MAKALELER

VİTAMİNLER- MİNERALLER VE PROTEİNLER..

      VİTAMİNLER- MİNERALLER VE PROTEİNLER..

Gelişerek değişim ve zayıflama  için genel anlamda aşağıda bulunan güncel bilgileri tekrar hatırlamak ve bu doğrultuda kendimize çeki düzen vererek, hedefe uyumlu olacak çalışmalarda gerektikçe değerlendirmek için, vücut çalışma bütünü içinde gerekli açıklamalara dikkat etmeli, sebep-sonuç ilişkisi kurarak eksiklerimizi öğrenmeliyiz...

VİTAMİNLER: Vücudun kendisinin üretemediği, daha çok bitkisel organizmalar ve çeşitli bakteriler tarafından sentezlenen, genel sağlık için gerekli,  bedenen ihtiyaç duyduğumuz organik maddelerdir.

MİNERALLER: Vücudun iskelet sisteminin yapı taşlarındandır. Mineraller; organizmanın genel işlevinde, sinir ve kasların fonksiyonlarını destekleyen kan hücrelerinin oluşumunda gereklidir.

BESLENME: Büyüme, gelişme ve vücut işlemlerinin devamı, dokuların yenilenmesi, performans ve sağlık için gerekli gıdaların yapısal ve işlemsel olarak değişmesidir.

ANTİOKSİDANLAR: Vücut için son derece tehlikeli ve oksitlenmeye sebep olan toksinlerin vücuttan atılmasını ve zararsız hale getirilmesini sağlayan kimyasal maddelere antioksidan denir. Antioksidanlar; yaşlanmayı geciktirici, kanseri önleyici etki yapmaktadırlar. İyi kolesterolü artırarak, tansiyonu düşürücü, hastalıklara karşı vücut direncini attırıcı özellikleri vardır.  Zayıflama sürecinde antioksidan etkili gıda takviyeleri vücut dirençleri için gereklidir.

Vitamin ve mineraller, besinlerle alınan enerjinin daha etkin kullanılmasını sağlarlar. 

Özellikle zayıflama süreçlerinde vitamin ve minerallerden zengin besin seçimi, vücut direncini artırarak bize bedensel ve ruhsal güç sağlar.  Bu duygularda kendimizi daha genç ve dinç hissetmemize yardımcı olur. Kilo verme sürecimizde de pozitif destekçilerimiz  olarak görev yaparlar.

Vitaminler genel anlamda vücut direncini arttırıp, yağ yakımını tetikleyici etki yapmakta, dolayısı ile kendimizi daha enerjik, huzurlu ve sakin hissetmemize sebep olmakta, bu olumlu duygular da konsantrasyonumuzu artırıp uyguladığımız programın devamını sağlamaktadır. Onun için % 100 doğal, kimyasal içeriği olmayan vitamin içerikli besinlerden destek alınması kilo verme süreçlerinin verimi ve devamı açısından çok yararlıdır. 

Vitamin ve mineraller yağların yanmasında ateşleyici rol oynarlar. Bunların eksikliğinde istenmeyen yağ depoları oluşur. Özellikle C vitamini, yağ yakımını tetikleyicidir. Şişman ve kilolu insanlarda "Vitamin C" eksikliğine sıkça rastlanır.  Kilo vermek, zayıflamak isteyen kişiler, C vitaminini arttırarak, yağ yakımının hızlanmasına yardımcı olmalıdırlar.
.
KALSİYUM:  Metabolizmayı hızlandırıcı etki yapmaktadır. Kemik, diş ve kasların düzenli çalışmasında görev alıp,  metabolizmanın sürekli çalışmasını sağlar.  

MAGNEZYUM: Kalsiyum ile beraber kullanılmasında fayda vardır. Kemik ve dişleri güçlendirir. Kasların gevşemesini sağlar, adet dönemi sıkıntılarını hafifleterek, psikolojik şikayetleri ve stresi minimuma indirir. Bilinçaltı, psikolojik atıştırmaları önlerken de sakinleştirici etki yapar.

KROM:  Kan şekerini dengeleyici etkiye sahip olup, aşırı tatlı isteğinin ve acıkma hissinin kontrolünde etkin olarak kullanılabilecek bir mineraldir.
 
LİFLER:  Yiyeceklerin sindirilmeyen kısmına kısaca lif veya posa denmektedir. Lifler bağırsaklarda hacim oluşturarak tokluk hissi verir, bağırsak kanseri oluşma riskini azaltır. Kabızlığı önler, kolesterolü düşürürler. Lifler mide sıvısı ile birleşerek genişlerler, açlık hissini azaltırlar, şekerin yavaş emilimini sağlayarak kan şekerini dengelerler. Çözülebilen ve çözülemeyen lifler vardır.

Çözülebilen lifler kolesterolü düşürür, vücuttaki şeker emilimini yavaşlatır. Kan şekerini dengeler.

Çözülemeyen lifler insan vücudunda sindirilmez, bağırsak sisteminin kasılmasını sağlayarak çalışmasını ve hacim katarak tokluk hissi vermesini sağlar. Açlık hissini hafifletir.

DEMİR: Kanımıza kırmızı rengi veren ve enerji üretimi için gerekli olan en önemli mineraldir.

 Hayatımız içinde bazı özel durumlarda, vücudumuzun vitamin ve minerallere olan gereksinimi diğer zamanlara göre daha yüksek oranlardadır.

Örneklemek gerekirse;

* Stresli bir yaşam sürenler...
* Zayıflama sürecinde olanlar...
* Yoğun iş temposunda çaşılanlar...
* Aktif olarak sportif faaliyetlerde bulunanlar...
* Sigara içenler...
* Yaşlılık çağlarında olanlar...
* Hamilelik dönemlerindeki anne adayları...
* Çevre kirliliğinin yoğun yaşandığı çevrelerde oturanlar...

Organizma; vitaminlerin büyük bir kısmını ne üretebilir ne de depolayabilir. Dolayısıyla kendimizi iyi hissetmek ve güçlü kalabilmek adına bu konuda daha bilinçli ve kesinlikle daha tutarlı hareket etmeliyiz.
PROTEİNLER
  Proteinler; organizmaların gereksinimi olan besin maddelerinin en önemli gurubunu oluştururlar. Karbonhidratlar aktüel enerji taşıyıcı, yağlar rezerv maddeleri,  proteinli maddeler ise organizmanın temel yapı taşıdır. Besinlerden alınan protein, yalnız hücrelerde vücut için özel doku ve organ proteinleri, yapı taşı olarak kullanılmaz. Hormon, enzim ve bağışıklık maddeleri içinde hammadde olarak görev almaktadır. Yani proteinler metabolizmada doğrudan rol oynarlar. Organizmada çok değişik proteinler bulunur. Bunlar yalnız cinse özel değil, aynı cinsler arasında, organlara da özeldir. Yani aynı organizmada çeşitli organlardaki proteinler birbirlerinden farklıdır.
Proteinlerde, yağ ve karbonhidratlardaki aynı elementler, karbon, hidrojen ve oksijen bulunur. Fakat proteinlerde karakteristik olarak azot ve bazen de kükürt vardır.
Proteinler yapı taşları olan aminoasitlerin bir araya gelmesi ile oluşan büyük moleküllü bileşiklerdir. 22 farklı aminoasidin değişik kombinasyonu ile tabiatta milyarlarca değişik protein sentez edilmektedir.
Esansiyel aminoasitler vücudun kendisinin imal edemeyip, dışarıdan besinlerle almak zorunda olduğu aminoasitlerdir. Bunlar; Valin, Izoloysin, Löysin, Fenilalanin, Triptofan, Lisin, Metiyonin ve Trionin' dir.
Organizmanın protein ihtiyacı daha çok esansiyel aminoasitler üzerine kuruludur. Bir proteinin biyolojik değeri, yani besleyici değeri bileşimindeki aminoasit türüne bağlıdır. Biyolojik değer: sindirim kanalından emilen vücut proteinine dönüşme oranıdır. Yani biyolojik değer, besin proteininin, insan vücudu proteinine ne kadar çabuk değişebileceğinin ölçüsüdür. En yüksek değere sahip protein,  yumurta akı proteinidir. Yumurta akı proteininin biyolojik değeri 100 olarak kabul edilir ve diğer proteinler buna oranlanır.
Proteinlerin Organizmadaki Fonksiyonları

1-Vücut dokularının onarım ve yapımında kullanılmak.
(Önce onarım sonra büyümede kullanılır.)
2-Enzim, hormon gibi yaşamsal olayları düzenleyen kimyasal düzenleyicilerin   
Bileşimine girmek.
3-Vücuttaki asit- baz dengesini normal dengede tutmak için tampon vazifesi
           görmek.
4-Kalıtsal faktörler için, kromozom ve genlerin yapısında bulunmak.
5-Kasların kontraksiyonunda görev almak.
6-Hücrelerle ile hücreler arası sıvılar arasında, besin unsurlarının değişimine yardım 
ederek, ödemlere sebebiyet veren sıvıların yoğun şekilde toplanmasına engel olmak.
7-Enerji veren diğer besin unsurları olan karbonhidrat ve yağ yeteri kadar alınmazsa                 
veya diyetle fazla protein alınması halinde enerji sağlamak.

Fazla Proteinin Zararları

1- Alınan proteinlerin fazlası yağa dönüşerek depo edilir. Yağın artması kişinin performansını düşürerek, istenmeyen vücut ağırlığı artışlarına ve yağ depolarının artmasına sebep olur.
2-  Protein bakımından zengin hayvansal kaynaklı besinlerin,  yapılarında katı yağ ve kolesterol bulunmaktadır. Bu tür yiyeceklerin fazla oranda tüketimi ileri yaşlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırır.
3-  Proteinlerin parçalanması sonucu oluşan artık maddelerin (Ürik asit) atımı böbrekler yoluyla olduğundan, kişilerde su kaybına yol açar.
4-  Fazla protein vücuttan kalsiyum atımını hızlandırır.
Yetersiz Protein Alınmasının Zararları
Vücudun hastalıklara karşı direnci azalır. Hastalıklar uzun süreli ve daha ağır seyreder. Hemoglobin üretilmediği için kansızlık meydana gelir.
" Çoğu zaman insanlar bana, bunları öğrenmek zorunda mıyım" derler, eğer zayıflamak istiyorsanız ve bunun kalıcı olmasını arzuluyorsanız! işte o zaman bunları ve çok daha fazlasını öğrenmek, sadece öğrenmek değil tecrübelerinizden dest çıkartmak gerekiyor... İşte tüm bunların kısaca tanımı GELİŞEREK ZAYIFLAMA Modelini gösteriyor...

 

« Geri