MAKALELER

Alışkanlıklarımız ve dayatma bilgiler Bizi ŞİŞKO Yapıyor

Alışkanlıklarımız  ve dayatma bilgiler Bizi "ŞİŞKO" Yapıyor.

Az yemek yemek, ya da çok yemek yemek, ihtiyaçlarımızdan değil, alışkanlıklarımızdan ibaret. Bu alışkanlıkları bizler doğuştan var etmedik, biz alışkanlıklarımızla doğmadık; alışkanlıklar sonradan kazanılır, sonra da doğuştan varlarmış gibi gözükür ve daha sonra da bize normal gelmeye başlarlar. Yemek-içmek de aynı şekilde alışkanlıklarımızdır. Taa bebekken başlar bu serüven; bebek ağlar, her ağladığında karnı aç olur, susturamazsın ve yine açtır... Karnı doymuyor mu acaba! Aç mı kalıyor?  Olur... Sonra büyümeye devam edersin, canın o anda yemek istemez ama, annemiz zorla tıkıştırıyor olur. Ya ısrarlar karşısında yiyen bir çocuk olur, haddinden fazla yediğin için şişmeye başlarsın, ya da normal yiyeceğin varsa da, yemeyen bir çocuk olursun... Aslında yemediğin için sağlıksız da değilsindir.  Ama normal olan ısrar edilen orantı olduğu için, büyüdükçe de kendini ısrar edilenden az yediğini düşünerekten,  sağlıksız olduğunu düşünürsün ve bu çark bu şekilde devam eder gider. Az yiyenler sağlıksız kişilerdir, ısrar edilenleri yiyenler de normal kişilerdir.

Sonra bir başka kültürümüz vardır; Tabağında kalan şeyi israf etme!!!  Sanki senin miden çöplük muamelesi görür. Hani bir hikaye vardır;       "ye kaymakam bey ye;  sen yemezsen ineklere vercez J"  Aynen öyle, resmen kendimize bu muameleyi yapıyoruz. Kendimizi bu derece değersiz görüyoruz, oysaki hiçbir zaman düşünmüyoruz tabağımıza yiyeceğimiz kadar, ihtiyacımız kadar alıp, tabağımızda da arta kalan bırakmamayı ve tabağımızda arta kalan olmayınca vicdanen de, ne kadar rahat olacağımızı aklımıza bile getirmiyoruz.  Neden;  çünkü göz doymuyor, biz kültür olarak karnımızdan önce bir de göz doyması yaparız, önce gözümüz doysun ki, karnımız zaten doyacaktır. Ama gözün belli bir doyum noktası yoktur, gözle yenmeyecek yemeği önce gözümüze hitap ettiririz, midemizin ebadını, ağırlığını unuturuz...

 

"İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekiyorsa üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefes alıp vermeye bırakmalıdır " (Tirmizi, Mâce Et'ime, Müsned)

Evet; tam anlamıyla kendimize nefes alacak alan bırakmıyoruz, hayatı kendimize dar etmekten, zora sokmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Bize verilen nefesin en değerli sermaye olduğunu unutuyoruz.  Çok yenmiş bir yemekten sonra, nefes alış verişlerimizi, hal  hareketlerimizi,  bedenimizi bir yoklarsak, bir insanın kendisine yapacağı en büyük eziyet olduğunu görmememiz mümkün de değildir. Oysaki; miktar ne kadar az olursa, karnımızdan önce nefsimizi gözümüzü doyurursak,  aslında çok yenen yemekle, az yenen yemek arasındaki farkı da anlamamamız kaçınılmaz olur...

 
Az yemek- çok yemek, israf üzerine bir ülke ekonomisi örneği de vermek doğru olur. Zarar kendimize gibi görünse de, aslında toplumsal olarak nelere etki ettiğimizi düşünebiliriz...  "Ellili yılların ortalarında Menderes Hükümeti ülkeyi kalkındırmak için bir dizi programlar hazırlar. İkinci Dünya Savaşı'ndan çıktığı halde gözle görülür bir atılım yapan Almanya örnek alınacaktır. Alman ekonomi bakanı Türkiye'ye çağrılır. Bizim ekonomi planlamacılarına bir konferans verecek olan bakan, lüks bir otelde yemeğe götürülür. Adet olduğu üzere çorba ile başlanır. Bakan çorbasını bitirirken bizim bürokratlar iki kaşık alıp iade ederler. Bizimkilerin anlayışında tabağı bitirmek görgüsüzlüktür. Az bir şey de olsa bırakılmalıdır. Peşinden gelen yemekte de bizimkiler aynı davranırken, bakan yine bitirir. En son pilav yenilirken bizimkiler yine iki kaşık alıp, iade edecekken Alman Bakan "Durun!" diye çıkışır. "Herkes tabağındaki pirinç tanelerini saysın!" der tercüman aracılığı ile. Bürokrat ve politikacılar şaşkın vaziyette misafirin dediğini yaparlar. "Çıkan rakamları toplayın ve Türkiye nüfusunun yarısı ile çarpın" der. Rakamlar çarpılır ve tonlarca pirinci israf ettiğimiz anlaşılır. Bunun ekonomik maliyeti ise korkunç büyüklükte rakamlardır. Alman Bakan topluluğa döner ve şöyle der:

"Türk Milleti her yıl bu kadar ürünü israf ediyorsa, benim size verebileceğim hiçbir ders yok beyler!.. Biz Almanlar mucize yaratmadık, sadece kaynaklarımızı iyi kullandık ve israf etmedik!"

 
Kendimize, SAĞLIK VE KALİTELİ YAŞAM anlamında verdiğimiz zararlar  başta olmak üzere, ülke ekonomisine kadar, tercihlerimizle zarar vermek hiç de akıllıca bir iş olmasa gerek. Hele kendi koyduğumuz kuralları da yasaymış gibi, değiştirilemezmiş gibi algılamamız, algılatmamız mantık işi değildir.

 
Yemek yemek de bir alışkanlık tarzı ise, o zaman alışkanlıklar değişebilir düşüncesinden yola çıkarak, yemek yeme düzenimizi, düşüncemizi değiştirebiliriz. Sağlıksız yeme alışkanlığımız bir günde ortaya çıkmaz.  Dün, önceki gün, önceki haftalar, hatta aylar ve yıllar boyunca yeme davranışlarımız sağılıksız ve bize uygun biçilen kılıfta ve biçimde süregelmiştir. Bundan dolayı, değişikliğin bir anda KALICI olmasını beklemek gerçekçi değildir. Önce GELİŞEREK DEĞİŞİM İÇİN KENDİMİZİ TANIMALI VE KALICILIĞI buna göre sorgulamalıyız. Gerçekçi olmadığımız zaman, örneğin hiçbir donanıma sahip değilken, bir haftada kilo vermeyi, sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmeyi beklediğimizde, hayal kırıklığına uğramamız kaçınılmazdır. HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAMAMAK için, GELİŞEREK DEĞİŞMEK, DOĞAL BİLİNÇLİ BİR SABIRLA yol almak ve KENDİMİZE, kendimizi RUHEN BEDENEN tanımak için ZAMAN TANIMAK, bizi hedefimize daha da yaklaştıracaktır. UNUTMAMAK GEREKİR Kİ;  sağlıklı, zinde bir yaşam ve ideal kiloda huzurlu, mutlu olmak, kendi potansiyelimize göre donanımlı olduktan sonra en hızlı şekilde yol almak, ANCAK BİR HAK ediş olmalı. Tüm bu sürecin önündeki engelleri kaldırdığımızda ZAYIFLAMA kendiliğinde gelen güzel bir hediye olmalı.  Aksi halde zorla, inadına hiçbir bilince sahip olmadan, körü körüne ZAYIFLAMA çabaları, yaşanan kısır döngülerin ve tüm dünyanın bugün geldiği noktayı açıkça göstermektedir...  KENDİNİZ olmadan ne kadar çabalarsanız çabalayın, mevcut dayatma yöntemlerle, ancak pazara kadar anlık sonuç alıp, ömür boyu hem şişman, hem de mutsuz yaşarsınız...

 
Bu başarısızlık ilk aldığımız NEFESTEN bu güne kadar, bizim dışımızda, bize dayatılan; örf, adet, gelenek ile abartının NORMAL olarak algılanmasını sağlayan dayatmalardır...    

 
Bir anda ZİHİNSEL kalıcı değişmeyi beklememek gibi, gerçekçi olmayan kendi dışımızda, kendi inisiyatifimizde olmayan, bir başkasının bizim hiçbir algı ve düşüncemizi bilmeden DAYATMA  diyet kuralları koyması ve bizim bunları uygulamaya çalışmamız da, kendimizi tanımamızı ve GERÇEK DOĞRULAR ile sağlıklı yeme davranışları edinmemizi engelleyecektir... DAYATMA ŞEKLİNDE gelişerek değişmeden, uzun süre aç kalarak ya da belli dönemlerde bunu yaparak, kilo vermeyi sağlayabileceğinizi düşünebiliriz.  BU İŞKENCE SÜRECİNİ ZAYIFLAMAK gibi algılayabiliriz.  Dayatmacı, uyulması imkansız katı diyet kurallarını ihlal ettiğinde, pek çok kişi bunu kendi hatası, kendini kontrol etmedeki başarısızlığı olarak görme eğilimindedir.   İradesiz, tembel  olduğumuzu düşündüren bu süreç,  bizi başaramadım duygusu ile daha ağır psikolojik travmalara itebilir.  Ancak buradaki asıl SORUN, yasaklara uyamamak değil, GERÇEKÇİ OLMAYAN, KENDİ TERCİHLERMİZLE OLUŞMAMIŞ, BEDENİMİZİ TANIMADAN ÖNCELİKLERİMİZİ KEŞFETMEDEN, GERÇEK FİZİKSEL İHTİYACI SORGULAMADAN,  DAYATMA DİYET KURALLARININ TA KENDİSİDİR.   Yani başarısızlık sürecin sonunda değil, sürecin başında aranmalıdır.

 
" Çok yemek ve içmekle kalbinizi öldürmeyiniz Kalp ekin gibidir, fazla sulanan ekin çürür" Hayatımızdan Kuralları, yasakları, engelleri, örf ve adetleri çıkartmalıyız, zihnimizi bedenimizi kendimize göre özgürleştirmeliyiz, kurallarla oluşmuş "BEN" değil, ihtiyacın ve mutluğun orantısında, çürüyen değil, yeşeren  "BEN" olmalıyız

 

Üye katkıları ile,

 

Halil KARGULU

 

 

Etiket:  Sağlıklı kalıcı ve hızlı zayıflama olmazsa; Diyet ile zayıflama, Obezite Cerrahisi ,  Mideye kelepçe , Mideye Balon , Liposuction ,ultrasonik liposuction  yöntemi, liposaksın, ameliyatsız liposuction, yağ aldırma ameliyatı, vaser ile yağ çekme,  yağ aldırma yöntemleri ve tüm yapay koşulllar hepsi yalan dünya...   

Kalıcı zayıflamak ve hızlı kilo vermek  mümkündür  ancak  çok yönlü eğitim şarttır.

ETİKET: Sağlıklı zayıflama yöntemi, kalıcı zayıflama yöntemi, sağlıklı ve kalıcı zayıflama yöntemi, sağlıklı ve hızlı zayıflama, sağlıklı ve hızlı zayıflama yöntemi, gelişerek zayıflama, garanti zayıflama, sağlıklı kilo verme, sağlıklı ve kalıcı kilo verme, en etkili zayıflama yöntemi, en etkili kilo verme yöntemi, zayıflatan yöntem, hızlı zayıflatan yöntem, kilo verdiren yöntem, hızlı kilo verdiren yöntem, çabuk kilo verdiren yöntem, çabuk kilo verme yöntemi

« Geri