİ = OBEZİTE


Siz, hiç geçmişe değil de; ‘geçmişi yaşamışlığın’ resimlerini tekrar görür gibi net şekilde, geleceğe daldınız mı?

Gerçek anlamda obezite, bugünkü bakış açısı ile yansıtıldığı gibi: vücutta aşırı yağ birikmesi sonucu değildir! Asıl gerçeği öğrenmek isterseniz 100 yıl sonrası bakış açısı ile obezite’yi tam olarak şöyle anlatabiliriz...

İnsanlar, Kilo psikolojisi dolayısı ile iç dünyalarında yaşadıkları fırtına sonrası; üzerlerinden bir UFO geçmiş gibi, derin bir uykudan uyandıktan ve çok ama çok yüksek ‘insani ve varlık değerleri’ kayıpları verdikten sonra, yeniden uyanma süreçlerinde bu vahim tablo ile karşılaşacaklardır.  Dünya vatandaşlarının %98’nin obez ve morbid obez olduğunda;  başlarını, arta kalan okyanus’un artık eskisi kadar soğuk olmayan sularına sokup çıkardıklarında, biraz mahcup ama artık tüm gerçekleri zoraki görebilen bilim kurulları oluşturacak ve 2000’li yılların faciası olduğuna kani bir şekilde, Obezite’yi 100 yıl sonra şöyle tanımlayacaklar:

100 yıl sonra OBEZİTE

OBEZİTE ’’ideolojilerin çökmeye yüz tuttuğu, globalleşme tuzağı içerisinde sinsice yerleştirilmiş ve bunun uzantısında kontrolsüz hırslarla, “Gıda ve Farma’’ sektörünün sistem içerisinde ‘umut tacirliği’ ve ekonomik vaatler ile süreç içerisinde bilinçli, planlı; ‘insan’ı fizyolojisi ile, psikolojisi ile, sosyal varlığı ile tüm değerlerini ele geçirme, onlara el koyma planıdır. Zihinsel Kölelik düzeninin ilk başlangıç noktası Obezite’dir..

Buna eğitim sistemi de, sağlık sistemi de, ekonomik sistem de kendi kuralları içinde yaptırım ve kişilik bilincine aykırı dayatmalarla, kişilere yön verilmiş ve yetkilendirilmiş (Dr.- Prof.) kişiler tarafından farkında olmadan bu amaca yönelik hizmet etmeleri üzere de sistem kuralları şekillendirilmiştir. Yerel ve global belli ‘birbirlerini seçmişler’in; ekonomileri ve doyumsuzluklarına paralel, daha güçlü olma hırsları ve özellikle egoları şişerken, zamanla insanların bedenleri şişirilmiştir. Dünyaları küçültülmüştür...

Az yada çok kilo psikolojisi yaşayan insanlar; 3-5 başarısız denemeden sonra “ben de başarabilirim” inançları ellerinden alınmış, her şeyi denedim ama başaramadım düşüncesi sonrası ‘zihinsel  kölelik’ içinde, artık hiçbir şey sorgulamadan, her duydukları zayıflama söyleminin peşinde koçarak yani ‘kandırılma bağımlılığı’ yaşayarak, kendi insani değerlerini yaşamak yerine, sürekli bir kurtarıcı peşinde maddi manevi büyük yıkımlara uğratılmıştır. ‘İLK ZAMANLAR BİLİNÇLİ OLMASA DA’, SONRASINDA gerek katkı maddeleri, gerek bağımlılık yaratan ürün ve içeriklerle ve gerekse yoğun bilgi kirliliği ile büyük bir organizasyonun yansımasıdır OBEZİTE.

Bu, modern köleliğin ve şekil değiştirse de, maalesef uygar-ilkellik olarak tanımlanabilecek kavramın, hükmünü sürdüğü ve bunu içlerinde barındırma meraklısı insanların hizmetleriyle desteklediği akıntıyla  beslenmiştir.

Oldurulan (bilimsel diye dayatılan) her şeyin, bir doğal akış içerisinde görüntü kazanabilmesi için de, bir takım kendi hizmet insanlarına, payeler, titri ve akademik kariyerler lütfedilmiştir.

Aşağıda, o dönemlere (2000-2011) ait hiç değiştirilmeden, tarihleri ve içerikleri ile birlikte başlıklar aktarılmaktadır.

En dikkate değer yaklaşımlardan biri olarak, sıra dışı yaklaşımları ile; konumuna ve sistemin yaptırımlarına karşın, bugün (2100 yılı) üzerinde durduğumuz çözüm önerileri ile birebir örtüşen açıklamalar yapan ve obezite ile mücadelesini, sosyal bir oluşum olan ‘dernek’ (OMDER) adı altında, ekibi ve bilinçlendirdiği küçük bir azınlık ile Gelişerek Değişimini yaşayarak, kendi farkını yaratan Halil KARGULU da yer almaktadır.

Konu ile ilgili yalnızca 100 yıl önce 2000’li yıllarda sadece 2005-2011- yılları  içerisinde, obezite’de çözüme yönelik yansıtılan haberler ve yaklaşımların bir kısmı şöyledir:     

19.01.2006  -‘Zayıflatan Mucize İlaç geliyor.’

10.07.2006 – ‘Vücudun Şifresi Kitabı’ çıktı!

05.07.2009 –‘Fareleri Zayıflatan Mucize İlaç’ –

15.09.2009 –‘Tıpta devrim olarak nitelendirilebilecek 6 mucize’.. ‘Çağımızın hastalıklarından obeziteye ise; kilo almaya neden olan genleri durduracak bir enjeksiyon’ ile çare bulunması hedefleniyor. Bu alandaki çalışmaların 2010’da tamamlanması bekleniyor’.

20.07.2010  -‘Obezite ile Mücadele’de Mucize İlaç, 3 Yıl sonra’

16.12.2010 –‘Şişmanlık Genini bulan Türk Prof. Ödüle Doymuyor’

20.01.2011 –‘Bir Haftada Zayıflatan Mucize İlaç, Obezitenin 10 Yılı mı Kaldı?”

20.01.2011 –‘ “Şişmanlığın da çaresi bulundu”  

22.01.2011. “Obezitenin ilacı Türk bilim insanında”-

 - 2012-       - ‘HK. İdeal Kilo İçin Gelişerek Değişim Serisi Kitapları’ çıktı

                   vs… Bilgisayar Sisteminde Kayıtlı, benzer haberlerden yüzlerce çoğaltabilirsiniz…

2100 yılında geçmişe dönerek, 100 yıl önce çıkan haberlerdeki mucizevi çözüm manşetleri tekrar hatırlandığında insanlığımızdan utanacağız! Dünya nüfusunun %100'e yakınının obez olduğu gerçeği ile karşı karşıya gelmiş bilim insanları, o yıllarda (günümüzde) halkın nasıl kandırıldığını, insanların nasıl oyalandığını, umut tacirliği yaparak, beklenti içine giren insanların nasıl tüketildiğini sorgulayacaklar. Geçmişte ne kadar çok mucize dağıttıklarını, gazete ve televizyon manşetlerini gerçekten ve çözümden uzak haberlerle ne kadar çok doldurulduğunuzu artık kabul ederek yeni bir sayfa açacaklar.

Tüm bu deneyimler sonrası farklı vizyonlarla yeniden oluşturulan BİLİM KURULLARINDA artık mucizeler dağıtmak yerine Halil Kargulu’nun 100 yıl önce ortaya koyduğu GELİŞEREK DEĞİŞİM MODELİ kapsamında SAĞLIKLI ZAYIFLAMA ÇEMBERİ sunumu, tüm insanlık için yeni bir rehber olacaktır. Ayrıca Obezite için net bir tanım geliştirecekler…

“OBEZİTE bir hastalık değildir! Geçmişte zihinsel kölelik sistemi olarak kullanılan OBEZİTE, toplumsal CEHALETİN ta kendisidir.” denilerek; köleleşmiş zihinleri özgürleştirmek için Eğitim ve Sağlık politikaları baştan sona yeniden planlanacaktır.

Obezite tüm hastalıkların ANASIDIR. Her türlü hastalığa davetiye çıkartır. Öyle bir bağımlılık düzenidir ki, uyuşturucudan ve kanserden kat kat tehlikelidir. 100 yıl sonra bu gerçekler her türlü bilimsel veri ile ispat edilerek, tartışma zeminine bile yer vermeyecek gerçeklerle ortaya konacağı için, Obezlere “ŞİŞKO” demeyi marifet sayanlar bile gıkını çıkartamayacaktır. Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde geçmişte yapılan hataların bedeli, kendi torunlarından çıkacak,  MORBİD OBEZ olan 100 yıl önceki siyasilerin torunları, çok ağır bir şekilde bu bedeli atalarının yerine ödeyeceklerdir.

2010’lu yıllarda bilim diye dayatılan saçmalıklar dolayısı ile yaratılmışların en mükemmeli olan insana yeteri kadar değer verilmeyerek, çözümü sürekli dışarıda aramanın sonucudur OBEZİTE… O yıllarda eğitim öğrenim ve sağlık sistemi en büyük engelleridir. Bir gün aynı tornadan çıkmış insanlar “öğrendiklerim en büyük engelimdir” diye kendi gerçeğini kabul ettiklerinde Obezite=CEHALETTİR. gerçeği yanlış ifade edilmiş olmayacaktır.

  Günümüzde ise  OMDER Kurucu Başkanı Halil KARGULU’ nun yorumu çok açık;

’’ Yukarıdaki başlıklar gibi, SON 10 Yılı aşkın bir süredir, gazete manşetlerini süsleyen ve ihtiyacı olan milyonlarca insana duymak istediklerini dile getirerek, UMUT tacirliği yapan o kadar çok prof. ve farklı titri’ye  sahip uzman var ki kelimeler kifayetsiz kalıyor...  Şişmanlığın çözümü için mucizeler vaat eden ve insanların umudunu çalarak kendi potansiyellerini açığa çıkarmasını engelleyen sözde Prof. diye geçinenlere selam olsun… 

Bu şartlatanlıklarla devletten büyük fonlar almayı başarmış,  tüm iyi niyetleri suiistimal eden bilim insanlarına ya da sözüm ona bilim şartlatanlarına bu kitap hediyem olsun...

Bu denli vizyonsuz, çapsız, ufuksuz  ve çözümsüzlükler üretmede tutarlı çalışmalara imza atarak övünen bir profesör olmaktansa, ismimin başında her hangi bir “titri” olmadan, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür sade bir  HALİL KARGULU olmayı binlerce kez tercih ederim.’’  

Sizler  “Fareleri Zayıflatan Mucize İla甠 başlığı gibi farelerden %100 sonuç alabilirsiniz,  genleri ile oynar, istediğiniz şekle, kalıba o hayvanları getirebilirsiniz.  Evet siz ancak fareleri- kafes hayvanlarını kontrol edebilir ve hatta istediğiniz gibi şişirip istediğiniz gibi indirebilirsiniz. Ama unutmayın ki insanı; makine gibi ruhsuz, milyarlarca hücreli bir biyolojik eşya yığını gibi görerek, farelerden aldığınız sonuçları bekleyemez ve bu tür yaklaşımlarla asla zayıflatamazsınız.  Bu İMKANSIZDIR!

İnsana hiç bir kutsiyet atfetmeyip, çevre ve psikolojik etkenlerle, örf adet ve dayatılan alışkanlıklara oluşan “özgür iradesini” görmezden gelemezsiniz. Modern tıbbın somut verilerinin dışında %95 göz zevki, damak tadı, örf adet ve alışkanlıklar, stres, kalorili düşünceler, ruhsal, duygusal ve manevi açlık gibi, zihinsel, psikolojik  ve çevre etkisi ile ortaya çıkan yapay açlık hissinin durdurulamaz baskısı sonucu şişen bedenleri;

-‘Hapı Yut Zayıfla’ tarzı mucize ilaçlarınız ile indiremezsiniz! 

Sizler ancak, son alınan gıdaların kimyasal içerikleri etkisi ile; yedikçe acıkan, acıktıkça yiyen bir kısır döngü içinde, bağımlılık yaratan davranışlarla, her geçen gün şişmemize neden olmaktasınız…

Lütfen, daha fazla kafa karıştıracak açıklamalarınız ile çözüme gölge etmeyin yeter. Sizlerden  başka ihsan istemiyoruz!.." 

Sağlıklı Yaşam ve Zayıflama bütününü gösteren bu kitabın, sizlerin yüzünde patlayacak bir tokat gibi ses getireceğine inanıyor ve zihinleri köleleştirdiğiniz bu düzenden bir an önce kurtularak; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetişmesi için, 1250  kilolu ve obez kişinin bilinçaltında yaşadığı her türlü ayrıntıyı, tüm detayları ile analiz ederek, ortaya çıkan çok yönlü verileri ve genel sonucu bu kitap sayesinde sizlerle paylaşıyorum…’’

-Geçmiş, zamanın şimdilere yenilgisidir. ‘şimdi’ yaşanan tek gerçek ise,

 gelecek şimdilere gebe! demiş Alim.

Siz hiç geleceğe daldınız mı? Olgunca, yaratılışınıza sadakatle, sorumluluklarınızla ve yüreğinizle...

Halil KARGULU

 

Soru: 

DÜNYA NEDEN SÜREKLİ ŞİŞMANLIYOR  Modern bilim neden çözüm bulamıyor?

Halil Kargulu Cevap

Modern Tıp; SOMUT verilerle, insanı milyarlarca hücreli et-kemik,bir makine gibi ruhsuz eşya yığını olarak görerek, uzuvlarına da tek tek makinenin aksamı gibi yaklaşarak, hastalıkları bütünüyle maddî sebeplere bağlayan anlayışı ile mekanik fizik dalı olma intibası vermektedir. Bu anlayışı ile modern tıptan; %90’ı SOYUT psikolojik nedenleri olan; ruhsal, duygusal ve manevi açlığımızı, tatminsizliğimizi, yakın çevremizin ve genelde erkeklerin “eşekliklerini”  kısacası asıl kilo alma nedenlerimizi, mucizevi bir şekilde ortadan kaldırmasını beklemek, zaman ve para kaybından başka bir şey değildir.

İnsanoğlu, deney hayvanları gibi, biyolojik ya da tıbbi teşhislerle elde edilebilecek ve laboratuvarlarında tek başına testlerle gözlemlenebilecek bir varlık değildir...

Tüm dünyada Obezite oranının artmasının tek nedeni, bugün “Bilimsellik” adı altında bize dayatılan tek yönlü verilerden medet beklemektir.;

Sorun; toplumsal bir sorundur…

Sorun; kimsenin kimseyi anlamak istememesi sorunudur… 

Kadınlar; Duygusal ve ruhsal duyarlılıkları yüksek olması dolayısı ile, %70’i yakın çevre ve genelde “erkek eşeklikleri” (anlaşılamama) sonucu; tepki psikolojisinde, aşırı desteğe ihtiyaç duymaları sonucu tıkınır vaziyette kendilerini durduramadıkları için,  kulaktan dolma, her şeyin üzerine atlama eğilimleri ve her duydukları abuk sabuk şeyi bile denemeleri, kendi iç dünyalarında tamamen zihinsel bağımlılık yaratmıştır. Dolayısı ile “kandırılma bağımlılığı“ yaşamaktadırlar. Yeni bir ambalaj karşısında bu sektörde birileri onları kandırmadan asla rahat uyuyamazlar. Her duyduklarını körü körüne deneme mantıkları ile, hem metabolizmasını, hem potansiyelini, hem de başaramadım duygusunu yaşayarak sürekli şişmektedirler… 

Erkeklerin şişmesi  ise; tamamen gurur, cehalet ve aşırı güven kaynaklıdır  kendi iç dünyalarındaki bastırılmış erkek egosu dolayısı ile dış desteğe kapalı olmalarına karşın, düz mantıkla hareket ederek, bu konudaki aşırı cehaletleri dolayısı ile, çaresizlik içinde ŞİŞMEYE MAHKUMDURLAR.

Bu kadar soyut kavramın iç içe girdiği, çok yönlü sebep sonuçları olan bir konuda, modern tıptan hapı yut zayıfla tarzı bir çare beklemek, sadece “Ahmaklık” olur.

Günümüzde kilolu ve obez insanlara, tembel, obur, iradesiz ve zayıf karakterli kişiler olarak bakılmaktadır. Oysaki gerçek bambaşkadır. İnsanlar mevcut sistem tarafından bilgi karmaşası içinde, uyutulmuş, uyuşturulmuş ve açıkça söylüyorum zihinsel köleleştirilmiştir…

“Uyutulmuş ve uyuşturulmuş zihinlerle, köleleştirilmiş bedenler yaratılarak, OBEZİTE diye dev bir pazar yaratılmıştır.”

Size soruyorum Özgür olmayan insanlarda irade aramak mümkün mü?   

 

Soru :  Obezite sorununa karşı nasıl önlem alınmalı. Özellikle anneler, çocuklarını bu sıkıntıya karşı nasıl korumalı?

Halil Kargulu Cevap

Obezite çözümü için ilk aldığınız nefesten başlayarak, öncelikle annenin Gelişerek Değişim bilincinde olması gerekmektedir. Toplumsal örf, adet ve geleneklerin  aynı zamanda yerleşmiş alışkanlıkların yansıması  olarak  tüketim toplumu haline getirilmiş durumdayız

Dolayısı ile mevcut düzen ve eğitim sisteminde çocukların yapabileceği hiçbir şey yoktur… Annenin cehaleti ve bilinçsiz yaklaşımları  ve sonrasında eğitim sistemi ve öğretmenlerin bilinçsiz yaklaşımları  ile yetişen çocuk, toplumsal baskının da etkisi ile OBEZ olmaktan kurtulamaz…

Bu cehalet bazen çok bilmekten kaynaklıdır. Her şeyi bildiğini sanan entelektüel kişilerin çocukları da, sevgiye, ilgiye muhtaç ailelerin çocukları da, çok bilmekten kaynaklı her şeyi deneme hastalığının sonucu kilo almaya mahkumdur…

Mevcut düzen ve sistemde bunu değiştirmek mümkün olmadığı için gelecek nesilleri kurtarmak adına bu işin siyasetini üstlenmiş durumdayız.

Kendi içimizde yaşadığımız kilo psikolojisi ve obezite; Doğru ve bilinçli destekle, gelişerek değişimle, bireysel ve toplumsal eğitim, gelişim motivasyonu, hoşgörü, sevgi ve anlayışla ile çözülebilecek basit bir konuyken, maalesef kimsenin birbirini anlamaması ve iç dünyamızda kopan fırtınalardan bihaber yakın çevremizin ve erkeklerin, ayrıca kendince uzmanların bilinçsiz ve çıkarcı yaklaşımları ile duygusal, ruhsal ve manevi açlık hissimizin durdurulamaz bir hal alması neticesinde, her gün ideal kilomuzdan bir adım daha uzaklaşıyoruz.  KİLO PSİKOLOJİSİ; İçten içe büyüyen, her geçen gün sayıları artan, bağımlılık yaratan en tehlikeli HASTALIKTIR.

Kilo Psikolojisi Obeziteden Daha TEKLİKELİDİR..  Düşük kilolardaki kişilerin neden diyet yaptığını anlayamadığımız sürece onların obez olmasını engellememiz mkansızdır.  Dolayısı ile eğitimi bu çarkın içine girdikten sonra değil, ideal ve sağlıklı kiloda iken bebeklikten başlayarak  doğru ve bilinçli yönlendirmelerle toplumsal çözüm sunulmalıdır.   

Kilolu olmak; bedenin hastalığı değil;  Ruhun Ağırlığı ve düşüncenin hastalıklı olmasının sonucudur.  Ruhunuzu hafifletmeden  bedeni ASLA zayıflatamazsınız!

 

Soru: Obez olarak tanımlanan kişiler, çocuklar, eşler bu halden kurtulmak için ne yapmalılar?

Bizi yiyip içtiklerimizden çok, bugünkü modern tıp anlayışı ve bunun yansımaları ŞİŞMANLATIYOR!

Dolayısı ile ilk şart EĞİTİM, 2’nci şart EĞİTİM ve 3’üncü şart yine EĞİTİM’ dir…

Ama yanlış anlama olmamalı, bu eğitimin kilolu veya obez kişilere değil;

insanları zayıflatma iddiası içinde olan, sözde bazı uzmanlara verilmesi gerekmektedir.

Çünkü bizleri, zayıflatıyoruz diye şişmanlatıyorlar. Daha çok kilo almamıza neden oluyorlar. Vahim olan şey ise, kendileri dahil kimsenin, birbirlerine bağlantılı sinsi planların farkında bile olmaması!

Zihni; yanlış, eksik ve yetersiz bilgilerle şekillenmiş kendince uzmanlar, inandıkları şeyleri sorgusuz ve araştırma yetersizliği ile savundukları ve paylaştıkları için, herkesi ikna etmeleri de kolay oluyor.

Oysaki; zayıflamak ve zayıflatmak adına öğrendikleri ve kendilerinin de inandıkları bu bilgiler, kökten yanlış, eksik veya yetersizdir…

Dolayısı ile Önce  “eğitim, eğitim, eğitim!” ama “ilgili uzmanlara eğitim!”

Gerçek bir eğitim alt yapısı ve bilgi kirliliğinden arınmış yaklaşımlar olmadan tek yönlü sunulacak en doğru  bilgi ve içerik bile, mucize beklentisi içinde çözüm olmayacaktır…  onun için uygun zemin olmadan somut öneride bulunmayı doğru kabul etmiyoruz.

 

Soru :

 Kendinizi ve akademik geçmişinizi kısaca tanıtır mısınız?  Ne iş yapıyorsunuz,

Halil Kargulu Cevap

Milli sporcu ve üstün Performans uzmanı olarak  2001-2002 yıllarında noter tasdikli kişisel çalışmalarımla elde ettiğim zayıflama sonuçları ile farklı sürelerde DÜNYANIN EN ÇOK ZAYIFLAYAN insanı durumundayım. 1 ayda 91 kg. dan 64 kg inerek tescilli bilinçli GELİŞEREK DEĞİŞİM sonuçlarına sahibim. CV detayların  Hakkımızda bölümde mevcuttur. Burada farklı bir konuya değineceğim.

Beni bu çalışmalara iten faktör şu şekilde gelişmiştir:

96 yıllarından sonra aktif spor hayatını bıraktığımda, zaman içinde aldığım kilolara çare ararken gördüm ki,  bu sektörde hiç kimse sağlıklı ve ideal yaşamda kalıcı sonuçlar için olayın bütününe sahip değil

Herkes kendi %1’ini %100 gibi dayatarak ve hayatımızın bütününün çok küçük 1/1000 parçasını  oluşturabilecek bitkisel  ilaç ve benzer ürünleri mucize gibi vaatlerle sunarak umut tacirliği yapıldığını gördüğümde gerçek anlamda çözüm için kolları sıvadım…

Kişilik olarak hangi işte olursa olsun en mükemmeli arayan birisiyim.  Bu işe ilk başladığın gün şunu ifade ettim: “Benim bu sektörde çözüm arayışında olmam milyonlarca obez için bir şanstır.”  Çünkü kişiliğim ve çözüme ulaşma bilincim gereği tüm hayatımızı bu denli derinden etkileyen bir konuda, bugün olduğu gibi çok küçük detaylardan mucizeler beklemenin hiçbir anlam ve çözüm üretmediğini görebildiğim gibi, aynı zamanda insanların umudunu  heyecanını ve parasını da kaptırarak  zaman içinde “başarabilirim inancını” kaybettirerek insanları sektöre daha derinden bağımlı hale getirilmesi dolayısı ile OBEZİTE için bu çarkı yaratan herkese savaş açtım.

Ve gördüm ki,  Ülkemizde ve dünyada bu sektörde gerçeği anlatabilecek donanımda tek bir kişi bile yoktur. Bu iddiamı herkese her türlü veri ile kanıtlamaya hazırım.  Herkes kendi %1’ini sanıyor ki bu işin kesin çözümü… Böyle olunca da tüm doğru sandığımız bilgi ve dayatmalar hepsi hüsran ile sonuçlanıyor…

Onun için 2006 yılında önce VUCUDUN ŞİFRESİ kitabını yazdım, 2007 de yenilenmiş baskısı ile en çok satanlar listesine girecek gerçekleri anlatmaya çalıştım.  2009 yılı itibari ile  ZAYIFLAMA ÇEMBERİ sunumu ile “zayıflama bütünü” çalışmalarını tamamlayarak, seminer çalışmaları ile herkese bu işin çok yönlü ve bilinçli değişimlerle kalıcılık sağlanacağını anlatmaya başladım.

Dünyada ilk kez kalıcı ve kesin çözümleri gösteren ve içinde GELİŞEREK DEĞİŞİM yaklaşımı ile İNSANA DEĞER veren, bütünü gösteren analizleri ortaya koydum.  Donanımlı ve bilinçli olduğumuzda ancak kalıcı sonuçlar olacağını anlatarak bu işin farklı vizyonlarla eğitim yönüne dikkat çektim.   2008 yılında dernek faaliyetleri çalışmaları içinde ZAYIFLAMA OKULU VE ZAYIFLAMA ATÖLYESİ ÇALIŞMALARINI başlattım.

Burada amaç kişilerin sağlıklı ideal kiloda yaşamaları için: öncelikle sağlıklı  düşünceye, sağlıklı bir zihne sahip olması gerektiği ana fikri ile, GELİŞEREK DEĞİŞİM sistemini kurdum. Bu sistemde ZAYIFLAMANIN, BAHSEDİLDİĞİ GİBİ gırtlağını tut, sporunu yap, zayıfla! düz mantığı gibi kolay ve mümkün olmadığını, aksine toplumsal reflekslerle ve örf, adet ve alışkanlıklarla birebir ilişkili olduğu algısını kesin delillerle öğreterek  değişime kapı araladım .

İlk nefesimizden bu güne kadar oluşan normal sandığımız, temelde anormal alışkanlıkların değişimleri öncelikle gereklidir. Kendi özümüzde kendi değerlerimizi yaşamak adına, varlığımızın tüm nedenlerini ortaya koyarak, tamamen kişisel tercih ve öğrenimlerle,  fiziksel ihtiyaçlarımızı bilerek  ve tüm tercihlerimizden keyif alarak,  aslında hayatın her rengini de yaşayarak,  ideal kilomuzda olunabileceğini; bire bir, çok özel çalışılmış 1250 farklı üye ile net bir şekilde ortaya koydum.

’Mevcut Sağlık Sistemi ve Savunup Uyguladığınız Toplam İçerikler’;

Bizim Geliştirdiğimiz Sağlıklı ve Kalıcı Zayıflama Çemberindeki

‘Gerçek Çözüm’ün ancak %15’ini oluşturuyor. Doğruluğunu kanıtladığımız ‘Gerçek KALICI ZAYIFLAMA Çözümünün %85’i ise, mevcut yaklaşımlara bakıldığında:Kapsam Dışı! Bize göre her şey yeniden Tanımlanmalı ve yeni Yöntem, Yaklaşım ve Uygulamalar ile Gerçek Çözüme Cesaret Edilmeli’’ diyoruz.

Temelde Kilo ve Obezite Sorunu, Bir Beslenme Yöntemi Sorunu Değildir!

Çemberin tüm Mevcut Ulusal veya Uluslar arası Yaklaşımlara kıyasla en bariz Farklılığı, bu Noktada belirginleşiyor!

Güncelleştirilmiş Harvard beslenme Piramidinden tutun, Türk Yoncası’na veya Akdeniz Piramidine kadar yaptırımlarıyla uzanan Sağlıklı beslenme Önerileri; yalnızca, kendince Sağlıklı Beslenme’ye yönelik Önerilerdir, O kadar!  Geçerlilikleri de rahatlıkla tartışılabilir zemindedir.

 

Obezite’den daha Tehlikeli konumlandırdığımız “Kilo Psikolojisi”, en çok  %15’i ile açıklanan SAĞLIKLI BESLENME yaklaşımlarından çok daha ötesini kapsamaktadır…

Gelişerek Değişim Modeli. Bunun temelinde Eğitim ve yine Eğitim ile Beynimizi ve Ruhumuzu Özgürleştirme uzantısında Dolup taşan birçok Felsefi Yaklaşımlar. İnsanın nefesi, Nefsi ve Bedenini Yönetme Yetebilirliği ise Ulaşılması en Anlamlı Öz’ü oluşturuyor! 

Bu gün bu çalışmalarımı OMDER kurcu başkanı olarak yüreğimi de ortaya koyarak devam ettirmekteyim.

 

Soru:

Kaç üyeniz var, onlarla nasıl zayıflama programları izliyorsunuz? Yani biraz çalışma sisteminizden bahseder misiniz?

Halil Kargulu Cevap

Sağlıklı, Kaliteli ve Kalıcı Zayıflamanın tek  çözümü GELİŞEREK DEĞİŞİM’dir. 

Gelişerek değişim %100 eğitim sistemidir.  Yoğun ve çok yönlü  web tabanlı Takip Kontrol, Eğitim + Bilinçli güçlü Motivasyon  ve Çözüm odaklı  HİZMET anlayışı  ile   “Zayıflama ATÖLYESİ“-"Zayıflama Okulu"  ve "Butik Kilobekciliği" uygulamalarımız Bireysel  çözümler için olmazsa olmazdır.

Web tabanlı takip kontrol sistemimiz olduğu için Ülkemizin  ve zaman zaman dünyanın her ülkesinden Kilolu ve obezlerle çalışma imkanı ve farklı deneyimleri yaşama fırsatımız oldu. 

Toplumsal çözümler için ise;  Hükümet desteği ile Kalıcı zayıflamanın teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi mutlak zorunludur.. Bugünkü şartlarda  Omder olarak  bu  büyük organizasyonu yapabilecek  donanım, bilgi ve veri tabanına, aynı zamanda  örnek model uygulamaya sahibiz…

İdeal kiloda kaliteli ve uzun ömürlü bir yaşam için, dünya’da alternatifsiz tek çözüm bu yaklaşımların hayata geçmesidir.

Aksi tüm bilimsellik adı altında bilimden uzak dayatmalar bizleri daha fazla şişmanlatmaktadır.

Kilolu olmak hayatımızı ve tüm geleceğimizi ilgilendiren en önemli ve en öncelikli konusudur. Dolayısı ile hayatımızı bu kadar derinden etkileyen çok yönlü bir sonucu GELİŞEREK DEĞİŞİM EĞİTİMLERİ olmadan  değiştirmek  imkansızdır.

Mevcut sistemde hangi düzeyde yöntem ve uygulama olursa olsun, kişinin özünü yaşamasını sağlamadan sadece geçici işkence yöntemlerle ve dışarıdan yapılan dayatmalarla geçici bir dönem verilen 3-5 kg. hatta 10-15 kg. asla ZAYIFLAMA DEĞİLDİR.. Yaşanan işkence sona erdiğinde verilen 10-15 kg. faizi ile birlikte, kat kat fazlası ile geri alındığı için bu süreç olsa olsa sadece işkence olur

Omder olarak bu güne kadar yoğun ve bire bir çalışma yaptığımız 1250 kişi ile direkt, daha pasif çalışmalarda yer alan farklı üyelerle toplamda 20 bine yakın üyemiz mevcuttur.

Şuan aktif  çok yoğun eğitim süreci yaşadığımız 3 ay toplamında 30 üyemiz ile bireysel çalışma yapmaktayız.

30 üye başarı ortalaması ve örnek mevcut durum anlık olarak şöyledir:

2 Erkek, 28 bayan  üyede  33.8  yaş 164.2  boyunda olan  üyelerle

ilk başlangıç kilosu 91.7 kg’dan.

72.8 günde TOPLAMDA 314.2 KG ZAYIFLAYARAK   2.435 kilodan dan 2.170 kiloya düşmüş durumdayız.

72.8 günde 10.5 kilo Ortalama değişimle aylık 180.85 kilo vermiş bulunmaktayız…

1014

4926

2749,9

2435,7

2170

314,2

180,85

6,03

193,82

336,61

33,8

164,2

91,7

81,2

72,3

10,5

6,03

0,20

6,46

11,22

Sistemlerimiz web tabanlı ve otomatik veri analizli olduğu için her gün tek tuşla tüm verileri anında alabilmekteyiz..

 Dolayısı ile mevcut sistemimiz DÜNYANIN EN MÜKEMMEL TAKİP KONTOL sistemi özelliğini korumaktadır.

Soru :  Kilo psikolojisi partisi kuracak mısınız ? Bu fikre neden sahip oldunuz ve Hedef kitlenizde kimler var?

Halil Kargulu Cevap

31/03/11 tarihinde sağlık bakanımızın açıkladığı veriye göre; bu ülkenin %36 obez %36 Kilolu yaşamaktadır…

Mevcut durum itibari ile

Dünyanın en hızlı Şişmanlayan Ülke Halkı’  ve ‘ Avrupa’nın en Şişman Ülkesi’ durumundayız.

Dolayısı ile bu gidişata bir dur demeli ve mevcut  üretilen politikalarla hükümetler tarafından daha hızlı şişmanlatıldığımız gerçeğini birileri açıkça beyan etmelidir..

Yaşadığımız kilo psikolojisi ve obezite ile mücadele edebilmek için ETKİN VE YETKİLİ OBEZİTE BAKANLIĞI  kurulmak zorundadır… Mevcut hükümetlerin çözüm anlayışı ve etkinlikleri bu anlayışla örtüşmediği için

Gerçek çözümleri tüm sebep sonuçları ile bilen ve bu konuda dünyanın en geniş ve en detaylı veri tabanına sahip birisi olarak, özel olarak hazırladığımız uygulanabilir OBEZİTE EYLEM PLANINI hayata geçirmek ve kalıcı zayıflamanın teşvik edilmesini sağlayacak çok yönlü takip kontrol sistemine herkesi katarak, ülke olarak,

‘Dünya’da Obezite  Oranının  Azaltılabileceği Tek Ülke’ olma konusunda, Evrensel Tarih Yazma Fırsatı’nı halkımıza yaşatmak için bu konunun siyasetini yapmaktayım.

Aksi takdirde mevcut yaklaşım; Her İki Bireyden Birine,(1/2) –Yakın Gelecekte ise Her Üç Bireyden İkisine;(2/3) Yaşamsal Sorunları ile birlikte, Yokmuşlar! gibi bir davranma gafletine düşecektir.

Bunun yapılması durumunda; ciddi bir Vizyon Eksikliği yanında, iyileştirilmesi gittikçe daha Vahim hale gelecek Toplumsal Yaşam Kalitesizliği ve doğuracağı çok yönlü Ekonomik, Sosyal olumsuz tablolardan Sorumlu olunacaktır!

Dünyada kıyası olmayan düzeyde Somut, Gerçekçi Verilerle Kanıtlanmış, Çözüm Odaklı ve Uygulanmaya Hazır Eylem Planımızla, zaman içinde TBMM’de yerimizi alarak kalıcı çözümler için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız.

Obezitenin çözümü bireysel iradeden çok hükümetlerin sorumlulukları dahilinde atacakları bilinçli adımlarla mümkündür…

Ancak görüyorum ki, mevcut anlayışı ve algısı ile hükümetler obezite ile mücadele ediyoruz diye,  daha çok obez yaratmak için özel bir çaba içinde yarışıyorlar…

Kilo psikolojisive obez olma nedenleri çok net okunamadığı için, çözümlerini de farklı  alanlarda arama cehaletinin getirdiği sonuç,  her geçen gün şişmanlayan bir ülke olma yolunda devam ediyor.

Biz 10 yıllık bilgi birikimi ve her şeyden önemlisi yüreğimizi ortaya koyduğumuz çalışmalarda oluşturduğumuz çözüm yaklaşımları, genelden farklı ve direkt  devlet otoritesinde çözülebilecek yaklaşımlarıdır…

En son sayın Başbakanımıza seslenmek istiyorum

İlgili Bakanlıklarınız dolayısıyla, ‘ Obezite ile Mücadele’ yönünde;

bilerek veya bilmeyerek maalesef ve en kutsal değerlere yeminle(!),

Vallahi de Billahi de, Sizler yanlış bilgilendiriliyor ve yanlış yönlendiriliyorsunuz…

Bu tarzda bir ‘Söylem’i; özenle, bilinçle ve kanıtlamaya hazır olduğumuz kesin bir gerçeklikle, uzun yıllara dayanan bilimsel ve somut verilerle ortaya koyuyoruz

Lütfen sesimize kulak verin  “BİRLİKTE TARİH YAZMAK”  için biz hazırız… Aksi halde ülke halkını en hızlı şişmanlatan hükümet olarak TARİH olacağınızı lütfen unutmayınız…

Teşekkürler…

Üstün performans Uzmanı

HALİL KARGULU

 Sağlıklı zayıflama, hızlı ve kalıcı kilo verme yöntemleri için Hk Performans üyeliklerini incelemelisiniz.

ETİKET: hızlı zayıflama, sağlıklı zayıflama, hızlı ve sağlıklı zayıflama yöntemi, gelişerek zayıflama yöntemi, en etkili zayıflama yöntemi, online zayıflama yöntemi, kilo psikolojisi çözümleri gelişerek zayıflama, gelişerek zayıflama yöntemi, zayıflama okulu, online zayıflama sistemi, Üstün Performans Uzmanı Halil KARGULU, Dünya Zayıflama Rekortmeni Halil Kargulu

« Geri